"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

Said Nursî diyor ki: Demokrat olun

29 Temmuz 2019, Pazartesi
Almanya İslâm Konseyi Başkanı Burhan Kesici: Said Nursî'nin demokrasi hakkındaki fikirleri çok etkileyici. bunları ilk defa duyuyorum. demokratik kurallara bağlı kalın; fiil ve işlerinizde demokrat olun diyor.

DİZİ-3AHLEN BAYRAMI
ABDULLAH EFE

***

Dr. Ömer Ergün Hoca’nın ardından kürsüye gelen Almanya İslâm Konseyi Başkanı Burhan Kesici konuşmasını Almanca olarak yaptı.

Konuşmasının Türkçe tercümesi ise şöyle:

Selâmünaleyküm,

Ben Almanca konuşacağım. Almanya’da doğup büyüdüğüm için kendimi Almanca daha iyi ifade edebiliyorum. Biraz önce konuşan hocama kısa bir eleştiri getireceğim.

Bizler demokrasiden bahsederken Batıdan bahsediyoruz. Demokrasiyi Hıristiyanların icat ettiğinden bahsediyoruz. Ve burada bir hata yapıyoruz. Demokrasiyi ve ideolojiyi birbirine karıştırıyoruz. Demokrasi bir teknik terimdir. Bir karar verme metodudur. Said Nursî demokrasiyi anlatırken güzel bir şekilde anlatıyor. Arkasında bir ideoloji yoktur. İstediğiniz gibi kullanırsınız. Önemli olan teknik olarak nasıl bir karara varırız. Teknik olarak nasıl beraber bir devlet yönetiriz, o açıdan bakmak gerekiyor. Zaten bizim genel problemimiz buradan kaynaklanıyor. Bu konuyu ben size Almanca anlatacağım.

İSLÂM VE DEMOKRASİ

Bizler İslâm ve demokrasiden bahsedersek Demokrasinin Hıristiyanlar tarafından icat edildiği varsayımı ile hareket ettiğimizden Demokrasiyi tanımada sıkıntı çekiyoruz. Biz Demokrasiyi tanımaya hazır mıyız? Ben siyaset bilimciyim. Siyasî ilimleri okudum. 

Devamlı şu soruyla karşılaştım: Siz dindar bir Müslüman olarak nasıl siyasî ilimleri okursunuz? Dindarlığınızla örtüşmüyor. Bu soruya hem Müslümanlardan aynı zamanda Müslüman olmayanlar tarafından da muhatap oldum. 

Muhataplarıma hep şu cevabı verdim: Ben gerçek bir Demokratım. Benim için önemli olan Müslüman olarak siyasî ilimleri okuyup haklarımızı talep etmek ve iki tarafta da anlaşmazlıkları çözmek. Bu konuda beni hem Müslümanlar ve de Hıristiyanlar egzotik buluyorlardı.

Bu konunun ne kadar problemli olduğuna dair iki örnek vereceğim. Benim gençlerden bir grubum vardı. Bunlara İslâm ideolojisi ve devlet modelleri ile ilgili konuşacağım, ama tartışmamak şartı ile dedim. Biz çeşitli modeller üzerinden okuyalım. İleri bir vakitte tartışırız, dedim. Gencin birisi, Burhan Ağabey neden tartışmıyoruz, diye soru sordu. Ben de bu konuları önce tarafsız olarak bir anlayalım, daha sonra beraber tartışırız, dedim. Sen bizi bu konuları anlamaz mı sanıyorsun, dedi. Ben de demokrasi konusuna çok intensif bir şekilde dalarsak problem olabilir dedim. Biz tartışma kıvamına geldik, dedi. Tamam öyleyse sana bir şey söyleyeyim o zaman, dedim. Ben gerçek bir demokratım. Bu gencin yüzünü görmeliydiniz. Yüzü kıpkırmızı oldu. Sen ciddî misin? diye sordu. Evet, dedim. Ben gerçek bir demokratım. Bu tepkiyi vereceğinizden dolayı sizinle bu konuyu tartışmayalım dedim. Bu gençle bağımız koptu. Birkaç ay uğraşmam hiç işe yaramadı. Bir sene sonra bir makalesini okudum. Başka bir dernekte aktifti. 

Yazısında şöyle diyordu: Müslümanlar demokrattır. 

Demek ki çalışmalarım işe yaramış. Demek ki bu konular biz Müslümanlar için çok önemli. Bugünkü programda çok önemli onun için de zaman ayırıp buraya geldim. Burada ilmî bir şekilde İslâm ve Demokrasi arasındaki ilişkiler anlatılıyor. Şükrü Hocam da aramızda. Bizim toplantılara katıldığı zaman hep demokratik ölçülerle geliyor. Biz de kendisine Demokrat imam geldi, diyoruz. O bu konuda inanarak yapıyor. Hiçbir zaman yapmacık değil. Toplantıya gelmeden önce Said Nursî’nin Demokrasi hakkında görüşleri nelerdir diye biraz araştırma yaptım. İtiraf edeyim ki. Bir siyasal bilimci olarak çok araştırma yaptım. okuduklarımla Said Nursî’nin fikirlerini karşılaştırdığımda onun fikirleri çok etkileyici idi. Şu sebeple etkileyici. Çünkü!

DEMOKRATİK METODLAR TAVSİYE EDİYOR

Demokratik metotları tavsiye ediyor, insanlar bir konuda bir araya gelip beraber karar vermelerini tavsiye ediyor. İnsanlığın varlığını ve geleceğini buna bağlıyor. Eğer insansanız demokratik kurallara bağlı kalın ve fiil ve işlerinizde demokrat olun. Kırk altı yaşındayım ilk defa bunları duyuyorum. Benim içinde bunlar çok yeni. Biz Müslümanlar bu konularla daha çok ilgilenmemiz lâzım. İslâm tarihine baktığımız zaman Peygamberimiz de (asm) çoğu meselelerde demokratik usûllerle hareket etmiş. Sahabeler sormuşlar bu hareketiniz Allah’ın emrimi yoksa sizin fikriniz mi? Birçok konuda sahabelerin fikirlerini de almış.

İslâmî çalışmalarımda hep şunu sormuşumdur: Meselâ, bizler 10, 20, 30  seneliğine başkan seçiyoruz. Onları değiştirmekte aciziz. Hata yaptıkları zaman onları değiştirebilmek ancak demokraside var. Hatalardan öğreneceğimiz çok şey var. İdareciler hata yaptıkları zaman onları değiştirme imkânımızın olması lâzım. Peki, biz Müslümanlar bu kuralları sadece kendi çıkarlarımız için mi yapıyoruz. Hayır. İnancımızdan dolayı yapıyoruz.  Bilhassa bu toplantılar bizlerin bu konuda ne kadar samimî olduğumuzu gösterecek ve dışarıya yönelik de çok faydaları olacaktır. Kıymetli bayanlar ve baylar. Almanya anayasasını dikkatlice incelediğimizde çok sağlam demokratik kuralları görürüz. Temel haklar konusunda bütün dinler eşittir. Buradaki Demokrasi ve temel haklar sayesinde biz Müslümanlar organize olabildik. 7000’in üzerinde cami, İslâm İlahiyat Fakültesi, Kuzey Ren Saksonya eyaletinde İslâmî din dersi var. Devletle konuşabiliyoruz. Müslüman olarak haklarımızı talep edebiliyoruz. Haklarımızda bir gerileme olduğu zaman anayasa mahkemesine başvurabiliyoruz. Son zamanlarda Almanya’da da gerileme oldu. Bir Müslüman olarak anayasaya bağlı kalınması için mahkemeye başvurduk. Hâkimden aldığımız cevap, siz haklısınız oldu. Böyle önemli bir konuda yapmış olduğunuz toplantıdan dolayı sizleri tebrik ediyorum.

Selâmün Aleyküm.

DEMOKRASİ,  İSLÂMIN ÖZ MALIDIR

Panelde son konuşmacı olarak kürsüye Almanya İslâm Konseyi Din Şûrâsı Sözcüsü Şükrü Bulut geldi. Bulut şunları anlattı:

Dünya demokrasileri noktasında Ahlen’in önemini, araştırmacılarla Ahlen’in tarihçesinden haberdar Ahlenliler iyi bilirler. Bugün şu salonda olmamız bir rastlantı değil, tevafuktur. Avrupa Demokrasisine hizmeti geçmiş Johannes Rau’da, Cumhurbaşkanlığına kadar sürecek demokratik yolculuğuna bu salondan başlamıştı. Avrupa Nur Cemaati’nin tarihine de şahitlikleri olan bu salonda; hem Demokrasiyi, hem Bediüzzaman’ın Almanya’ya gelişinin yüzüncü sene-i devriyesini ve hem de Said Nursî’nin ‘’demokrasi telâkkisini’’ pek kıymetli konuşmacı ve siz dâvet sahipleriyle birlikte idrak etmenin, büyük şükürler gerektirdiğinin idrakindeyim.

Büyük kurtuluş ve saadetleri bağrında taşıyan hadiselerin arasında Birinci ve İkinci Dünya Savaşları’nı saydığımız takdirde, durup hikâyelerini birlikte dinlememiz gerekecektir. Gel gör ki, ne zaman, ne mekân ve ne de imkân buna elvermiyorlar. 

Programımızın başlığında da görünen Bitlis-Berlin sürecinin; demokrasi, Avrupa Birliği, Dünya Barışı ve Türkiye Demokrasisi noktalarında ne denli önemli olduklarını, salonumuzda sergilenen “Hangi Avrupa” kitap çalışmasına havale ediyoruz. Böyle bir günde ve bayramda, Said Nursî’nin “demokrasi telâkkisini” boyutlarıyla anlatmanın imkânsız olduğunu biliyoruz. İnşaallah büyük bir tablonun, ancak önemli birkaç çizgisini sunmaya çalışacağız. 

ŞERİAT ADINA SAHİP ÇIKTI

Kur’ân’ın zamanımızdaki müfessiri, tercümanı ve müdafaacısı olan Bediüzzaman’dan bahsederken, elbette meseleye âyet ve hadisle başlamak gerekiyor:

“Vela Ratbin ve la yabisin. İllafi Kitabin Mübin” Yaş ve kuru ne varsa Kur’ân’da vardır, diyen Rabbimiz, dünya mutluluğu ve saadetimiz için de vazgeçilmez bir değer olan demokrasiyi de anlatmıştır. 

Said Nursî’nin hürriyet, insaniyet ve demokrasi mücadelesini eserlerinde takip ettiğinizde, onun İstibdat karşısında her meselesini Kur’ân’a bağladığını görüyorsunuz… 

Hem müstebid bir kısım İttihatçıların tezgâhı olan 31 Mart mahkemesi müdafaası olan Divan-ı Harb-i Örfî kitabında ve hem de demokrasiyi Doğu’daki ulema, tarikat, aşiretler ve halka anlattığı Münâzarât eserlerinde Kur’ân ve şeriat adına demokrasiye sahip çıkıyor ve onların kriterleriyle meşrûtiyeti müdafaa ediyor.

“Onların (Peygamber ve arkadaşlarının) işleri istişare iledir.” ve yine Efendimize (asm) hitaben “onlarla istişare et!...” âyetleri, bu konunun öncüleridirler. Bilhassa Peygamberimizin (asm), Kavmin efendisi onlara hizmet edendir, sözü daima güneş gibi bu yolu aydınlatıyor… 

Karıncaları beysiz, beşeriyeti Peygambersiz bırakmayan Allah;  insanların da hürriyet, hukuk, haysiyet, aile, sosyal devlet ve sosyal hayatlarını temin ile onları dünya ve ahiret saadetine götürecek prensip ve şartları Kur’ân ile ortaya koyacaktır. Kur’ân’ın zamanımızdaki yorumcusu ve tercümanı olan Said Nursî’nin;  günümüz insanlığı için hayatî bir önem kazanmış “demokrasi” hakkında, Risale-i Nurlar’da ders vermemesi düşünülemezdi.

İsimler doğru manalara dayanırlar. Bazılarımızın Hürriyet, bazılarımızın Meşrûtiyet, bazılarımızın Cumhuriyet ve bir kısmımızın da demokrasi dediği bu insanî değere hangi ismi koyarsanız, koyalım. 

Hatta, buna şeriat da diyebiliriz. Elbette ki doğru tarifleriyle… Demokrasiyi Kadim Yunan, Mesih’ten tam dört yüz sene; Sparta ve Atina devletçiklerinde konuşmuşsa, bu değerin Adem Babamız’dan bu yana varlığından bahis edebiliriz. 

Kur’ân’da Hz. Süleyman ile Yemen Melikesi Belkıs’ın kıssası anlatıldığında, bu kraliçenin üç yüz kişilik “demokratik  meclisinden” bahsedilir. Avrupalılar  demokrasi tartışmalarını başlatmasalardı, bu değerin Kur’ân ve sünnetteki yerleri dikkatimizi çekmeyebilirdi. Hatta Kur’ân’ın bir sûresinin isminin “Şûrâ=Demokrasi” olduğu da gündeme gelmezdi. 

Peygamberimizin (asm)  Sünnetindeki hayat ve eğitimin “istibdattan” fersah fersah uzak olduğu da dikkatimizi çekmezdi. Hak şerleri hayır eylediği gibi, küçülen dünyamızdaki şu tartışmalar da hayır getirecektir. 

İsmi kadim Yunancadan geldiği için, araştırmacı olmayan Müslümanlar bazen bu isimden tedirgin oluyorlar ve bazen karşı defansa giriyorlar. Elbette ki bu cehaletimizden müstebitler ve demokrasi düşmanları kazançlı çıktılar, bugüne kadar…

DEVAM EDECEK

Okunma Sayısı: 4079
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
    (*)

    Namaz Vakitleri

    • İmsak

    • Güneş

    • Öğle

    • İkindi

    • Akşam

    • Yatsı