"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

ABD’nin “yeni Afganistan projesi”ne kahyâlık

Cevher İLHAN
29 Temmuz 2021, Perşembe
Afganistan, Sovyetlerin dokuz yıldan fazla süren işgalinden sonra “11 Eylül olayları” bahanesiyle yirmi yıl ABD’nin en az doksan bin askerle işgal ve emperyal savaşını sürdürdüğü, ardından Irak’la birlikte “Amerika’nın en uzun savaşı”yla BOP’un deneme sahası haline getirdiği bir ülke.

Küresel işgalcilerin desteğine rağmen “deneme” başarısız olunca, yüz binlerce mâsum sivilin katledildiği mazlum Afganistan şimdi de yeni bir hegemonya ve çıkar savaşı alanına çevriliyor. 

Orada iki trilyon dolardan fazla para harcayan, iki bin beş yüz askerini kaybeden ABD, şimdi de “11 Eylül’ün sorumlusu” gördüğü ve yıllardır güya “savaştığı” silâhlı Taliban örgütüne “ihale”yle El Kaide’den IŞİD’e her türlü terör örgütünün cirit attığı, uyuşturucu kaçakçılığının önemli bir kısmının merkez üssü yapılan bölgede bu kez işbirlikçi “taşeron”lar üzerinden işgalini sürdürme peşinde. 

Çarpıcı olan, ABD ile işgalci müttefiklerinin bu uluslararası emperyal ve çıkar savaşlarına Müslüman Afgan halkının kadim dostu Türkiye’yi de katması ve daha da çarpıcısı Ankara’dakilerin bu ülkeyi parçalanmaya kadar götürecek “işgal savaşı kahyâlığı”nı hevesle üstlenmeleri… 

BÜYÜK TEHLİKE, CİDDİ RİSKLER…

Başta Milli Savunma Bakanı ile Saray’dakiler “yıllardır Afganistan’da oldukları”nı söyleseler de, Taliban’dan “11 Eylül’e kadar bütün yabancı güçler ülkeyi terk etsin!” çağrıları devam ediyor. 

Ve iddiaların aksine, dünyada en fazla saldırı ve bombalama yapan bir örgüt olan Taliban Liderlik Konseyi ve sözcüleri sık sık “Müslüman ve kardeş ülke de olsa ABD ile birlikte NATO müttefiki olan Türkiye’nin bizim için ABD’den farkı yoktur!” tehditleri savuruyor.  

Vakıa şu ki Biden yönetiminin Taliban’la yaptığı “NATO komutası altındaki yabancı askerlerin de ABD ile koordineli olarak çekilmesi anlaşması”na göre ABD ve NATO müttefikleri ülkeden çekilirken, ne BM Güvenlik Konseyi, ne NATO gibi hiçbir uluslararası merciin kararı olmadan, dahası Afgan hükûmeti Türkiye’den resmen talep etmeden ve Meclis’ten geçmeden, NATO ülkeleri çekilirken Türkiye’nin Afganistan’da asker bulundurmasının hiçbir meşruiyeti kalmıyor.

Bundandır ki konunun uzmanı diplomatların ifadesiyle, Ankara’nın, bayram sabahı bayram namazı sırasında Başkent Kabil’e roketlerin atılmasıyla yeniden sinyalleri çakılan, her an daha yoğunluklu bir iç savaş fitnesi ateşine atılması, Türkiye’yi “savaş ve cephe ülkesi” suçlamasına mâruz bıraktıracak. 

Bu açıdan “Aslında Türkiye’ye büyük bir saygısı olan Afganların tepkisi Mehmetçiğe değil, Ankara’nın yirmi yıl sona Afganistan’da enkaz bırakan ABD ve NATO gibi uluslararası güçlerle birlikte asker yollamasınadır” tesbitinde bulunan NATO’nun Afganistan eski sivil temsilcisi ve Dışişleri eski Bakanı Hikmet Çetin, “Altı yıldır Kabil Havaalanını kontrol eden Türkiye’nin bundan sonra bu görevinin devamı için öncelikle BM Güvenlik Konseyi kararının şart olduğunu bildiriyor. 

Ayrıca mutlaka Afgan hükûmetinin yanısıra Taliban’ın “oluru” ve Rusya ile Çin’in onayı gerektiğini belirtiyor. “Aksi halde bunu görmeden bu projeye gözü kapalı atlamak Türkiye’yi ‘işgalci’ durumuna düşürür ve büyük tehlikelerle, ciddi risklerle karşı karşıya getirebilir” uyarısında bulunuyor. 

TEHDİT VE ŞANTAJLARDAN KURTULMAK İÇİN

Görünen o ki “tek kişilik yönetim”de, Amerika’daki Zarrap ve Halk Bank davasında on milyarlarca dolar cezaları savuşturmak, iki buçuk milyar dolar ödenen S-400 füzeleri baskısını, yine milyarlarca dolar harcandığı halde ABD’nin vermeyip üretim projesinden dışladığı F-35 savaş uçakları kıskacını aşmak için bütün bu tâvizlere teşne hale gelinmiş. 

Keza ihale fesatlarıyla, yolsuzluk, hırsızlık, rüşvet, çökme, suiistimal ve savurganlıkla muallel dibe vuran ekonomide Trump’tan sonra Biden’ın da dayattığı ve Amerikan Kongresi’nden geçen “ABD’nin hasımlarıyla yaptırımlar yoluyla mücadele yasası (CAATSA)” ile ağır ekonomik yaptırımları hafifletmek ve bir baskın ya da erken seçimi almak için Amerika’daki baronlardan, Londra’daki tefecilerden yüksek faizlerle kredi ve borç almak… 

Bu yüzden Ankara yeni bir “vekâlet savaşı”nı canhıraş devralıyor. Kadife devrimlerin finansörü Macar Yahudisi Soros’un “Türkiye’nin en büyük ihracat ürünü askeridir” önerisiyle emperyal güçlerin egemenliği uğruna Mehmetçik ateş hattına sürülüp Türkiye yeni bir göç dalgasına mâruz bırakılıyor.  

Oysa asıl yapılacak olan, güçlü ve etkin diplomasiyle Afganistan’ın işgalden ve işgalcilerden kurtulması, barış ve istikrarın gelmesidir. 

Okunma Sayısı: 1039
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
    (*)

    Namaz Vakitleri

    • İmsak

    • Güneş

    • Öğle

    • İkindi

    • Akşam

    • Yatsı