Yoğun gündemin hayhuyunda başta ekonomik çöküş olmak üzere “iktidar cephesi”nce gerçek gündemin milletin nezdinden kaçırılması için sürekli kamuoyunu oyalama maksatlı orta atılan tartışmalardan biri de “Ahbap soruşturması”ydı.
Dikkati çeken, haftalarca depremde şarkıcı Haluk Levent’in başında bulunduğu Ahbap Derneği’ne “yardım kampanyası’nı destekledikleri” propagandasıyla “muhalif” onca sanatçının, gazetecinin soruşturmaya çağrılmasına karşı “iktidar cânibi”den “kampanya”ya destek veren bakanlardan bir tekinin dahi çağrılmamasıydı.
“Ahbap”la ilgili olarak sırf bir “tweet” atanların ifadesi alınırken, Haluk Levent’le boy boy fotoğraf çektiren bakanların, iktidar partisine yakın isimlerin görmezden gelinmesiydi. “Yandaş medya”ca ateş topunun muhalefetin üzerine atılarak, Levent’i “kahraman” ilân eden iktidardakilerin “teğet” geçilmesiydi.
Oysa 6 Şubat 2023’te Kahramanmaraş merkezli depremlerin ardından, “topladığı yardımlarla deprem bölgesinde çadır ve konteynır kentlerin kurulmasına destek verdiği, gıda, su, yemek, oyuncak, kitap ve kırtasiye malzemeleri gibi çeşitli yardımları dağıttığı, eğitim faaliyetlerinin sürdürülmesi amacıyla prefabrik okulların kurulmasına katkı sağladığı” gerekçesiyle birçok bakan ve yönetici Levent’e övgüler dizmişti. Bakanlar, bakan yardımcıları “takdir” ifadeleriyle “plâketler” vermiş, yanyana fotoğraflar çekilmişti.
Bundandır ki sırf “Ahbap’a yardım ettiği” ya da “depremdeki yardım faaliyetlerini desteklediği” için sanatçılar, gazeteciler ifadeye çağrılırken, Haluk Levent’le fotoğraf veren bakanların, iktidar yakın isimlerin çağrılmamasının sebebi soruluyor.
SP Genel Başkanı Mahmut Arıkan, Maliye’nin herhangi bir vatandaşın birine elli bin lira para göndermesinin sorguladığını nazara verip Türkiye Cumhuriyeti’nin en büyük dolandırıcılık hadisesine arka çıkan, siyasî destek veren “yetkililer”in soruşturulmamasını sorguluyor. Milyonlarca dolarlık para trafiğinin yıllar boyunca devam etmesinin, kumara, karşılıksız çeklere, tefecilere para aktarılmasının neden ortaya çıkarılmadığını gündeme getiriyor. (gazeteler, 3.8.26)
“Bu Ahbap soruşturmasının siyasî ayağında kim var? Hırsızın çaldıklarına kılıf ayarlayanlar da en az hırsız kadar suçludur. Neden soruşturulmuyor? Bakanlar Kurulu’nda 16 bakan var. Neredeyse Haluk Levent’le fotoğrafı olmayan bakan yok. Onları ne zaman ifade vermeye çağıracaksınız?” sorularını soruyor. “Ahbap’ın ‘siyasî ayağı”nın üstünün kapatılıp karartıldığından yakınıyor…
TESBİT
“‘Müslüman zâlim yönetici' mi, gayr-ı müslim âdil yönetici’mi?"
Millî Eğitim eski Bakanı Prof. Dr. Hüseyin Çelik, engin siyasî tecrübesi ve bilge kişiliğiyle özellikle demokrasi, hukuk-adâlet, hak ve hürriyetler konusunda önemli açıklamalarda bulunur.
“Demokrasi plâtformu” toplantılarında hukukun temel kriterlerinin başında gelen Mecelle’deki “beraat-ı zimmet asıldır” kuralını, “mâsuniyet karinesi”yle yargılanmadan herkesin suçsuz olduğunu, “kanun önünde eşitliği”, “vatandaşlık hukuku”nu vurgular.
İnsanların “yargısız infazla “suçlu” isnadıyla tutuklanmasının yanlışlığını eleştirir. Hz. Ali’nin “devletin dini adâlettir” sözüyle yöneticilerin “âdil olması”nın önemini belirtir.
Bundandır ki bu hususta sosyal medyadaki bir röportajda anlattıkları ibret verici:
Seyyid Şerif Cürcanî’ye talebeleri,“Hocam, “Müslüman ama zâlim devlet başkanı mı, yoksa âdil ama gayr-ı Müslim devlet başkanı’mı, hangisi tercih edilir?” diye sormuşlar. Seyyid Şerif Cürcanî, “Elbette hem Müslüman, hem âdil olanı tercih edilir” cevabını vermiş. Ancak talebelerinin “Müslüman zâlim’ ile ‘gayr-ı Müslim âdil’ arasındaki tercih”te ısrarları üzerine, “gayr-ı Müslim âdil yönetici’, ‘Müslüman zâlim yönetici”ye tercih edilir” cevabını verir.
İbret-i âlem ola…