"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

Zarara bile bile...

Faruk ÇAKIR
09 Aralık 2021, Perşembe
Türkiye’yi idare edenler ekonomik krizi aşmak için ‘bir şey’ denediklerini söylüyorlar, ama denemesi yapılan uygulamanın dünyada başarılı olduğunu gösteren bir delil, bir örnek yok.

Kısaca, hak, hukuk ve adalet yolundan gitmeden üstelik israfa ve zamlara devam ederek Türkiye’yi ‘daha iyi bir yer’ yapacaklarını iddia etmiş oluyorlar.

Ekonomi sahasında yapılmak istenen ‘deneme’nin bir başka şekli de sosyal ve siyasî hayatta denenmeye çalışılıyor. Orada da hukukun en temel kuralları uygulanmadan ‘Büyük Türkiye’ hedefine ulaşılacağı propagandası var. Bilindiği üzere Türkiye yıllar önce belli anlaşmalar yapmış ve meselâ Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nin (AİHM) kararlarına uyacağını taahhüt etmiş. Hatta bu kararların ‘en üst karar’ olduğunu da ilân etmiş ve şimdiye kadar da buna büyük ölçüde uyulmuş. Son zamanlarda AİHM kararları dikkate alınmamaya başladı. Bu yapılırken de, “AB ya da AİHM bize karışamaz. Bizim hukukumuz bize yeter” anlamına gelen beyanlarda bulunuluyor. Böyle diyenlerin taraftarları da, “Elbette başkası bize niye karışsın? Bizde de mahkemeler var, herkes kendi yolunda” gibi sözler sarf ediyorlar. 

Elbette bu sözler kulağa hoş gelebilir, ama acaba Türkiye ve dünya gerçekleriyle örtüşür mü? Türkiye yıllardan beri “AB yolunda” ilerlemek gerektiğini söylemiş ve bu yönde adımlar atılmış. Aradan bunca yıl geçtikten sonra ‘geri adım’ın anlamı nedir? Düşünün ki şimdiki iktidar bile meselâ iktidarının ilk 10 yılında “AB yolunda ilerleyelim” demişti. Ne oldu ki son yıllarda “AB’den, AİHM’den bize ne?” denmeye başladı?

Peki ülkemiz AİHM kararlarını dinlemezse ne olur? Uzmanlara göre bunun siyasî neticeleri olur ve Türkiye zarar eder. 

AİHM’in kararlarını uygulamayan ülkeler arasında Türkiye’nin ikinci sırada olduğunu hatırlatan emekli hâkim Rıza Türmen şöyle demiş: “Türkiye’ye yaptırım uygulanması çok vahim olur. (...) Yani Batıyla ve demokratik ülkelerle olan ilişkilerin kopması demek. (...) Türkiye savrulur ve Irak, Suriye gibi otoriteye dayalı bir ülke haline gelir. Siyasette bunları nasıl göze alıyorlar anlamak güç. Akılcı izahı yok.”

Prof. Dr. Köksal Bayraktar da, “AİHM hiçbir zaman Türkiye’nin dışında bir mahkeme değildir. Bizim yargı sistemimiz içinde bulunan uluslar arası bir mahkeme. Onun için ‘Bizim yargımıza müdahale’ şeklinde beyanın hukuk açısından büyük bir önem taşımadığını düşünmekteyim” demiş.

Türkiye’nin AİHM kararlarını uygulamadığı için bir yaptırımla karşı karşıya kalması acaba idarecileri sevindirir mi? Bu yaptırımlar nihayetinde milletin aleyhinde neticeler vermeyecek mi? Yanlıştaki ısrar ve inadı anlamak mümkün olur mu? Zarara bilerek ve isteyerek girmek akıllı idarecilerin işi olabilir mi?

Temennimiz, ülkemizin böyle yaptırımlara maruz kalmayacak şekilde akılla, iz’anla, hukukla, adaletle idare edilmesinden yanadır vesselâm.

Okunma Sayısı: 1459
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
  • H.ibrahim Karahan

    9.12.2021 04:28:33

    Allah razı olsun

(*)

Namaz Vakitleri

  • İmsak

  • Güneş

  • Öğle

  • İkindi

  • Akşam

  • Yatsı