"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

İktidarın denetim rahatsızlığı

Cevher İLHAN
17 Ekim 2020, Cumartesi
Vaziyet şu ki AKP iktidarında devlet kurumlarını TBMM adına denetleyen Sayıştay’ın malî denetim yetkisi büyük ölçüde tırpanlandı. Denetçilerin bulguları direkt rapora dönüştürme, kaynakların ekonomik ve verimli kullanılıp kullanılmadığını belirleme, iç kontrol sistemlerini değerlendirme yetkileri alındı.

Sayıştay denetiminin kısıtlanması, denetim raporlarının sansürden geçirilmesi ve Meclis’te Kesin Hesap Komisyonu’nun kurulmamasıyla ihalelerde kamunun ne kadar zarara uğratıldığı tam olarak bilinmezken, kamu kurumlarının zararları katlanarak arttığı kaydediliyor.

Bu yüzden Meclis’in temel görevlerinin başında gelen “bütçe ve denetim hakkı ve işlevi” oldukça yetersiz kalıyor. Ne var ki buna rağmen “denetim raporları”nda ortaya çıkan açık ve zarar dudak uçuklatıyor.

Meselâ, Sayıştay’ın Kamu İşletmeleri 2017 genel denetim raporunda, 75 kamu işletmesinin mercek altına alındığına, KİT’lerin hizmet alım yapacakları işleri özel şirketlere ihalesinin öncelikle istihdamın azalmasına sebep olduğuna dikkat çekiliyor.

Buna göre, kamu işletmelerinin -malî kuruluşlar hariç- dönem kârı 2016 yılında 23,3 milyar lirayken, 2017 yılında ise 14.5 milyara gerilemiş. Keza 16 kamu işletmesi zarar etmiş. Türkiye Şeker Fabrikaları 258 milyon, Toprak Mahsulleri Ofisi 267 milyon, Çaykur 267 milyon, Türkiye Kömür İşletmeleri Kurumu 172 milyon, Türkiye Taşkömürü Kurumu işletmeleri 850 milyon, Türkiye Elektrik Dağıtım A.Ş. 216 milyon ve Devlet Demiryolları 2 milyar lirayı aşan zararla yılı kapatmış.

Raporda özel şirketlere “hizmet alımı” yüzde 31 artarak 7 milyar 783 milyon liraya varırken, kamu işletmelerinde istihdam edilen personel sayısı 213 bin 27 kişiden 206 bin 742 kişiye gerilemiş. Buna mukabil, personel harcamaları 17.1 milyar liradan 20.5 milyar liraya çıkmış.

Özetle, “bilânço”daki kamu kuruluşların zararına ilişkin korkunç rakamlar vahameti ele verirken, devletteki israfı, usûlsüzlüğü, kayırmayı, yolsuzluğu ve rüşveti ifşa ediyor.

Siyasî iktidarın Sayıştay’ın denetim raporlarından rahatsızlığı ve tepkisi bundan…

Makam aracı israfı

Devletteki makam aracı saltanatı, vahim israf boyutunu ortaya koyuyor. Dünyadaki ve Türkiye’deki makam araçları ve uçak filolarını konu alan çalışmaya göre, Türkiye’deki makam aracı sayısı 125 bin; bir tek Cumhurbaşkanlığı’nda 268 araç var.

Böylece, Almanya’da 9 bin, Japonya’da 10 bin, Fransa’da 8 bin makam aracının on iki katı ile Türkiye makam araçlarında dünya rekorunu elinde bulunduruyor. (Habererk, 202.20)

Bu israfla da kalınmıyor; devlet binlerce aracı kiralamaya devam ediyor. Maliye Bakanlığı verileriyle, yine 2017’de 711 milyon liralık taşıt alımıyla kalınmıyor, kamu kurumları için kiralanan 13.558 yeni taşıta ödenen para 549 milyona ulaşmış. Meselâ bir bakanın makam hizmetinde kullanılmak üzere binek cinsi yabancı menşeli bir araca aylık 37 bin lira ödeniyor. (gazeteler, 5.10.20)

Meselâ, TBMM’ye teslim edilen 2019 denetim raporlarına göre bir tek AKP’li eski bakanlara koruma ve şoförüyle tahsis edilen “makam tipi” lüks araçları milyonlarca liraya mal oluyor.

Araştırmada yöneticilerin u- çak filosu bakımından da Türkiye en zengin gelişmiş ülkelerin önünde. Kişi başına düşen millî gelir 44,327 dolar olan Almanya’da 12, Fransa’da 14, İtalya’da 11, Japonya’da 2 özel uçakla yetinilirken, fert başına düşen 8,653 dolar millî gelirle dünyada 86. sırada kalan Türkiye’de Saray’ın hava filosunda -Katar’ın hibe ettiği “uçan jumbo”yla birlikte- 16 uçak bulunuyor.

Ve bütün bunlar, Sayıştay raporlarında ortaya çıkan israfın boyutunu gözler önüne seriyor.

“Oyunları bitmek bilmiyor…”

Bir diğer tesbitle, Sayıştay’ın TBMM’ye sunduğu 2019 yılı Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu’na (TMSF) ilişkin denetim raporunda 2014-2019 yılları arasında Fon’ dan emekli dört üyeye toplam 1 milyon 197 bin 856 TL’lik usûlsüz ödeme yapıldığı yazılıyor. (gazeteler, 6.10.20)

Ayrıca özel sağlık kurumları ile yapılan protokoller kapsamında 2012-2019 döneminde tedavi ve ilaç giderleri için Fon’dan toplam 12 milyon 375 bin 830 TL mevzuata aykırı olarak ödenmiş. Yine TCDD’nin Ankara-İstanbul Hızlı Tren Projesi kapsamında bir firmaya 8 milyon liraya varan parayı on üç yıldır alamamış. (gazeteler, 24.8.20)

Konuyu takip eden Meclis KİT üyesi Deniz Yavuzyılmaz, “Bu tür davalarda bilirkişi oyunları bitmek bilmiyor. Olan da TCDD’ye oluyor. TCDD’nin 2018 yılı dönem zararı 2 milyar 558 milyon lira. İhaleler şeffaf değil, altyapı projeleri hatalı, malzeme keşif listeleri eksik, programlar gerçekçi değil. İşler öngörülen sürenin dört katı zamanda tamamlanıyor. Yandaş firmalar da TCDD’yi nasıl yolacakları peşindeler’’ yakınması gerçeği bir defa daha su yüzüne çıkarıyor.

“Yıkılan ekonomi ‘millî’ diye pazarlanıyor”

“Ortada ekonomide yerli ve millî adına zerre bir adım yok. Onun da tam tersi yapılıyor. İç borçlanmasını bile Amerikan doları ile yapan bir yönetim var. Köprülerini, yollarını, şehir hastanelerini, havalimanlarını zaten Amerikan dolarına çoktan bağladılar. Ve ekonomisi yabancılar için sudan ucuz hale gelmiş bir Türkiye var. Yıkılan ekonomiyi bile yerli ve milli diye pazarlayabiliyorlar.” İbrahim Kahveci, 

(Karar, 7.10.20)

 

 

Okunma Sayısı: 1641
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
    (*)

    Namaz Vakitleri

    • İmsak

    • Güneş

    • Öğle

    • İkindi

    • Akşam

    • Yatsı