"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

Fırêlê medrese geleneği (1)

Mehmet Emin Bozkuş
07 Nisan 2026, Salı
Kadim memleketimizin; tarihi çok uzaklara uzanan bir geleneği vardı.

Bu gelenek coğrafyamızdaki yerleşim yerlerinin hemen hemen hepsini kapsamaktaydı. Kıtlık yıllarında, en zor şartlarda bile devam eden, süregelen bir kutlu gelenekti. Neydi bu gelenek: Medrese eğitimi geleneği.

Memleketimizin sadece bir halkasını teşkil eden Fırêlê medresesinden bahs edeceğiz. 1870 yılından 1989 yılına kadar çok az istisnalar dışında hemen hemen hiç kapanmayan Fırêlê medresesinin kronolojik yapısını, müder-rislerinin biyografilerini kısaca anlatmaya çalışacağız, Molla Abdullah’ı anlatacağız. Fırfêlê köyü ile özdeşleşmiş Molla Abdullah Fırfêli. Firfel köyünün yeni ismi Ulak’tır. Şırnak ili, İdil ilçesine bağlıdır.

Fırfêl köyünün Molla Abdullah’ın hayatındaki önemli mevkisinden dolayı aralarında bir nevi telâzüm ilişkisinden bahs etmek mümkündür. Yani biri anılınca akla hemen diğeri gelmektedir. Bu sayede Fırêlê medresesinde kendine özgü bir gelenek oluşmuştur. Talebelerin köy camisinin bitişiğindeki 40-50 metrekarelik medresedeki hayatları ilk etapta zor gözükse de kimsenin bu durumdan şikâyetçi olmaması ve talebelerin sadece derslere yoğunlaşma arzuları medrese geleneğinin önemli bir hususiyetini yansıtmaktadır. Bu tür ortamlara sabretmek ve zoru göğüslemek ilmin bereketi için gereklidir. Medrese talebesi çevresindeki hiçbir unsuru temel hedefine tercih etmemeli, okunan dersin metni mutlaka ezberlenmelidir. Bu esnada hiç kimseyle muhatap olmamaya çalışmak ve sadece metin ezberlemeye odaklanmak teşvik edilen bir husustu. Ayrıca okunan dersin bir akran yahut daha tecrübeli biriyle müzakere edilmesi, daha sonra sakin bir ortamda mütalaa edilmesi en önemli husustur. Hicre olarak isimlendirilen talebelerin kaldığı yerde işlerin sevk ve idaresi için genellikle Molla Cami kitabını bitirmiş ve talip derecesine yükselmiş olanlar arasından bir Mir seçilmesi âdettendi. Bu seçim Seyda’nın başkanlığında belirlenirdi.

Molla Abdullahê Fırfêli genelde sabah namazından sonra medreseye gelir, kendisi için hazırlanan yere oturur ve hiç yemek yemeden sadece öğle namazı için ara vermek suretiyle bir şekilde akşama kadar ders vermeye başlardı. Genelde namaz için camiye uğrar ve namazdan sonra yakındaki evine giderdi. Talebeler ders için yanında otururken bir saat içinde muhtelif oturma pozisyonu alırken Seyda’nın sabit bir pozisyonda kalması herkesin dikkatini çekerdi. Hatta bazı talebeler onun bu durumunu takip etmek için saat tutar, bazen saatlerce oturma şeklini değiştirmeden devam ettiği olurdu.

Talebelerin iaşe ve diğer ihtiyaçları Fırfêlê köylüleri tarafından karşılanırdı. Yemekler daha önce tespit edilmiş köy hanesinden sabah-akşam alınırdı. Özellikle yaşça küçük talebeler ilgili evlere boş tabaklarıyla gider, kendileri için pişirdikleri o günkü yemekten tabakları doldurularak bir ekmekle dönerlerdi. Talebenin giderken ve dönerken sadece önüne bakması, sağa-sola bakmaması, gittiği evde kapıda beklemesi, evin içine bakmaması hatta tabağı alırken de sadece elini uzatması esastı. Aslında bu bir terbiye metoduydu ve aynı zamanda kibirlenmeye karşı bir tedbir olarak addediliyordu.

Kaynak: Doç. Dr. A. Baki Deniz

Okunma Sayısı: 153
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
    (*)

    Namaz Vakitleri

    • İmsak

    • Güneş

    • Öğle

    • İkindi

    • Akşam

    • Yatsı