"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

Dinî yapılar ve maddî yardımlar

İbrahim ERSOYLU
28 Ağustos 2026, Cuma
Dinî hizmetlerin şaibesiz, kimseden maddî yardım talep etmeden İslâm’ın ruhuna, onuruna ve usulüne uygun yapılması asıldır.

Aksi halde o hizmet, ne kadar parlak ve büyük olursa olsun Allah katında makbul, toplum nezdinde muteber ve etkili olmaz. Cenab-ı Hak, ihlâsla yapılan hizmetlere umulmayan yerden ve yollardan maddî destek gönderir. 

Daha önceki asırlarda gelen Dört Mezhep İmamları ile Abdulkadir-i Geylanî, Bahaddin Nakşibend, İmam-ı Gazalî, İmam-ı Rabbanî ve ahirzamanın peygamber varisi Üstad Bediüzzaman Said Nursî gibi İslâm’ın yıldız şahsiyetleri, ifa ettikleri iman ve Kur’ân hizmeti için zamanlarında -devlet idarecileri dahil- kimseden yardım talep ve kabul etmediklerini görmekteyiz. Ancak onlar, hizmetlerinde başarılı olup toplumda manevî inkişafa vesile olmuşlardır.

Osmanlı devletinin son sadrazamlarından olan Said Halim Paşa, İstanbul Boğazında şimdi kendi adıyla müsemma olan ve günümüzün emlak danışmanlarına göre 100 ile 150 milyon dolar değerindeki yalısını hizmetinde kullanmak üzere o dönemde Bediüzzaman’a bağışlamak istediğini ona haber vermiştir. Fakat o, “Bir düşüneyim” diyerek bir gece Beykoz’daki Yuşa Türbesine çekilerek bir iç muhasebe yapmış, sonra “Beni dünyaya çağırma, ona geldim, fena gördüm” şeklindeki manzumeyi kaleme almıştır.1 Neticede yapılmak istenen bağışı reddetmiştir. 

1940’ların ortasında Afyon/ Emirdağ ilçesinde sürgünde iken, o zamanın hükümeti tarafından kendisine günde 2,5 Lira ( 2,5 Altın) hem maaş, hem de istediği tarzda mobilyasıyla birlikte bir evin yapılması teklif edilmiş, ama o, hür ve ihlâslı hizmet yapmak için bu teklifi de reddetmiştir.2 

1980 ihtilâli akabinde darbecilerin tuzağına düşüp, maddî yardım tekliflerini kabul eden, sonra onlara destek veren dinî grup ve cemaatlerin daha sonraki halleri malumdur. Yardım aldıktan sonra dinî prensiplerden taviz verip, resmî ideoloji ile barışmak zorunda kalmışlardır. Onların o desteğinin daha sonra nasıl tahripkâr sonuçlara yol açtığı görülmüştür.  

1980 darbecileri, Yeni Asya’nın İmtiyaz Sahibi olan Mehmet Kutlular’a, benzer teklifler yapmışlar; resmî ideolojiyle barışmak ve istedikleri bazı işleri yapmak karşılığında cemaate devletin kredi musluklarının açılacağı; cemaatin yurt çapında özel okullar, yurtlar ve dershanelere sahip olacağını bildirmişlerdir. Teklifleri kabul edilmeyince, camianın arasına fitne fesat sokularak Nur talebelerini birbirlerine düşürmüş ve birçok gruba bölmüşlerdir.3

Son söz: Yeni Asya camiasının, Risale-i Nur’un imanî hakikatleriyle içtimaî ve siyasî prensiplerini birlikte hayata geçirerek kimseden maddî yardım talep ve kabul etmeden, istiğna düsturuyla gösterdiği hür ve ihlâslı duruşu ile tarihe not düşmektedir. 

Gelecek nesiller bugünler için “O zamanda, kimseden maddî yardım almadan siyaset üstü ihlâslı din hizmeti yapan ve cesurca yanlışları haykıran bir cemaat yok muydu?” dediklerinde “Var mış, ama bazıları onları dinlememişler” denecektir. 

Dipnotlar:

1- Sözler, 17. Söz, s. 249.

2- Emirdağ Lâhikası, s. 51.

3- M. Kutlular, İşte Hayatım, YAN, 2008, s. 300 vd.

Okunma Sayısı: 212
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
    (*)

    Namaz Vakitleri

    • İmsak

    • Güneş

    • Öğle

    • İkindi

    • Akşam

    • Yatsı