"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

Irak ve İran üzerinden “stratejik suikast!”

Cevher İLHAN
08 Ocak 2020, Çarşamba
Trump’un tâlimatıyla İran Devrim Muhâfızları Komutanı Kasım Süleymani’yi ve beraberindekileri dronelerle katletmesi suikastı, ABD’nin Irak ve İran’da savaşa girmesiyle domino etkisiyle birbirini tetikleyen ve bütün bölgeyi ateş çemberine alacak tehdit ve vahamette.

Esasen dehşetli tahrik, Aralık sonunda Irak’ın Kerkük şehrinde askerî bir üsse düzenlenen roket saldırısında Amerikalı sözleşmeli bir personelin ölmesi ve dört ABD askeri de hafif yaralanması üzerine Amerika’nın Hizbullah Tugayları’nın kritik öneme sahip üçü Irak’ta ikisi Suriye’de beş ayrı hedefi vurmasıyla 25 kişinin can verdiği, 55 kişinin yaralandığı saldırısıyla başladı. 

Görünen o ki, Amerika’nın resmen yine kendi mâmulü silâhlı taşeron maşa örgütü cihadçı radikal örgüt “IŞİD’ mücadele koalisyonu”ndan çekildiğini duyurup, Irak’taki İran destekli Şiî milisleri hedef alan hava harekâtına Irak hükümetinden sert tepki gelmesiyle alevlendirilen ve İran için fevkalâde önemli bir isim olan Süleymani’nin katliyle ABD, İslâm coğrafyasında İran ve Irak merkezli Ortadoğu üzerinden topyekûn bir mezhebî - etnik çatışma ve tefrika savaşını körüklüyor.  

Bölgede İsrail’e karşı herhangi güçlü bir ülkenin kalmaması plânıyla hâlen beş bin askeri bulunan ve 2003’teki işgalden beri sömürüp kaynaklarını hortumladığı Irak’taki işgalini tahkim etmek ve İran’ı çökertmek amacıyla ve stratejik kışkırtmayla Suriye’den Lübnan’a, Körfez ülkelerinden Yemen’e uzanan ve bütün bölgeyi içine alan dehşetli fitneyi ateşliyor. 

“KAOS STRATEJİSİ” UYGULANIYOR!

Tesbit şu ki, küresel güçler, daha önce on bin kilometre okyanuslar ötesinden gelip Afganistan ve Irak’ı işgalinde ve en son Suriye’ye müdahalede açığa çıktığı gibi İsrail’in egemenliği ve hegemonya emelleri hesâbına Müslümanları birbirine kırdırarak emperyalist emellerini gerçekleştirmek peşinde. 

Müslüman ülkelerin Sünnî-Şiî uydu devletçiklere, krallıklara, emirliklere dilimlenip ufaltılmasıyla Müslüman coğrafyayı küresel güçler arasında taksim eden menhus “stratejik tefrika plânı”yla Birinci Dünya Savaşı’nda Müslümanları, özellikle Arapları Osmanlıya karşı kışkırtan Lawrence’lerin işlevini gören onlarca gizli istihbarat servisinin mârifetiyle Ortadoğu’da Sünnî ve Şiî savaşı hedefleniyor. 

Belli ki “ağır ekonomik yaptırımlar”la baş gösteren ekonomik ve sosyal huzursuzluklara sürüklenen “hedef ülkeler”de bölgesel/yerel krizleri ve farklılıkları kaşıyan, kalkışmaları kışkırtıp mezhebî ve etnik çatışmaları tahrik eden ve uluslar arası dev petrol ve silâh şirketleri tarafından finanse edildiği “taşeron” olarak kullanılan silâhlı örgütlerle,  küresel istihbarat servislerinin organizesiyle, “hedef ülkeleri” istikrarsızlıkla bölünüp parçalamaya sürükleme plânı tatbik ediliyor.

Siyonist maksatlara hizmete adanmış Amerikan yönetimlerinin Yahudi kökenli değişmez danışmanı Dışişleri eski Bakanı Kissinger’in, suikastlar, darbeler, iç karışıklıkları ve çatışmaları tahrikle “hedef ülkeler”in başına terör, sefalet, kitlesel ölümler, iç savaşlar, kargaşa ve kaos getiren, yoluna çıkanların katledildiği menhus “kaos stratejisi”ne uygulanıyor. (Kissinger’in Yargılanması, Christopher Hitchens, Tercüme Mehmet Harmancı, 6-7)

Böylece, Birinci Dünya Savaşı’nda, “kurdurulacak” İsrail hesâbına Ortadoğu’daki Müslüman ülkeleri taksim eden ve Bediüzzaman’ın “âlem-i İslâma ve merkez-i hilâfete bir suikast” olarak takbih ettiği “gaddarâne Sevr Muâhedesi”nin ve Müslüman ülkeleri cetvellerle taksim eden İngiliz-Fransız mâmulü menhus “Sykes-Picot tefrikası”nın yeni versiyonu sahneleniyor. 

MEZHEBÎ TEFRİKA FİTNESİ TUZAĞI…

Özetle, Bediüzzaman’ın ikaz ettiği, Müslümanlar arasında mezhebî ve etnik kutuplaşma ve kamplaşmayla iç çatışmaları alevlendirme, “ittifaksızlıktan gelen zaafiyet ve kuvvetsizlik sebebiyle ecnebînin politikasına âlet olma, “hayat-ı içtimâiyeyi (sosyal hayatı) tamamen zîr ü zeber (yerle bir) eden bir zehirdir ve hâriçteki düşmanların parmak karıştırmalarına tam bir zemin hazırlayan gâyet dehşetli bir kin ve adaveti (düşmanlığı) damarlara dokundurup, kin ve garaza ve mukabele-i bilmisile mecbur eden” tefrika fitnesi tuzakları kuruluyor. (Emirdağ Lâhikası, 320, 534)

Ve ne yazık ki, çoğu küresel güçlerin güdümündeki dikta rejimleriyle, krallıklarla, sultanlıklarla “yönetilen” Müslüman ülkeler bu tefrika fitnesi tuzağına düşüyor.  

Bu durumda Bediüzzaman’ın “Hârici ve büyük bir düşmanın hücumu zamanında, dahilî küçük düşmanlıkları bırakmak elzemdir. Yoksa, hücum eden büyük düşmana yardım hükmüne geçer. Bunun için, dâire-i İslâmiyede eskiden beri tarafgirâne birbirine mukabil, muârız vaziyetini alan ehl-i İslâm o dahilî düşmanlıkları muvakkaten (geçici olarak) unutmak maslahat-ı İslâmiye muktezasıdır (gereğidir)” çağrısına uyması hayatî bir önem kazanıyor. (Emirdağ Lâhikası, 184)

Bu stratejik suikast fitnesine karşı Ankara’nın diplomasiyle itidal perspektifi bu olmalı…

Okunma Sayısı: 1185
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
    (*)

    Namaz Vakitleri

    • İmsak

    • Güneş

    • Öğle

    • İkindi

    • Akşam

    • Yatsı