"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

Ali Ulvi Kurucu’dan kızına vasiyet: Kul hakkı yemeyin

04 Şubat 2019, Pazartesi 23:28
Bediüzzzaman Said NursÎ’nin ‘Tarihçe-i Hayat’ının ‘Önsöz’ünü yazan merhum Ali Ulvi Kurucu’nun kızı Seher Bulut, babasının en önemli vasiyetinin, “Seher kızım! Aman aman kul hakkına riayet edin” sözleri olduğunu aktardı.

Âlim, şair, yazar ve hafız Ali Ulvi Kurucu, vefatının 16’ncı yılında düzenlenen bir programla anıldı. Ali Ulvi Kurucu’nun 1957’de Atıf Ural’ın teklifiyle Bediüzzaman Said Nursî için hazırlanan ‘Tarihçe-i Hayat’ adlı esere yazdığı ‘Önsöz’ en güzel nesir parçalarından biri kabul edilmiş ve adının duyulmasında bir hayli etkili olmuştur.

İLKHA’nın haberine göre, ilmi ve manevi izleriyle gönüllerde yer edinen Ali Ulvi Kurucu, vefatının 16’ncı yılında Türkiye Yazarlar Birliği (TYB) İstanbul Şubesi ve Erguvan Yayıncılık tarafından, düzenlenen bir etkinlikte anıldı. Üsküdar Belediyesi Valide Sultan vapurunda yapılan anma etkinliğine, Üsküdar Belediye Başkanı Hilmi Türkmen, Ali Ulvi Kurucu’nun sevenlerini ve yakın dostlarını katıldı. Program, Hasan Lütfi Ramazanoğlu hocanın Kur’ân-ı Kerim tilavetiyle başladı. Programın açılış konuşmasını yapan Üsküdar Belediye Başkanı Hilmi Türkmen, Ali Ulvi Kurucu’nun özellikle gençlere örneklik teşkil eden bir kişiliğe sahip olduğunu söyledi.

Babam hep helal lokma kaygısı taşıyordu

Medine’den gelerek programa iştirak eden merhum Ali Ulvi Kurucu’nun kızı Seher Bulut, babasıyla vefatından önce hastanede konuşma arasında yaptığı bir tavsiyeyi unutamadığını ifade ederek şunları aktardı:

“‘Seher kızım! Aman aman kul hakkına riayet edin. Zira sorgusu vebali çok zor olan bir meseledir’ demişti. Ruhunda titreşen, geceleri de uykusunu kaçıran, şehirlerinde ve dualarında yer alan, damarlarında dolaşan kan gibi hep helal lokma kaygısı taşıyordu. Şüphesiz helal bir gelir, sular gibi berrak bir özgeçmiş elde edilecek en büyük kazançtır. Kul hakkına geçme, Allah u Teâlâ’nın sınırlarına yaklaşmak demektir. Şüphelerle döşenmiş bir ömür, onun için mayın tarlasında dolaşmak demekti. Ne pahasına olursa olsun dalavere ile bezenmiş, kazanç pahasına girmeden dürüstlük, sadakat ve emanet prensiplerini gözetmekteydi. Hayat yolculuğunu mertçe tamamladı.”

Medine’de Türkiye’yi temsil eden kişi

Eski milletvekillerinden Resul Tosun, Medine’ye giderek merhum ile tanışmasını, “İslam adına hareket ediyorduk ama İslam’ı çok iyi bilmiyorduk. Ben o dönemde İslamı öğrenmeye karar verdim ve 1976 yılında Medine-i Münevvere’ye gittim. Farklı meşreplerden ve mezheplerden birçok kişi olmasına rağmen Medine’de Türkiye’yi temsil eden tek bir kişi Ali Ulvi Kurucu’ydu. Kendisine orada 5 yıl boyunca refakat ettim. Eğer onu tek cümle ile özetleyecek olursak, Ali Ulvi Bey, her şeyden önce Kur’an hâfızı, ilim ve kültür sahibi, edip, şair, meşale misali etrafını aydınlatan kültürlü bir insan, edep timsali, örnek şahsiyet, tevazu ehli, dost, kimsesizlerin kimsesi, herkesi bir araya getirebilen ve herkesin saygı duyduğu bir şahsiyetti.”

‘İslam tarihini çok iyi bilen ve özümseyen bir şahsiyetti’

Ali Ulvi Kurucu’nun en az 200 yıllık kültür tarihini gençlere aktaran büyük bir şahsiyet olduğunu belirten Prof. Dr. Mahmut Kaya, “Ali Ulvi Bey, Türk tarihini İslam tarihini çok iyi bilen ve özümseyen bir şahsiyetti. Hac ve umre mevsiminde İslam dünyasının her yerinden gelen mümtaz şahsiyetleri tanıması, onlardan bize hatıralar nakletmesi gerçekten ulaşamayacağımız bilgilerdi” diye konuştu. Hasan Lütfi Ramazanoğlu hocanın, Ali Ulvi Kurucu’nun kaleme aldığı kasidelerden birisini iki farklı makamda seslendirmesinin ardından, program yapılan dua ile son buldu.

Ali Ulvi Kurucu kimdir?

1922 yılında Konya’da doğdu. Hacı Veyiszâde İbrâhim Efendi’nin oğludur. İlk hocası olan babasının yanında hâfızlığını tamamladıktan sonra ilk ve ortaokulu Konya’da bitirdi. O günkü şartlarda dinî ilimlerde derinleşmeye uygun bir ortam bulamayınca ailesiyle birlikte Medine’ye göç etti; oradan da yüksek öğrenimini tamamlamak üzere Mısır’a gitti. Kahire’de Ezher Üniversitesi’ne kaydoldu (1939). Altı yıllık bir eğitimden sonra babasının ölümü üzerine Medine’ye ailesinin yanına döndü. Burada uzun süre Evkaf Dairesi’nde İnşaat ve Sicillât emini olarak çalıştı. Ardından II. Mahmud’un inşa ettirdiği Mahmûdiye (1953-1975) ve Şeyhülislâm Ârif Hikmet (1975-1985) kütüphanelerinde müdür olarak görev yaptı, buradan emekliye ayrıldı. 3 Şubat 2002’de Medine’de vefat etti ve Cennetü’l-baki’ye defnedildi.

Okunma Sayısı: 2181
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
    (*)

    Namaz Vakitleri

    • İmsak

    • Güneş

    • Öğle

    • İkindi

    • Akşam

    • Yatsı