Savaş halinde iken kılınan namazın adıdır. Kur’ân-ı Kerîm’de Allah, savaşırken giren vakit namazının Rasulullah arkasında cemaatle kılınışını tarif etmiştir.
Savaş ortamında canın tehlikededir. En büyük korkunun yaşandığı bir durumdur. Dehşetli bir durum. Deyim yerindeyse insanın namazı düşünmeye vakti yoktur
İşte böyle bir savaş ortamında Allah, namazın kılınmasını istemektedir ve nasıl kılınacağını tarif etmektedir. Allah ayette; Rasulullah’ın (asm) orduda ki Sahabelerin bir kısmına namaz kıldırmasını ve namaz kılanların da silâhlarını yanında bulundurmalarını, diğerlerinin ise arkalarında nöbetçi durmalarını, sonra da diğer grubun gelip Rasulullah’a (asm) uyup namaz kılmalarını ve onlarında silahlarını yanlarına alarak tedbirli davranmalarını ister.
Böyle namaz kılmalarının sebebi olarak da düşmanın tedbirsiz yakalayıp baskın yapmak istemelerinden dolayıdır, buyurur. 1
Bu ayette de görüldüğü üzere, savaş halinde bile hem de cemaatle Rasalüllah’ın (asm) arkasında namazın kılınmasını istemesi, namaza ve sünnete verdiği önemi gösterir.
Bunun için Müslümanın, namazı kılmaması, namazı terk etmesi düşünülemez. Her şartta, her ortamda mutlaka namazı kılması gerekir. Hiçbir mazeret, hiçbir şey namaz kılmama sebebi olamaz.
Müslüman hangi şartlar içinde bulunursa bulunsun, önceliği namaz olmalıdır. Yaşadığı zaman sabah, öğle, ikindi, akşam, yatsı namazından hangi vakit içinde ise, en önemli işi o vaktin namazını kılmaktır.
Müslüman namaza böye bakmalıdır. Namaza böyle önem vermelidir. Nefsin desiselerine aldanmamalıdır.
Büyük günah işleyenlere ahirette şefaat edecek olan Rasulullah Efendimiz (asm) kızı Hz. Fatıma ‘ya (ra):
“Ey Muhammed’in kızı Fâtıma! Amel et (ibadetlerini yerine getir); çünkü Allah’a karşı seni kurtaramam” buyurur. 2
Yine ayette açıkca görüldüğü üzere Allah, Rasulullah arkasında cemaatle nasıl namaz şeklini tarif ederek sünnete verdiği önemi göstermiştir.
Savaş halinde, korkunun zirve yaptığı bir yerde Allah; “Bir kısmınız Rasulullah’la beraber namaz kılın, diğer kısmı da kendi aralarından kılsın” diyebilirdi. Belki daha kolay olurdu.
Ama Allah, Rasulullah’ın (asm) imamlığında cemaat yapılmasını istedi. Savaşta namaz terkedilmesini istemediği gibi cemaatin de terkedilmesini istemedi. Ve cemaatle nasıl kılacaklarını tarif etti.
“Birazınız Rasulullah’ın imamlığında namazını kılsın, kalanlarda kendi aralarında cemaat yapsın” denilseydi. Büyük bir ihtimalle, Rasulullah’ın (asm) arkasında namaz kılamayan Sahabîler üzülecekti. Allah, anlattığı cemaatle namaz kılınış şekliyle bütün Sahabelerin gönlünü aldı, heyacanlarını coşturdu.
Ve Sahabeler, savaşlarda korku namazını cemaatle kıldılar. Yani sünneti uyguladılar. Savaşta bile terk etmediler.
Bediüzzaman Hazretleri, Allah’ın savaşta cemaatle namaz kılınmasını istemesini değerlendirirken; “Ve madem cemaat hayrı da sünnet olduğu halde o sünnete riayet etmek [o sünnete uymak] en büyük bir hâdise-i dünyeviyeye tercih edilmiş “ demiştir. 3
Dipnotlar:
1- Nisa Suresi:102.
2- Sahih Buhârî, Kitâbü’l-Vesâyâ, 11 Sahih Müslim, İman, 351.
3- Emirdağ Lahikası, 371. mektup, s. 580.