Dünya, nefes kesen manzaralardan insan ruhunun en ince duygularına kadar sayısız güzellikle doludur.
Bu güzellikler, etrafımıza dikkatle baktığımızda ve kalbimizi açtığımızda her an karşımıza çıkabilir. Gökyüzüne baktığımızda, gün batımının ve doğumunun sıcak renkleri, kuzey ışıkları, yıldızlarla dolu bir gecenin derinliği, evrenin ne kadar büyük ve güzel olduğunu hatırlatır.
Suya baktığımızda, okyanus ve denizlerin dalgalarının ritmik sesi, şelalelerin muhteşem akışı, sakin bir gölün yansıması ve bir yağmur damlasının toprağa düşüşü, suyun, hayatın ayrılmaz bir parçası olduğunun ispatıdır.
Canlılara baktığımızda, onların çeşitliliği, mesela, bir kelebeğin kanadındaki desenden bir kar tanesinin eşsiz kristal yapısına, bir çiçeğin açışından bir kuşun cıvıltısına kadar canlılar âlemi güzellikler âlemidir.
Ama orası muhakkak ki daha güzeldir. Bir annenin çocuğuna sarılması, dostların birbirine verdiği destek ve dostça davranış birbirini sevenlerin gözlerindeki parıltı güzeldir.
Meselâ, bir teleskoptan uzak galaksileri izlemek, DNA'nın yapısındaki mükemmel düzeni görmek ve matematiğin evrensel dilindeki zarafet, bilimin estetik yönünü gözler önüne sermek güzeldir.
Tarihin derinliklerini merak etmek, arkeolojik bir kalıntıda geçmiş medeniyetlerin yaşadıkları hayatı öğrenmek, tarihin sayfalarında insanlığın yolculuğunu anlamak, büyüleyici bir keşif deneyimidir.
İnsanlığın hayatını kolaylaştıran teknolojik buluşlar ve birçok şeyi başarma arzusu, zekânın ve merakın güzelliği insanlar tarafından beğenilir ve bu güzeldir.
Küçük küçük güzellikler, mesela; taze demlenmiş bir kahvenin veya fırından yeni çıkmış ekmeğin kokusu. Yağmurdan sonraki toprak kokusu. Sıcak bir günde serin bir esinti. Uzun ve yorgunluktan bitmiş bir günün ardından temiz çarşaflar arasında uykuya dalmak. Dost ve sevdiklerimizle keyifli bir sohbet vb. şeyler güzeldirler.
Sonuç olarak, dünyadaki güzel şeyler ulaşamadığımız kadar çoktur. Onları görmek için bazen uzaklara seyahat etmek, bazen de sadece durup etrafımızdaki anın tadını çıkarmak yeterlidir. Güzellik, bakış açımızda ve onu arama isteğimizde gizlidir.
Hâlbuki “Ehl-i iman için ölüm sonrası hayat daha güzel, daha tatlı, daha mutlu ve daha zevklidir.”
Herhalde bu yüzden Hz. Yusuf (as), hayatının en güzel ve en mutlu anında ölmeyi istemiştir. Çünkü dünya hayatında yukarıda saydığımız güzellikler yanında, sıkıntı, zahmet, keder ve elem vardır. Mü'min için bu dünya, ahiret hayatına göre zindan hükmündedir. İmanlı kimse için ölüm; "Zindan-ı dünyadan bostan-ı cinâna [Cennet bahçelerine] seyahattir."
Cenab-ı Hak Kur’ân'da şöyle buyuruyor: “İman eden ve güzel işler yapanları müjdele: Altlarından ırmaklar akan Cennetler onlarındır. O Cennetlerden rızık olarak bir meyve yediklerinde, ‘Bu daha önce yediğimiz rızıktandır’ derler. Rızıkları, dünyadakine benzer şekilde kendilerine sunulur. Orada onlar için ter temiz eşler vardır. Onlar orada ebedî olarak kalacaklardır.” 1
Dipnot:
1- Bakara Suresi: 25.