"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

Manevi tahribat çok büyük, tamir ve telâfi seferberliği şart

19 Kasım 2021, Cuma
15 Temmuz kalkışmasının tahripkâr sonuçları, manevî hayatımıza çok büyük zarar vermiştir. Bu durumun tamir ve telâfisi için, yaşananlardan ders alarak, çok farklı bir duyarlılıkla topyekûn bir seferberliğe ihtiyaç vardır.

Öncesi ve sonrasıyla 15-20 Temmuz süreci ve Yeni Asya - Yeni Asya Araştırma Merkezi - 17

***

BBC Türkçe’nin 25.12.2013 tarihli “Yeni Asyacılar Gülen’i de, AKP’yi de eleştiriyor” başlıklı yayını da konuyu tamamlar mahiyette gördüğümüzden, dileyen bu habere de bakabilir:

https://www.bbc.com/turkce/haberler/2013/12/131225_sinan_nurcular

***

“Yeni Asya; 12 Eylül’de 470 gün, 28 Şubat’ta bir ay kapatılmıştır”

Naman BAKAÇ: Yanılmıyorsam 40 yıldan fazladır Yeni Asya gazetesinin içindesiniz. Gazeteyi ve camianızı en iyi bilen isimlerin başında geliyorsunuz. Gazetenizi 1970’lerden bugünkü serüvenine kadar geçen süreçte yayın çizgisinde kırılma ve değişim yaşadığı dönemler oldu mu? İktidarlar ile ilişkinizi hangi hat üzerine kuruyorsunuz? Gazetenizin bugün için özgül ağırlığı olmadığına dair bir algı var sanki. Belki de bir olgu bilemiyorum. Bir de yazar kadronuzda 2000 veya 1990 öncesine göre bir erime sözkonusu gibi geliyor bana?

Kazım GÜLEÇYÜZ: Gazetenin her dönemde, her hal ve şartta adalet, hukuk ve demokrasiyi savunan çizgisinde hiçbir kırılma ve değişim olmadı. Ki, Yeni Asya’yı farklı kılan en önemli özelliklerinin başında bu gelir. İktidarlara yaklaşımımızın ölçüsü de bu değerlerdir. Darbe dönemlerinde en zorlu baskılara maruz kalıp en ağır bedelleri ödeyen gazete Yeni Asya’dır. 12 Eylül’de 470 gün, 28 Şubat’ta bir ay kapatılmıştır. Merhum Kutlular “Deprem İlahî ikazdır” dediği için 276 gün hapis yatmıştır. 15-20 Temmuz sürecinde de resmî ilan ve basın kartı ambargolarına, kara propagandaya dayalı algı operasyonlarına, yargı tacizlerine hedef olarak yola devam ediyoruz. Buna rağmen ayaktayız. Bu durum, özgül ağırlık sualinin de cevabını veriyor sanırım. Yazar kadrosunda devirlere ve şartlara bağlı birtakım değişimler olduysa da bu durum gazetenin duruş ve çizgisinde herhangi bir değişikliğe yol açmamıştır. Merkez medya olarak nitelenen yayın organlarında hele AKP iktidarında gözlenen topyekûn kadro tasfiyeleri, yüz seksen derecelik çizgi ve politika değişiklikleri nazara alındığında, Yeni Asya’nın farkı bir kez daha kendisini gösterecektir.

Naman BAKAÇ: Yeni Asya’nın 12 Eylül Darbesine karşı muhalefet eden net bir tutumu olmuştu. FETÖ ise, hem 12 Eylül darbesini hem de 28 Şubat darbesini destekleyen bir pozisyonda idi. Sizin darbelere, yasaklara ve insan hakları ihlallerine karşıtlığınızın referansı Bediüzzaman ya da Risale-i Nur mu yoksa başka referanslarınız mı var?

Kazım GÜLEÇYÜZ: Referansımız, 2. Meşrutiyetin ilanı günlerinden itibaren adalet, hukukun üstünlüğü, hürriyet, meşveret, millet hâkimiyeti, meclis, kamuoyu gibi kavram, değer ve ilkeleri Kur’an ayetlerine, hadislere ve Asr-ı Saadet başta olmak üzere İslam tarihindeki örnek uygulamalara dayanarak yorumlayan Bediüzzaman’ın izahları ve olaylar karşısındaki tavır alışlarıdır.

Independent Türkçe, 21 Mayıs 2021

***

Cemaatler meşveret sistemini sağlıklı şekilde işletmeli

15.7.2020 tarihli başyazımız:

Cumhuriyet ve demokrasi tarihimizdeki bütün darbe, müdahale ve darbe teşebbüsleri gibi, 15 Temmuz gecesi irtikâb edilen kanlı kalkışmayı da 4 yıl sonra bir kez daha lânetliyoruz.

Bu meş’um ve karanlık olayı önlemeye çalışırken şehit düşen güvenlik gücü mensuplarımıza ve darbecilerin saldırılarında can veren masum insanlarımıza tekrar Allah’tan rahmet niyaz ediyoruz.

Aradan geçen zaman zarfında, bu meş’um ve karanlık olayın öncelikli hedefleri arasında yer alan TBMM’nin, işin arkaplanını aydınlatma noktasındaki beklentileri karşılamaya muvaffak olamayışını esefle karşılıyoruz.

Aynı şekilde, ilk günden itibaren yaptığımız “Darbecilerle hesaplaşma gerekçesiyle yürütülen operasyonlarda toptancı ve genelleyici suçlamalardan dikkat ve hassasiyetle kaçınılmalı, darbeyle ve darbecilikle hiç ilgisi olmayan masum insanların mağduriyetine yol açacak yanlışlıklar yapılmasına meydan verilmemelidir” çağrısının büyük ölçüde karşılıksız kaldığını görmenin üzüntüsü içindeyiz.

Bu noktada bir kez daha ifade ediyoruz: 15 Temmuz davalarında nihaî kararı verecek olan merci, bağımsız yargıdır. Ancak gerek bilhassa OHAL sürecindeki uygulamaların, gerekse iktidar kontrolündeki medyanın tek taraflı yayınlarının, yargı bağımsızlığı konusunda zaten var olan kuşkuları iyice kuvvetlendirmiş olması, mahkemelerin işini iyice zorlaştırmıştır. Yargıya gölge düşüren müdahale ve baskıların artık kaldırılması gerekir ki, adalet tecellî etsin ve mağduriyetlere meydan verilmesin.

Bu süreçte Yeni Asya’nın duruşunu şöyle özetleyebiliriz:

Risale-i Nur’un medyadaki dili olarak yarım asır önce yayın hayatına atılan Yeni Asya, çıktığı ilk günden itibaren demokrasiyi, hukuku, adaleti, hak ve özgürlükleri esas alan, darbe ve müdahalelere karşı fikri mücadelesini sürdüren, dinin siyaset ve ticaret başta olmak üzere hiçbir dünyevî hedefe alet edilmemesini esas alan bir çizgiyi takip etmiştir. Yeni Asya’nın devleti ele geçirmek, yönetmek, kamu kurumlarında kadrolaşmak gibi gündemleri hiçbir zaman olmamıştır. Devlette görev alma kriterinin ehliyet ve liyakat olduğunu, cemaat mensubiyetinin tercih veya dışlanma sebebi olmaması gerektiğini savunmakta, Risale-i Nur’un temel prensiplerini yayın çizgimiz olarak görmekteyiz.  

1971’deki İzmir Sıkıyönetim Mahkemesi’nde yargılandığı dönemde kendisine atfedilen Nurculuk nitelemesini reddetmiş olan ve 1974’te Yeni Asya ile yolunu tamamen ayıran Fethullah Gülen ise özellikle bu noktalardaki farklı yöneliş ve uygulamaları ile öne çıkmıştır. 12 Eylül’den sonra darbecilerin belli şartlar karşılığında birlikte çalışma teklifinde bulunduğu Mehmet Kutlular’ın, “Ben reddedince Gülen’e gittiler” açıklaması, 15 Temmuz’u öncesiyle ve sonrasıyla değerlendirebilmek açısından son derece manidardır. Gülen’in önünün açılması ve görünen görünmeyen yoğun desteklerle getirildiği nokta, Mehmet Kutlular’ı teyid etmiştir. 

Yeni Asya’nın duruşu bu iken, diğer birçok kesim yakın zamanlara kadar, özellikle de “güçlü” olduğu dönemlerde Gülen’in yanında yer almış ve Yeni Asya’yı prensiplere dayanan duruşu sebebiyle küçümseyip kendilerince “aşağılama”ya kalkanlar dahi olmuştur. Ama devran dönüp durum değişince bunların tamamı Gülen’e cephe alıp, sırf adalet ve vicdanın gereği olarak masumların hukukunu savunduğu için Yeni Asya’yı bu defa duruşunun tam tersi iftiralarla suçlama pişkinliğini sergileyebilmişlerdir.

Gelinen noktada AKP iktidarının Gülen’le ilişkileri ayrıca masaya yatırılıp enine boyuna tahlil edilmelidir. 12 Eylül 2010 anayasa referandumuna kadarki süreçte “Ne istedilerse verdik” ifadesiyle açığa vurulan sınırsız bir destek söz konusu olmuşken, birbirini izleyen MİT krizi, dershaneler meselesi, paralel yapı ve devlette cemaatçi kadrolaşma tartışmaları ile çok farklı tablo ortaya çıkmış; “Ne verdinizse geri alın” aşamasına gelinmiş; hızlanarak ve yaygınlaşarak devam eden tasfiyeler, 15 Temmuz sonrasında zirveye çıkmıştır. 20 Temmuz’da başlayan OHAL sürecindeki gözaltı, tutuklama ve ihraçlarla, maalesef kurunun yanında yaşı da yakan mağduriyetlere sebebiyet verilmiştir.

Bir başka önemli husus da şudur:

Biz 15 Temmuz kalkışmasının ve akabinde başlatılan OHAL sürecinin ilk günlerinden itibaren, darbelerle en etkili ve sağlam mücadelenin hukuk ve demokrasi standartlarımızı yükseltmek olduğunu ifade ettik.

Ve Türkiye’nin en kısa zamanda normalleşmesi gerektiğini vurguladık.

Bunları yine tekrarlıyor ve diyoruz ki: 

Masumiyet karinesi, suç ve cezanın şahsîliği, âdil yargılanma, savunma ve lekelenmeme hakları gibi en temel hukuk ilkelerinin ihlaliyle ortaya çıkan mağduriyetlere, aynı duyarsızlığı sürdürerek yenilerinin eklenmesine  meydan verilmemeli; biriken mağduriyetlerin telafisi de daha fazla geciktirilmemelidir.

Son olarak tekrar altını çizmek istediğimiz bir başka önemli nokta şudur: 

15 Temmuz kalkışmasının tahripkâr sonuçları, manevî hayatımıza çok büyük zarar vermiş; manevî hizmetler için var olan cemaatlere toplumun bakışını olumsuz etkileyerek hizmetlerine sekte vurmuştur. Bu durumun tamir ve telâfisi için, yaşananlardan ders alarak, çok farklı bir duyarlılıkla topyekûn bir seferberliğe ihtiyaç vardır.

Bütün cemaatlerin bu süreçten çıkarması gereken derslerin başında, kendilerini ister istemez siyaset ve iktidar çekişmelerinin tarafı ve sonuçta mağduru konumuna getiren tavır ve yaklaşımları terk edip, derhal aslî hizmetlerine dönmeleri gelmektedir. Gerek bunu sağlamanın, gerekse cemaatleri kirli tuzaklara düşmekten korumanın yolu ise, hem kendi iç işleyişlerinde, hem de birbirleriyle ilişkilerinde meşveret sisteminin sağlıklı bir şekilde işletilmesidir.

SON

Okunma Sayısı: 1036
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
    (*)

    Namaz Vakitleri

    • İmsak

    • Güneş

    • Öğle

    • İkindi

    • Akşam

    • Yatsı