"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

Aşı muamması…

Cevher İLHAN
19 Ocak 2021, Salı
Kovid-19 salgınına karşı dünyada birçok ülkenin bir ayı aşkındır aşıya başladığı belirtilirken, Türkiye’de yeni başlayan aşılama da bir dizi belirsizlikle muallel.

Belli başlı dünya ülkeleri nüfusunu katlayacak aşının önemli bir kısmını edinip bütün vatandaşlarına aşılama plânlaması yaparken, Türkiye’de Bakan’ın verdiği tarihten bir ay gecikmeli olarak ancak bir buçuk milyon sağlık çalışanına yetecek üç milyon dozla kalınması bu zafiyetin tezâhürü.

Çünkü uzmanlar, 83 milyonluk Türkiye’de “toplum bağışıklığı” için en azından 60 milyon vatandaşın aşılanması için 120 milyon doz aşının gerektiğini belirtiyorlar. 

50 milyon doz aşıdan bahsediliyor; lâkin bağlantısının kurulup kurulmadığı ve ne zaman geleceği bilinmiyor. Kaldı ki bu miktar temin edilse dahi ancak 25 milyon vatandaşa yetiyor; bu bakımdan en az 60 milyon doz daha aşıya ihtiyaç olduğu belirtiliyor. Ne var ki birçok ülke birkaç aşı üreticisi firmayla bağlantı kurup anlaşmalara varırken, Ankara’nın bir tek Çin şirketi Sinovac’la kalması, mevzubahis aşının siparişinin yapılıp yapılmadığı, hangi şartlarla ve fiyatla satın alındığı, Çinli ya da Türk şirketlerin aracı olup olmadığı bilinmiyor.

TEREDDÜTLER DURUYOR

Öncelikle “Alman aşısı” olarak bilinen Biontech Pfizer aşısını üreten ve “yaşadığımız Almanya ve vatanımız Türkiye için ayrıcalık isteriz” diyen iki Türkün Aralık ayı başında “diğer aşılar gelene kadar fasılalar olabilir” uyarılarına rağmen Ankara’nın aşı temininde geç kalmasının sebebi soruluyor. 

Bu süreçte Sağlık Bakanı’nın daha önce “bağlantı kurduk” ifadesine karşı Cumhurbaşkanı “anlaştık” deyip akabinde “görüşüyoruz” diyerek Almanya ile ortak üretimden ve Rusya ile bir çalışmadan söz ediyor.

En son Sağlık Bakanı’nın Cumhurbaşkanı ile parti yönetimine “aşı sözleşmesinin tamam olduğu, ikinci partinin 15 gün sonra geleceği, üç partide 10 milyon aşının Türkiye’ye ulaşacağı, ithal aşının 50 milyon dozu bulacağı, aşıların bir aylık sürede tamamlanacağı; ayrıca Biontech’le ilk etapta gelecek 500 bin aşının dışında bağlantıların yapıldığı, tekrar aşılarda yerli aşıların devreye sokulacağı”nı anlatırken, kamuoyunu tatmin edecek yeterli bilginin verilmemesi dikkat çekici. (Nuray Babacan, Hürriyet, 17.1.21) 

Yine üretici firmanın yan etkilerinden emin olmayıp hukukî ve malî sorumluluk kabul etmediği, Türkiye’de yüzde 91 denilmesine karşı Brezilya’da yüzde 60’ta kalan etkisiyle tartışmalı hale gelen ve testleri bitmeyen, özellikle ileri yaştakilerin etkilenecekleri risklere açıklık getirilemeyen Çin aşısına hangi kriterlerle “âcil kullanım izni” verildiğinin bilinmemesi bir başka muamma olarak ortada duruyor. (Abdurrahman Dilipak, Yeni Akit, 2.1.21)

Bu yüzden daha “3. faz araştırması” neticelenmeden onaylanan aşıya ilişkin dış basında “Türkiye’nin 3. faz testlerinin deney alanı olduğu” iddia ediliyor. Euronews, “Türkiye’de yayınlanan Sinovac aşısının ön raporu kafalarda soru işâretleri meydana getirdi” diyor. 

Özetle bu vetirede Saray’dakilerin Alman aşısıyla aşılandığı, hatta sosyal medya paylaşımlarından bu aşının iktidar partisinin taşra teşkilâtlarına gönderildiği haberleri ortasında bir yığın bilinmezlik sürüyor.

İSTİFHAMLAR GİDERİLMELİ...

Gerçek şu ki bütün dünyada “aşı tereddütleri” var. Bundandır ki birçok ülke geniş araştırmalar yapmadan aşıları kullandırmıyor, “kullanım izni” vermiyor. Türkiye’de ise yanlışları ve gecikmeleri sorgulayıp ikazda bulunanlar politik polemiklerle “aşı karşıtlığı”yla suçlanıyor.

Ve bütün bu tereddütleri gidermesi gereken Bilim Kurulu aşı meselesinde de âdeta devre dışı. Demokratik ülkelerde benzeri bilim kurullarının sözcüleri bağımsız olarak kamuoyuna açıklama yaparken, Türkiye’de bu hususta oluşturulan Bilim Kurulu’ndan ses seda çıkmaması, bütün duyuruların siyasetçilerce yapılması istifhamları arttırıyor.  

Bu arada AB üyesi ülkelerden istenecek “aşı pasaportu”nda Çin ve Rus aşılarının kabul edilmemesiyle vatandaşların AB ülkelerinde serbest dolaşım hakkını kullanamaması ihtimaline Ankara’nın Avrupa Konseyi nezdinde Türkiye’nin “aşı belgesi”nin geçerliliğini sağlaması icâb ediyor. 

Gerçekten, Ankara neden tek aşıyla kaldı? Niçin bütün çağrılara rağmen zamanında birkaç firmayla gerekli bağlantılar kurulup yeterli aşı teminine çalışılmadı; özellikle “Alman aşısı” temin edilmedi? Sonra henüz “3. faz çalışması”nın bitmediği bildirilen Çin aşısı neden oldubittiye getirildi? Niçin getirilen aşıların mâliyeti, sipariş ve tedârikine dair yeterli bilgi verilmedi, verilmiyor?

Hülâsa, “aşı muamması” devam ediyor. Oysa aşıda başarı için siyasî iktidarın tam bir şeffaflıkla kamuoyunu doğru dürüst bilgilendirmesi ve tereddütleri gidermesi gerekiyor… 

Okunma Sayısı: 1617
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
  • Abdullah

    19.1.2021 08:03:35

    3 kuruşluk maskeyi vatandaşa ücretsiz dağıtmayı beceremeyen bu hükümetin aşı konusundadır çuvallaması son derece normal ben hiç şaşırmadım bindik bir alamete gidiyor kıyamete.

(*)

Namaz Vakitleri

  • İmsak

  • Güneş

  • Öğle

  • İkindi

  • Akşam

  • Yatsı