"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

“Rey-i vahid’ devleti taşıyamadı”

Cevher İLHAN
12 Temmuz 2019, Cuma 00:04
“Cumhurbaşkanlığı sistemi”nin “revize ve rehabilite”yle ıslahının mümkün olmadığı; tek çârenin kuvvetler ayrılığını esas alan güçlendirilmiş parlamenter sistem olduğu açıkça ortaya çıkıyor.

İktidar sözcüleri, “aksaklık, tıkanıklık ve eksiklikler var” diyorken, özellikle 23 Haziran’dan sonra alevlenen “sistem” tartışmalarıyla bu gerçeğin hızla Türkiye’nin gündemine girmesi üzerine “iktidar cephesi”nde yeniden muallel sistem”in savunuculuğuna soyunuluyor. 

Sistemin tümüyle tasfiyesinin gündeme gelmesi üzerine, partili milletvekillerinin sistemle bürokrasinin arttığı eleştirileri üzerine Cumhurbaşkanı’nın “Bu sistem birinci yılını tamamladı; eksiklikleri, zaafiyetleri var” ikrarı bunun ifadesi.

Yürütmenin yanısıra yasama ve yargının tek kişiye bağlandığı sistemin “başarı”sı daha ilk yılında öncelikle ekonomideki fiyaskoyla ortada. 

EKONOMİYİ ÇÖKERTTİ

24 Haziran seçimleri öncesinde -19 Haziran 2019’da- Cumhurbaşkanı’nın “Siz bu kardeşinize yetki verin, dolarla, faizle, enflasyonla nasıl mücadele edeceğimizi göreceksiniz” vaadine karşı, “tek adam rejimi”nde faiz, enflasyon, dolar ve işsizliğin kat kat arttığı resmi rakamlarla sabit.

Ekonomistlerin değerlendirmeleriyle, kişi başına milli gelir 2013’te 12 bin 480 dolar idi, şimdi 9 bin 892 dolara düşmüş. Yine 2013’te yüzde 5 olacağı sözü verilen işsizlik, “cumhurbaşkanlığı sistemi”nde yüzde 7’lerden yüzde 14’ün üzerine çıkmış. Yüzde 16 artan tarım işsizleri ve iş aramaktan vazgeçen gerçek işsizlerle işsizler ordusu 13 milyonu bulmuş. Her dört gençten biri işsiz; üniversite mezunu işsizlerin sayısı 1 milyon 100 bine ulaşırken, genç işsizlik yüzde 7.5 artışla yüzde 25.2’ye varmış. 

Son bir yılda vatandaşların bankalara borcu 511 milyar, takibe alınan krediler 10.3 milyar lira artarak 104 milyar liraya çıkmış. Esnaf ve sanatkâra kullandırılan toplam kredi miktarı 18 milyar 715 milyon liraya ulaşarak bir önceki yıla göre yüzde 44 artış göstermiş. 

Yine verilere göre, dünyada tarım ve hayvancılıkta kendi kendine yeten yedi ülkeden biri olan Türkiye, her şeyi ithal eder duruma gelmiş. En son İsrail’den 174 milyon dolara 45 bin ton tohum alınması çâresizliğine düşülmüş. Üretimdeki düşüşün sonucu 32 milyon dolar ödenerek 64 bin ton patates, 34 milyon dolar ödenerek 111 bin ton kuru soğan ithal edilmiş. 

2018 Haziran’dan bu yana 19 milyar 873 milyon lira tutarında 911 bin 624 senet protesto edilmiş. 31 milyar 671 milyon lira tutarında 1 milyon 250 bin 649 çek karşılıksız çıkmıx. Yüzlerce fabrika ve işyeri kapanmış, 100 binlerce esnaf kepenk kapatmış. İcra dairelerindeki dosya sayısı 25 milyonu bulurken, konkordato ilân eden şirket sayısı 3 bini, mahkemelere konkordato talebinde bulunanlar da hesâplandığında bu sayının 5 ve hatta 7 bine ulaşacağı belirtiliyor.

TÜRKİYE, BİR YILDA HIZLA KÜÇÜLDÜ

Bu arada son bir yılda firmalar sadece mevcut borcu yapılandırmak ve batık şirketleri satın almak için kredi talep etmişler. Yatırım amaçlı kredi talebi eksiye düşmüş. 29 milyar 620 milyon dolar dış ticaret açığı verilmiş. Vatandaşların kredi kartı borcu yüzde 13.7, ihtiyaç kredisi yüzde 2.9 artmış.

Bir senede yüzde 50 kayıpla Türk Lirası darbe teşebbüsü ve iç çatışma kargaşasındaki Arjantin Pesosu ile birlikte dolar ve döviz karşısında en çok değer kaybeden para birimi olmuş. Dolar 3.5 liradan 6 liraya, euro 4.5 liradan 7 liraya yükselmiş. 

Bu süreçte Cumhurbaşkanı her fırsatta “faizlerin düşeceği”nden dem vururken; faizde ve kurda vahim yükselişler olmuş. Mevduat faizi yüzde 30’u, kredi faizi yüzde 40’ı geçmiş.

Vatandaşların bankalar borcu, son altı ayda 4 milyar dolar daha artıp 522 milyarı bulurken, bu borcun 31 milyar 500 milyon lira faizini ödemiş; bankalara toplam 478 milyar (katrilyon) lira faiz ödemesi yapılmış.

Özetle, Cumhurbaşkanı’nın “Türkiye ekonomisinin sorumlusu benim ben. Şu anda devletin başında kim var? Tayyip Erdoğan var!” seslenişiyle sorumluluğu yüklendiği “yeni sistem”de yatırım, üretim ve istihdamdan yoksun “tüketim ekonomisi”nin geçen yılın 4. çeyreğinde yüzde 3, bu yılın ilk çeyreğinde yüzde 2.6 küçülmesiyle “sistem”in en evvel ekonomiyi çökertmesiyle Türkiye’ye kaybettirdiği açıkça gösteriyor.

Bu vaziyet, Bediüzzaman’ın “şahs-ı vâhid (tek şahıs yönetimi), -artık- devleti taşıyamaz” tesbitinin açık ispatı oluyor. Ve çârenin, “Eski zamanda değiliz. Eskiden hâkim bir şahıstı, şimdi hâkim bir şahs-ı mânevî olmak gerektir” beyânıyla, millet irâdesinden çıkan “metin bir şahs-ı mânevî” tâbir ettiği Meclis’e dayalı demokratik parlamenter sistemde olduğunu ortaya koyuyor. (Sünûhat, 51-52)

Okunma Sayısı: 1143
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
    (*)

    Namaz Vakitleri

    • İmsak

    • Güneş

    • Öğle

    • İkindi

    • Akşam

    • Yatsı