"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

Tatlı zehir: Şeker (1)

Feyzullah ERGÜN
15 Eylül 2019, Pazar
Sağlıklı bir hayatın devam edebilmesi için gereken karbonhidratlar, ilâhî denge ve ölçülerle, başta meyveler olmak üzere, fıtrî gıda maddelerine, insanı yaratan ve ihtiyaçlarını bilen Fatır-ı Hakîm (cc) tarafından tanzim edilerek, depolanmıştır.

Hırslı ve doyumsuz olan insan, bu dengeyi aşırı faydalar sağlamak üzere, bir karbonhidrat olan şekeri, önce meyve, şeker kamışı ve şeker pancarından elde etmiştir. Gıda maddelerinin endüstrileşmesiyle, ucuza mal edilerek, kimyevî rafineri metotlarıyla, aşırı şeker ve tatlandırıcı imalatına gidilmiş, böylece kurulan ilâhî denge sınırları aşılmıştır. Aslında, elde edilen bu kimyevî madde, eskilerin bildiği şeker olmayıp, RAFİNE TATLANDIRICI yapıda kimyevî  bir üründür. Ne yazık ki, insanlarımız araştırıp sorgulamadan, bağımlılık yapan, uyuşturucu etkili, sağlığı ve hayat kalitesini tahrip eden, bu kimyevî  maddenin tatlı tadına aldanarak, vazgeçilmez bağlarla bağlanmıştır. Şeker tüketiminin yoğunluk kazandığı beslenmelerde, rafine şeker ve tatlandırıcılar, bağışıklık sistemini ve dolayısıyla vücut sağlığını tahribata götüren kimyevî  maddelerdir.

Bağımlılaştırma temeline dayandırılan, günümüz beslenmesinde şeker, bitki kaynaklarından şeker kamışı ve şeker pancarının, kimyevî maddelerle rafine edilmesi metoduyla, elde edilmektedir. Şeker üretimi sırasında, pancardan çıkarılan tatlı özsu, önce kireçle sonra da karbonik asitle işlemden geçer ve içindeki değerli mineraller, bu işlem sırasında kaybolur. Elde edildiğinde koyu kahverengi olan şeker, bu güne kadar odun kömürü ile beyazlatılıyordu. 

Günümüzde genellikle, sentetik reçine ile beyazlatılıyor. Prof. Dr. Ayten Altıntaş, bugünkü yöntem yerine, bakın ne öneriyor: “Üreticiler, İslâm dünyasının tabiî şeker kamışından, şeker elde etme usûlünü, tabiî şeker pancarına da uygulamış olsalardı -ve gerektiği kadar kullanılsaydı- şekerin hiçbir zararı olmayacaktı. Ama tam bir fabrikasyon üretim, fabrikanın ‘NE KADAR ÇOK ŞEKER ÜRETİRSEM, O KADAR ÇOK KAZANIRIM’ anlayışı ile işlediği için, önce şeker kamışını, birçok işlemden geçirerek rafine ettiler, istedikleri verimi alamayınca, şeker pancarına ağırlık verdiler. Bu sebeple de tabiî şeker, ZEHİRLİ ve ZARARLI bir ürüne dönüştü.” 1

Şeker yapımında kullanılan, şeker pancarının kimyevî maddelerle rafine edilmesi ve nişasta bazlı, yüksek fruktozlu mısır şuruplarında, % 90’lara varan oranda fruktoz bulunur. “Fruktoz, vücuda günlük 15 gramdan fazla alınırsa, bitkinlik, kafa yorgunluğu ve karaciğerde yağlanma başta olmak üzere, birçok zararlara sebep olmaktadır. Fruktozun en kötü tarafı da, DOYMA HİSSİNİ geciktirmesidir. Vücuda dışarıdan alınan şeker, yüksek kalorili olduğu için, vücutta yakılması zordur. Yakılmadığı durumda YAĞA DÖNÜŞÜR. Şekerin KANSERLİ HÜCRELERİ BESLEDİĞİ de, yapılan araştırmalarda kesinlik kazanmıştır. Alman Doktor Otto Warburg, bilimsel araştırmalarındaki bulgularda; vücuttaki oksijen ve kanser hücrelerinin bağlamlarını ortaya koyarken, ayrıca şekerin kanserli hücreleri de beslediğini, ortaya koymuştu. Sonradan bu, bilimsel deneylerle defalarca onaylandı. Dünyada yaygın şişmanlık, rafine şekerin kullanımının yayılmasıyla başlamıştır. Son araştırmalar gösteriyor ki, şekerli gıdalara olan bağımlılık, uyuşturucuya veya uyuşturuculara bağımlı olmaktan, daha etkili olmaktadır. İnsan sağlığı için, en önemli diyetlerden biri de, şekerli gıdaların mümkün olduğu kadar, az tüketilmesidir. Fazla şeker alımıyla, vücudunuzdaki ensülin seviyesinin yükselmesi, yüksek tansiyona sebep olur ve kolesterol seviyesini yükseltir. Kalp hastalıklarını, aşırı kilo almayı ve yaşlanmayı hızlandırır. Bağışıklık sistemini zayıflatır, varis olmasına sebep olur, baş ağrısını ve migreni tetikler. DEPRESYONA sebep olur. Protein absorbe edilmesini (emilmesi) ve enzimlerin fonksiyonlarını zayıflatır. Kanserli hücreleri besler ve diğer birçok hastalıkları da tetikler. Kandaki, geniş çeperli damarların içindeki kaygan yapıyı, bir ZIMPARA ETKİSİ yaparak bozar, kandaki kolesterol ve yağların, kalp damarlarının iç çeperlerinde, kolayca birikmesine sebep olur. Bu da, kanın damarlarda dolaşmasını zorlaştırarak, çeşitli hastalıklara yol açar. 2

Şekerin insan vücudunda, yol açtığı sıkıntı ve hastalıkların sayısı, her geçen gün giderek artmaktadır. Yaygın olarak kullanılan şeker ve tatlandırıcı kimyevîler “Mineral dengesini bozan, uyuşukluk, hiperaktivite, endişe, dikkat bozukluğu ve huysuzluğa sebep olan ADRENALİN seviyesini arttıran, göz kuvvetini azaltan, mideyi asidikleştiren, trigliserit seviyesini arttıran, kalp hastalıklarını tetikleyen, cildi kurutup saçları beyazlaştıran, diş çürüten, şişmanlık ve obeziteye yol açan, kemikleri kireçlendiren, astım, mantar enfeksiyonları, hemoroit, safra ve böbrek taşına sebep olan, DNA yapısını bozan, karaciğeri yağlandıran, enzimlerin işlevselliğini bozan, pankreasa zarar veren, ÖĞRENME ve EZBER KABİLİYETİNİ YOK EDEN, hormonal dengesizliğe sebep olan, ALZHEİMER riskini arttıran şeker, British Medical Journal’da yeni yayınlanan bir makalede; ‘ŞEKER, TÜTÜN KADAR TEHLİKELİ, ZARAR VERİCİ ve bağımlılık yapıcı olduğu için, UYUŞTURUCU SINIFINA SOKULMALIDIR.’ diyor.“ 3 Bunlardan da anlaşılıyor ki, şeker ve tatlandırıcı kimyevîler, hayat kalitesini, zaman içinde ve kullanma yoğunluğuna orantılı olarak, bozguna uğratmaktadır.

Sağlıklı yaşamayı hedefleyenler, tatlı ihtiyaçlarını ucuz ve kalitesiz tatlılardan değil, organik bal, pekmez ve üzümden elde edilen tatlılar, kuru incir ve hurma tatlılarıyla karşılamaları, sağlığın bozulmasına engel olacakları gibi, vücut sağlıklarına büyük destek sağlayacaklardır.

SAĞLICAKLA KALIN.

Dipnotlar:

1) Kemal ÖZER, Şeytan Ye Diyor!, s. 78, Hayykitap 2014.

2) İsmail TOKALAK, Dünyada Gıda Terörü, s. 163, Ataç Yayınları 2016.

3) Kemal ÖZER, İyi Gıda Kötü Gıda, s. 196, Hayykitap 2017.

Okunma Sayısı: 4948
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
    (*)

    Namaz Vakitleri

    • İmsak

    • Güneş

    • Öğle

    • İkindi

    • Akşam

    • Yatsı