"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

Çanakkale Geçilmez!

18 Mart 2021, Perşembe 12:30
Çanakkale’ye, maalesef, geçen yaz pandemi sürecinde ancak gitmek nasip oldu.

GEZİ: AHMET CEMİL ÇÖKREN
ahmetcokren@yahoo.com 

İzmit’ten yola çıkarak Edirne, Tekirdağ, Şarköy, Gelibolu’da bir gün konaklama ve sabah Eceabat Çanakkale Destanı Tanıtım Merkezi’ne doğru yolculuk.

Gelibolu’dan sabah çıkarken ağabeylerden hemen irtibat telefonu istedik ve Hüseyin Çankırı Ağabeyimizin numarasını verdiler. Hüseyin Ağabeyi aradığımızda, bir günlük bir gezi düşündüğümüzü söyledik.

Öncelikle bize sitem etti. Neden daha önce haber vermediğimizden ve 100 km’lik bir alanı bir günde gezemeyeceğimizden bahsetti.

Hemen telefonda gezilecek yerleri tarif ederek, “Gelibolu tarafını yalnız gezin fakat yarın Çanakkale tarafını beraber anlata anlata gezelim” dedi. Ve ikinci günü onunla gezdik. Ve bu yaşa kadar neden Çanakkale’yi gezmeye vakit ayırmamışım diye kendime kızdım.

Çanakkale Destanı Tanıtım Merkezi

Tekrar ilk güne dönecek olursak; sabah Gelibolu’yu kısaca gezdikten sonra Eceabat’ta “Çanakkale Destanı Tanıtım Merkezi’ne” giderek, içinde 11 ayrı salonun olduğu iki katlı âdeta yaşayan bir müzeyi gezdik. 11 ayrı simülasyonlu özel efektli 2 saate yakın Çanakkale Destanını izledik. Müzede Enver Paşa ve diğer komutanların, Türk ve Anzak askerlerinin kıyafet ve balmumu heykellerini gördük.

1453 yılında Fatih Sultan Mehmed İstanbul’u fethedince, hemen Çanakkale boğazının en dar kısmı olan Kilitbahir ve Çimenlik kalelerini yaptırmış. Daha sonraki yıllarda Seddülbahir ve Kumkale yaptırılmış. 

Tabyalar

Biraz tabyalardan bahsetmek istiyorum. Sultan Abdülmecid, Abdülaziz ve II. Abdülhamid zamanında Hamidiye, Anadolu Mecidiye, Rumeli Mecidiye, Yıldız, Namazgâh, Ertuğrul, Dardanos ve Mesudiye Tabyaları yaptırılarak boğazın güvenliği iyice kontrol altına alınmış. Tabyalarda subay, astsubay ve erlerden oluşan topların ve topçu birliklerinin bulunduğu yerler mevcut.

“İtilâf Devletleri; Osmanlı Devleti’nin başşehri İstanbul’u alarak İstanbul ve Çanakkale boğazlarının kontrolünü ele geçirmek, Rusya’yla güvenli bir erzak, tedarik ve askerî ikmal yolu açmak, başşehir İstanbul′u zapt etmek suretiyle Almanya′nın müttefiklerinden birini savaş dışı bırakarak savaşı erken bitirmek istediler. Bu sebeple ilk hedef olarak Çanakkale Boğazı’nı seçtiler.

Türk savunmasını aşamadılar

“Çanakkale Boğazı’nın donanmayla geçilerek İstanbul’un işgalini öngören plan Birleşik Krallık ve Fransa gemilerinden oluşan donanmanın Boğaz’a geniş çaplı saldırıları 1915 Şubat ayında başladı. Özellikle 19 Şubat 1915 ve 25 Şubat 1915 bombardımanları sonucu Müstahkem Mevki Komutanı Cevat Çobanlı giriş tabyalarının geri hatta çekilmesi emrini verdi.

En güçlü saldırı ise 18 Mart 1915 günü yapıldı. Ancak Osmanlı ordusunun Nusret Mayın Gemisi ile daha önce boğazda döşediği mayınlar infilâk edince düşman donanması ağır kayıplar verdi ve deniz harekâtından vazgeçmek zorunda kaldı.

“İtilâf devletleri deniz yoluyla İstanbul’a ulaşamayacaklarını anlayınca kara harekâtı yapmaya karar verdiler. Düşman 25 Nisan 1915 şafağında Gelibolu Yarımadası’nın güneyinde beş noktada karaya çıktı. Seddülbahir ve Arıburnu sahillerinde yer yer tutunsalar da Osmanlı kuvvetlerinin savunmaları ve zaman zaman giriştikleri karşı taarruzlar sonucunda Gelibolu Yarımadası’nı işgalde başarılı olamadılar.

Bunun üzerine sahildeki kuvvetler takviye edilmek için Arıburnu’nun kuzeyinde Suvla Koyu’na 6 Ağustos 1915’te yeni kuvvetlerle bir üçüncü çıkarma yapıldı. Britanya ve Anzak kuvvetlerinin Kocaçimentepe – Conk Bayırı hattında ve Anafartalar’da yaptıkları genel taarruzlar Osmanlı savunmasını aşamadı. Bütün bu gelişmelerin sonrasında İngiliz, Anzak (Avustralya ve Yeni Zelanda Kolordusu) ve Fransız kuvvetleri ağır bir mağlûbiyet ve itibar kaybıyla Gelibolu Yarımadası’nı 1915 yılı Aralık ayı içinde tahliye etti.”1  

Kısaca bütün dünya Çanakkale boğazına toplandı. İslâm âlemi akın akın Osmanlı’ya yardıma geldi. Günlerce karşılıklı siper savaşları tüneller (lağam) kazıldı. Kurşunlar birbirlerine çarptı. Düşman 1915 Aralıkta son mühimmatlarını sahilde patlatıp, çekip gittiler. 

Çanakkale ve Mehmet Âkif

Çanakkale’deki o anları Mehmet Âkif Ersoy şiirinde şöyle dile getirmiş:

“Eski Dünya, Yeni Dünya, bütün akvâm-ı beşer,

Kaynıyor kum gibi… 

Mahşer mi, hakikat mahşer.

Yedi iklimi cihânın duruyor karşısında,

(...)

Kafa, göz, gövde, bacak, kol, çene, parmak, el ayak,

Boşanır sırtlara, vâdilere, sağnak sağnak.

Saçıyor zırha bürünmüş de o nâmerd eller,

Yıldırım yaylımı tûfanlar, alevden seller.”

Kur’an ve Çanakkale

“İngiliz Meclis-i Meb’usanında Müstemlekât Nâzırı, elinde Kur’ân-ı Kerîm’i göstererek söylediği bir nutukta, ‘Bu Kur’ân, İslâmların elinde bulundukça biz onlara hâkim olamayız. Ne yapıp yapmalıyız, bu Kur’ânı onların elinden kaldırmalıyız; yahut Müslümanları Kur’ândan soğutmalıyız’ diye hitabede bulunmuş. Bediüzzaman’ın, bu havadis üzerine: ‘Kur’ân’ın sönmez ve söndürülmez manevî bir güneş hükmünde olduğunu, ben dünyaya isbat edeceğim ve göstereceğim!’ diye kuvvetli bir niyet ruhunda uyanır ve bu saikle çalışır.” 2 

İşte daha sonraları yapılan idari değişiklikler ile İslâmlar Kur’ân’dan uzaklaştırmaya çalışıldı ve Risale-i Nur sayesinde muvaffak olamadılar ve olamayacaklar inşaallah. 

Çanakkale’den sonra durağımız Barla Yeni Asya Sosyal Tesisleri idi... 

Dipnotlar:

1- www.islamveihsan.com

2- Tarihçe-i Hayat

***

ÇANAKKALE GEÇİLMEZ


Kan ile yazılmış bir destan gibi 

Fecr-i Sâdık doğsun diye kaleden 

Bir asırdır anlatılır efsane gibi 

Hâlâ şehitlerin zikri duyulur Çanakkale'den 


 

Yazılan destanın dividi, mürekkebi kandır 

Ölümsüz yiğitlerin sermayesi imandır 

Ey gazi ve şehit oğlu vatan emanet sana 

İman ve Kur'ân yolunda artık şahlansana 


Anılmaz onlar birkaç mezarla ve yatırla

Sen Cennet bahçelerinde gezenleri hatırla 

Melekler şehitlerin için daim duâ eder 

Her gazi ve şehit 'Çanakkale geçilmez' der 


 

Bülbüller öttü Cennette şehitler geldi diye 

O şehitler verdi bize bu vatanı hediye 

Sorulsa şehide necisin geliş nereden?

Gururla cevap verir "Geliş Çanakkale'den"

Hasan ŞEN

Okunma Sayısı: 1893
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
    (*)

    Namaz Vakitleri

    • İmsak

    • Güneş

    • Öğle

    • İkindi

    • Akşam

    • Yatsı