"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

Dünyada Cenneti yaşamak

17 Haziran 2021, Perşembe 01:08
İçimde hep eksik birşeyler vardı. Ve bir gün Risale-i Nur’la tanıştım. Müthiş birşeydi benim için “işte” dedim, “aradığımı buldum sonunda.” Dershanede kalmak ne büyük saadetti. “Aman Allah’ım” diyordum, “yoksa Cenneti dünyaya mı indirdin de bizi içine mi koydun, o kadar huzurlu, o kadar feyizli dersler.”

- NAZLI SERTBAKAN SOLMAZ:

Elhamdülillah ki hizmetin içinde bir ailede doğduk. Küçüklükten beri Risale-i Nurlar’ın önemli olduğu hep zihnimize kazındı. Ailemizin verdiği ehemmiyettendi bu. Sonra biraz daha büyüdük, medreselerde kendimiz de derslere katılmaya ve dersler yapmaya başladık. Orası bizim için hayırlı yerdi, orda kaldıkça dersler yaptıkça daha da güzel bakıyorduk artık herşeye. Küçük sorumluluklar alıyorduk, birlikte organizasyonlar yapıyorduk. Her haftasonu okul kapanır kapanmaz Cuma akşamı soluğu dershanemizde alıyorduk, oranın lezzeti bizim için bambaşkaydı. Sonra üniversiteye gitmek nasip oldu. Üstadımız’dan sonra benim için de başlamıştı Afyon hayatı. Dershaneye gidip ablalarla tanıştıktan sonra anne ve babamın aklındaki soru işaretlerinin gitmesini, herşeyin içlerine sinmesini sonra memlekete dönerken huzurla içleri rahat eve dönüşümüzü dün gibi hatırlıyorum. 

Dershanede 4 yıl geçirdim hâlâ kardeşlerle konuştukça ah o günlere bir gün olsun dönebilsek diye iç geçirdiğimiz 4 sene. Kendimizi geliştirmek için öyle çok fırsatlarımız olmuştu ki. Hele o Bolvaldin’deki samimî içten ehl-i hizmet ablalarla da birkaç sene ders yapma imkânı bulduk.

Öyle çok şey var ki medreselerin içimize verdiği huzurla ilgili anlatılacak. Medrese huzur, dostluk, terakki demek, hayata geldiğinin gayesini anlamak demek, hangi yaştan olursan ol eğitilmek, nefsini terbiye etmen demek. Hele ki medresede olmadan üniversite okumak çok çok büyük bir eksik çok şeyden mahrum kalmak demek.

- ÜLKÜ SEVEN:

Lisede okurken bir iki defa kandil programı için dersaneye gittim, orda kalan arkadaşlarım vardı. Sonrasında direkt çalışma hayatına atıldım, çok isterdim dersanede kalmayı o yüzden kız kardeşlerimi dersanede kalmaya teşvik ettim, onlar da dershanelerin kıymetinin bilinciyle kaldılar.

Dershanelerde kalmayı ne kadar çok istediysem duâ hükmüne geçti. Kardeşlerimden sonra 10 yıl dersanede kaldım, 8 yılı Ermenek’de, 2 yılı Konya’da geçirdim. Çok uzun tutup burayı da meşgul etmek istemem. Hatıralar, öğrenimler elbette çok fazla kardeşler de çok güzel ifade ettiler. Ben ne öğrendiğime dönüp baktığımda Risale-i Nur’a kopmaz bir bağla bağlanmayı öğrendim.

- HAVVA AYKAN:

Ben de çok dindar bir ailenin içinde büyümeme rağmen ve içim hep bir Allah, peygamber aşkıyla dolup taşıyordu, ama aklımda içimde hep eksik bir şeyler vardı. Ve birgün Risale-i Nur’la tanıştım. Müthiş birşeydi benim için “işte dedim aradığımı buldum, sonunda” akabinde dersler okumalar derken kamplar başladı ve dershanede kalmak ne büyük saadetti. Aman Allah’ım diyordum yoksa Cenneti dünyaya mı indirdin de bizi içine mi koydun o kadar huzurlu o kadar feyizli dersler yap akşam kıyametle alâkalı ders yaparken birden rüzgâr çıktı ağaçları deviriyordu adeta. Hem bir yandan içim ürperiyordu hem huzurla doluyordu. Bilmiyorum, kaç lezzeti bir anda tattım o dershane kamplarında, orada tuttuğum oruçlar belki de hayatımın en lezzetli oruçlarıydı.

- ZEYNEP TAŞPINAR:

Gerçekten çok güzel düşünülmüş bir durum. Mesajı okuduğumda; İzmir’e ilk gelişim, Mefaret Ablanın evinde Nurbanu Ablayla ilk tanışma anım, o günki kalp atışlarım hepsi film şeridi gibi tekrar gözümün önünden geçti. Her anı için sonsuz şükürler olsun... Izmir benim ilk medrese hayatımdı. Bütün yaralara merhem olan yer medrese hayatı... Dünyadayken Cenneti yaşamak...

Benim yaralarıma merhem olan, bu dünya hanında yolun sana ne olduğunu gösteren ve bu yolda tek olmadığını kocaman bir şahs-ı manevinin içinde olduğunu, akrabandan bile çok daha yakın baki bağları oluşan çok muazzam bir yer. 

Hayatımın en güzel, en özel yıllarıydı.

- HATİCE AKKAYA:

Kardeşlerimin yazılarını okudukça bende medrese yıllarıma döndüm. Zaten ara ara hep döner dururum hem özlemle hatırlar hemde yolumu aydınlatan yol haritaları, pusula hükmünde yaşadığımız ya da öğrendiğimiz hakikatler gelir önüme. Tekrar tekrar sonsuz şükrederim. Kilometre taşları gibi hayatımızda lâzım olacak maddî manevî birçok donanım kazandırmış bana. Ben 14 yaşında tabiri caiz ise medrese de açtım gözümü. Sevk-i İlâhî ve şiddetli muhtaç oluşluğum belkide daha tanımadan adeta aşık etmişti beni medreseye. Uhrevî kardesliğin nesebî kardeşlikten öte olduğunu ve Cennetî bir lezzet verdiğini medreselerde tattım ve tadıyoruz elhamdülillah. Ama medrese talebesi olmak bir başka. Hakikaten medreseler Nur’dan hallerin yaşandığı şakalaşmaların bile Nur’dan olduğu yerler. Hele de İzmir medreseleri. Unutulmaz, doyulmaz, anlatılmaz, yaşanılır.

- EMİNE ZEHRA:

Ben Risale-i Nurlar’ı ortaokul yıllarımda tanıdım... O zamanlar Diyarbakır’da oturuyorduk. Oraların yakıcı yaz sıcaklarına rağmen koşa koşa derslere giderdim. Adeta mıknatıs gibi bir güç beni oraya çekerdi, hâlâ o yıllarda yapılan dersler aklımda okuyan ablaların halleri gözümün önünde... Elhamdülillah daha sonra 4 yıl biyoloji okumak dershanede kalmama vesile oldu… O yıllar benim için pırlantadan daha kıymetli yıllardı… Namaz tesbihatları, namaz dersleri. Hayatımın en güzel yıllarıydı… Şimdi 3 kızım var...Tek duâm üniversite hayatlarını dershanelerde kalarak yaşamaları. Nurlar ab-ı hayattır… Rabbim evlâtlarımıza dershanelerde kalmayı bu ab-ı hayattan o çatı altında kalarak kana kana nasiplenmelerini Rabbimden istiyorum...

- BURCU AYTAÇ:

Telefonun klâvyesine basınca parmaklarım hislerimi kaybeder, kendimi gerçekten ifade edemem. 6 altın yıl nasip etti Rabbi Rahîm biz muhtaca. Gözümü orda açmasam nerde açardım bilemem. Bu yüzden herkesin hususan her gencin en güzel yılları, en güzel yerde geçsin derim. Adeta haykırmak isterim. Koşun iki dünyanızı kurtarmak isterseniz koşun. Dünyevî kirlerden arınmak isterseniz koşun. Yolunuzu aydınlatmak isterseniz koşun. 

Tertemiz bir dünya arıyorsanız koşun. Nefes almak için huzur bulmak için medreseye koşun.

Dersanenin kapısından ilk girdiğim gün anladım burada kalmalıyım. Korkusuzca yapılan deccal bahsini dinledikten sonra ait olduğum yeri anladım. İlk şartları pardesü giymemdi. Severek kabul ettim. Allah’ın razı olmadığı hiçbir şey istemediler. Çok kıymetli dâvâ insanları vardı orda. Sadece derse gelip oturuşu ile bakışı ile hizmet eden. Her sözü Risale-i Nur olan insanlar feraseti yüksek dâvâ insanları. Ve muhteşem bir meşveret sistemi. İzmir memleketim sayılsa da medreseden önce benim için birşey ifade etmezdi. Medreseden sonra İzmirli oldum. İyi ki orda tanımış, orda gözümü açmışım. İyi ki Bornova da kalmış her hafta sonu Merkez medreselerine taşınmışım. Yaşarken zor gelen herşey ayrılıkla kıymetini gösterdi. O yüzden evlâtlarınızı medreselerden başka yerlere emanet etmeyelim. Rabbim bize medreselerimize istikamet versin. Evlâtlarımıza da nasip etsin. 

- ZEYNEP ERDEM:

Hayatımda Allah’ın en büyük ihsanlarından birisi dershanede kalıp, Risale-i Nurlar’ı tanımak oldu. Öyle ihtiyacım vardı ki Rabbim bana nasip etti bu nimeti. İlk dinlediğim Risale-i Nur dersleri öyle etkiliyordu ki beni... Sanki çok uzun süre susuz kalan birinin suyu kana kana, iştiyakla içmesi gibi ruhum hakikatleri içmek istiyordu. Dersleri dinledikçe hiçbir şey bilmediğimi yaşadığım hayatın hakikî hayat olmadığını anladım. 

- DUYGU SAĞLAM:

Nasıl bir hayattır, nasıl bir meydan-ı imtihandayız, herkesin âlemi farklı, imtihanı farklı... Her bir âlemde her esmanın farklı farklı tecelli ettiği şu âlemde, şu dünya misafirhanesinde keşkelerim çok oldu. Keşke çocukluk ve gençlik yıllarım geri verilse idi, keşke şöyle yapsa idim, keşke böyle olsa idim, keşke... Ama öyle bir içimi yakıp kavuran bir keşkem varkı, bütün dünya saltanatı bana verilse, yine o keşkemin yerini dolduramaz. Evet işte o keşkem, çocukluğumu ve genç kızlık yıllarımı, Risale-i Nur dairesi içerisinde geçirebilmekti... Keşke çocukluğum ve genç kızlık yıllarım bu nuranî daire içinde akıp gitse idi... Ne zaman Talebelerin o Cennet bahçesi içinde manzaralarını görsem, gıpta eder, keşke duygularım depreşir... Bende en güzel yıllarımı bu nuranî bahçede geçirseydim keşke derim... Çocukluk ve genç kızlık yıllarımı dershane ortamı gibi bir Risale-i Nur dairesi içinde büyüyüp geçirse idim keşke... Şuna inanıyorum ki, Rabbim katında bu keşkelerim ahiretim için kabul olunmuş bir duâmdır inşallah... Herşeyi bir hikmetle yaratan Rabbimin hikmetinden sual sorulmaz. Bana çocukluğumda Kur’ân’ı öğrenmeme ve ona odaklanmama sebeb olan ailem, eğer Risale-i Nur’u tanısalar idi, biliyorum ki bu dairede istihdam edilmemi isterlerdi... Buna eminim. Rabbim onlardan ebeden razı olsun.

Kızken rüyamda, gördüğüm kırmızı kitapların ne anlama geldiğini, ne olduğunu bilmezdim... Acaba bunlar kırmızı kaplı Kur’ân mıydı diye tabir ederdim... Şimdi anladım ki, Risale-i Nur gibi nimetle tanışmamın bir işaretiymiş... Kardeşlerim Risale-i Nurlar’ı sonradan tanımak ve içinde yetişmek arasında çok farklar olduğunu, dershanede yetişen kardeşlerimin duygu ve düşüncelerini ifade eden yazılarından anlayabiliyorum. Rabbim kalan ömrümüzü, geçen ömrümüzden hayırlı eylesin, en iyi şekilde nasıl değerlendirebilirim şuurunu versin inşallah. 

- ŞEYDA SULTAN ZENGİN:

Dersane hayatı, neredeyse hayat tarzım oldu diyebilirim. En istikametli yaşayışı dershanelerde ve okuma programlarında gördüm ben. Yardımlaşma, birbirine maddî manevî destek olma, işlerin sıraya konması vs. hepsini dershanede öğrendim. Bunun yanında, kusurlarınla kabul görmeyi, birbirinden güzel ahlâkı almayı, güzel görüp güzel düşünmeyi hep dershane hayatından öğrendim. Zorlukları aşmayı, hayatın tatlı yönü olduğu kadar acı yönünün de olduğunu, sorunlarla başa çıkabilmeyi hepsini okuma programlarında öğrendim. Ve istedim ki, kendi evim de bir küçük Medrese-i Nuriye olsun, tâ içinde bir dünya kurulsun, huzur bulunsun… Çok şükür, yine medrese usûlü bir aile hayatım var, 2 kişilik dersane hayatı, eşim ve ben. Sadece kurallar daha esnek ve nöbetler her gün bende :) Lâtife bir yana, dersane hayatım olmasaydı buralara nasıl gelirmişim bilemiyorum, herkesin tatmasını istediğim bir yaşantı.

- EBRU YILDIZ:

Risale-i Nurlar’la tanışmam lise yıllarımdaydı. Hasta ruhuma bir ab-ı hayat, ma-i zemzem ve ma-i Nisa gibi şifa ve dirilişe sebep oldu, Risale-i Nurlar’daki herbir hakikat. Vesile olanlardan Allah ebeden razı olsun. Köyde Risale sohbetlerine bile gidemezken birkaç kardeşin İzmir medresesine eğitime ve okuma programlarına katılmaları beni kendim gidermişçesine mutlu ediyordu. O zamanlar için ulaşılmaz bir o kadarda yıldızlar kadar uzak gibi görünen medrese hayatını ve hayalimi Rabbim yıllar sonra ikram ve ihsanıyla şu an 2 yıldır kızım yaşıyor (Elhamdulillah). Rabbime ne kadar şükretsem az diye düşünüyorum.

Kâbe-i Muazzama’daki ve Ravza-ı Şerif’teki huzuru, sevinci, mutluluğu kelimelerle tarif etmek mümkün değil, gidenler bu hissi bilirler nacizane. Oradaki huzuru, sevinci, mutluluğu hiçbir yerde yakalayamayacağınızı düşünürsünüz, ama emin olun. O huzur ve sevinci tek yakaladığım yer medreselerimiz ve dersanelerimiz de teneffüs ediyoruz. Evlâtlarımızın böyle feyizli mekânlardan istifade etmesi için teşvik edelim inşallah.

- HAVVA ÖZAKTAŞ:

Yarım asırlık ömrümde içimde kalan bir ukde veya yüreğimi sızlatan bir yara diyebilirim dershane talebesi olamamayı. Medresede kalma bahtiyarlığına ermiş kardeşlerimizin yazdıklarını okudukça o duygularım daha da bir debreşti. 16 yaşında bir genç kızken dershane hasretim başladı, bir hafta yazın, bir hafta kışın yapılan okuma programları gençliğimin en nadide günleriydi. O zamanlarda dershane talebelerinin Rabbim tarafından seçilmiş kullar olduğunu düşünürdüm, şimdi biliyorum. Okuma programlarından eve ağlayarak döner, birgün dersanede kalabilmenin hayallerini kurardım, dersane talebeliği yıllarca rüyalarımı süsleyen bir hakikat oldu. Lütfen anne babalar evlâtlarınıza bir iyilik yapmak, onların dünya ve ahiret saadetlerine katkıda bulunmak istiyorsanız medreseye gönderin!

—Devam Edecek—

Okunma Sayısı: 1892
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
    (*)

    Namaz Vakitleri

    • İmsak

    • Güneş

    • Öğle

    • İkindi

    • Akşam

    • Yatsı