Türkiye’yi idare edenler aksini iddia etse de milletimiz ekonomik şartlardan dolayı ciddî sıkıntılar çekiyor.
Açıklanan resmî enflasyon rakamlarının doğru olduğu kabul edilse bile dar gelirli vatandaşların geçinmesinin kolay olmadığı ortada. Bugünkü şartlarda 10 bin lira kira ödeyen bir emeklinin hele hele büyükşehirlerde geçinme imkânı var mı?
Unutulan bir nokta var: Muhtemelen bugün yaşanan ekonomik sıkıntıların ağır faturalarını belki de çocuklarımız ödeyecek. Zor da olsa geçinen asgarî ücretli gençlerin acaba ev sahibi olma imkân ve ihtimali kalmış mıdır? Aynı ailede 2 kişinin asgarî ücretle çalıştığını düşünelim. Bu durumda olan bir çekirdek aile, emekli oluncaya kadar bir ev sahibi olabilir mi? Hadiseye bu pencereden bakılırsa önümüzdeki senelerde daha fazla sıkıntıların milletimizi beklediği söylenebilir.
Ülkemizde ciddî ekonomik sıkıntılar var, ancak bu sıkıntıların kökünde ve temelinde “hukuksuzluk” yattığını görmek durumundayız. Bazı uzmanların da ifade ettikleri üzere yıllarca süren bir enflasyon olmaz. Sürüyorsa, idarecilerin bu meseleyi ciddiye almadığını ve enflasyonun devam etmesini istediklerini gösterir. Nasıl ki başka ülkelerde “baş ağrısı” çekenlere “ağrı kesici” ilâç verilir, aynı şekilde enflasyonla nasıl mücadele edileceği de test edilip onaylanmış bir meseledir. Avrupa’da ya da Amerika’da netice veren bir uygulamanın Türkiye’de netice vermemesi nasıl mümkün olur? Demek ki bizdeki idareciler enflasyonu düşürmek iddiasında samimi değiller. Öyle olsa devletteki israfı sona erdirmek için kararlı adımlar atmaları gerekmez miydi?
Enflasyonu mağlup etmiş ülkelerin ortak özelliği “adalet ve hukuk” meselesine önem vermiş olmalarıdır. Mutlaka onların da hukuk ve adalet noktasında arızaları vardır, ancak o arızaların ülkemizdekilerle kıyaslanması pek de mümkün değildir. Uluslararası test ve tespitler ülkemizin hukuk sahasında çok gerilere düştüğünü gösteriyor. O halde ekonomik sıkıntıları da sona erdirmek için mutlak surette “hak, hukuk ve adalet yolu”na yönelmek mecburiyetindeyiz. Dolayısı ile vatandaş olarak hepimizin “Önce hürriyet” taleplerini yüksek sesle dile getirmemiz şarttır. Çünkü ekonominin düzelmesi de öncelikle hukuk ve adalet sisteminin düzelmesine bağlıdır. Bazıları “Ne alakası var?” diye düşünebilir. Fakat nasıl ki başımızdaki ağrıyı dindirmek için ilâcı başımıza sürmüyor ve midemize indiriyorsak; Türkiye’nin ekonomik sıkıntılarını sona erdirmek için de “önce hak, önce hukuk” demek şarttır.
Enflasyon ve hayat pahalılığı başta olmak üzere her türlü sıkıntıların sona ermesi için “önce adalet” talep edelim, vesselam.