"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

Madem evdeyiz, iç âlemimizle hesaplaşalım

Davut ŞAHİN
03 Mayıs 2020, Pazar
Düşündüm de; biz kalem erbabı olarak, âleme nizam verirken, iç âlemimize dönüp, kendimizle hesaplaşıyor muyuz?

Yumruklarımız havada, Kudüs’ün hürleşmesi için mücadele verirken, Ayasofya’nın hürleşmesi için ne yaptık? Yani dış dünyaya meydan okuyarak harcadığımız enerjinin, iç âlemimize karşı ne kadarını kullandık? Halbuki, bu beden, bize verilmiş bir emanet. Mevcut emaneti “Mülkün Sahibi”ne tam teslim edecek ve hakkıyla iade edebilecek miyiz? 

Önce kalbimizi yoklayalım; şimdiki tabirle “check” edelim. 

Şahsî ibadetimizi yaparken, aksatıyor muyuz? Kıbleye, bütün ruh-u canımızla yönelebiliyor muyuz? Dünya hayatı ve maişetim için ayırdığım zamanı terk edip, çocuklarıma ve uhrevî hayatıma ayırıyor muyum? İç âlemimize yolculuk ederken, nefsimizle ne kadar uğraşıyoruz? 

Bu konuda eksiklerimiz olduğu aşikâr. Bütün samimiyetimizle bu konuda eksik olan yanlarımızı revize etmemiz elzem.

Fani ve fena işlere ayırdığımız zamanı “ebedî âlem” için ayırmamız gerektiği görülüyor. 

Misal; ben sayısız duygu ve cihazlarla donatılmışım. İç âlemime verilmiş olan “hasse”lere baktığımda, fani bir dünya için değil, ahiret ve beka için yaratılmış olduğumu görüyorum. Yani her bir duygum ahirete yönelik... Madem öyle, o halde bize verilmiş olan bu pusula, bize “ebedî bir âlemin yolcusu” olduğumuzu göstermez mi? Madem yolcuyuz, dünyayı geçici bir “han” olarak görmemiz gerekiyor. 

Aşık Veysel’in hasta yatağında okuduğu şu satırlar gibi: 

“Dünya dedikleri bir büyük handır

Veysel durmaz ağlar bunca zamandır

Az yaşar çok yaşar sonu verandır

Bir gün göçüm çeker ömür kervanı”

*

Dünyaya alışmak gibi bir lüksümüz yok. Kabre girmek için nazlanmanın bir anlamı olmadığı gibi. Gelen gidiyor, kimse burada daimî değil... Madem yolcuyuz, bir yere doğru gidiş, bir menzil var demektir.

Yunus’u da hatırlayalım: 

“Sen sende iken menzil alınmaz.

Bahri olmadan gevher bulunmaz.”

*

Bizler madem “sefer-i imtihan”dayız... Öyle ki, âlem-i ervahtan, rahm-ı madere... Dünyadan, kabre... Berzah âleminden de haşre... Sırat sınavından da “maksud-u menzil”e. Yani “ebedî saadet yurdu” olan Cennete!

Bunun için ömür sermayemizi çok dikkatli ve hesaplı kullanalım. Zira geçmiş zamanın telâfisi yok. Zamanı geldiğinde buradan çıkacağız. Öyleyse bu dünyadan göçerken “aziz” olarak çıkalım. 

Bediüzzaman Said Nursî’nin, gençliğimde beni çok etkileyen şu sözüyle yazıma nihayet vereyim: “Vücudunu Mucidine feda et. Mukabilinde büyük bir fiyat alacaksın.” (Mesnevî-i Nuriye) 

Sanıyorum gerçek “beka sorunumuz” bu olmalı.

Okunma Sayısı: 1354
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
  • Abdulkadir

    3.5.2020 18:13:06

    2) Zararın neresinden dönersen kârdır'misâli,kendimize derhâl çeki düzen verip,ciddi bir nefis muhasebesi yapmamız ve kendimizi hesaba çekmemiz gerekiyor.Rabbimiz bizi hesaba çekmeden;biz kendimizi mutlaka ama mutlaka hesaba çekmek zorundayız.Ömür tayyaresi şimşek gibi geçiyor.Madem bu denli hızla gidiyor dünya,biz de durmayıp gideceğiz;öyleyse gafletten uyanıp bir an önce,Rabbimize dönüp ona iltica etmemiz gereklidir.Vücudumuzu mûcidimize feda edip;ecrimizi bu sayede ondan bekleyeceğiz.Ölüm bu dünya için bir final;finali kazanmak isteyen,Rabbinin yoluna girecek ve asla çıkmayacak;aksi düşünen ise,perişan olmaktan ve cehennem ateşinde cayır cayır yanmaktan asla kurtulamayacak.Rabbim bizleri affeylesin ve finali kazananlardan eylesin İnşaallah,Amin!...

  • Abdulkadir

    3.5.2020 18:12:58

    1) Birçoğumuz;sürekli olarak ve doğal olarak,yanılgı içine giriyoruz.İnsanoğlunun doğasında olan birşey bu.Sürekli başkasını konuşuyor ve başkalarının nefislerini güçlü görüyor ve onları yenen nefislerini adeta takdir ediyor ve nefislerine yenilen insanlara da acıyor vaziyeti takınıyor. Sanki onların durumuyla biz hiç karşılaşmayacak,hiç sıkıntı çekmeyecek ve ölüm hakikatiyle yüzleşmeyecek gibi yaşıyoruz. "Hesaba çekilmeden,kendini hesaba çek" veciz sözünü hiç akıllara getirmiyoruz.Yolcu olduğumuzu unutuyoruz,dünyevi meşgâlelere çok fazla dalıyoruz.En önemlisi ve can alıcı nokta da şudur bence;birçok insan hiç ölmeyecekmiş gibi yaşıyor.Oysaki;bizler dünyaya ölüm var diye,ahiret var diye,hesap var diye,cennet ve cehennem var diye gönderildik.Ben bilmiyordum;duymadım,görmedim hikâyeleri,asla geçerli değil.

(*)

Namaz Vakitleri

  • İmsak

  • Güneş

  • Öğle

  • İkindi

  • Akşam

  • Yatsı