Gelecek Partisi Genel Başkanı Ahmet Davutoğlu, parti siyasetinden çekilme ve Gelecek Partisi’nin faaliyetlerini sonlandırma kararı aldıklarını duyurdu.
Eski Başbakan ve Gelecek Partisi Genel Başkanı Ahmet Davutoğlu aktif parti siyasetinden çekildiğini ve Gelecek Partisi’nin siyasî faaliyetlerinin sonlandırıldığını açıkladı. Türkiye’deki siyasî sistemin derin bir kriz yaşadığını savunan Davutoğlu, mevcut yapının demokratik işleyişi ve siyasî ahlâkı zedelediğini belirterek, alınan kararın uzun istişareler sonucunda verildiğini ifade etti.
“Kirlenmiş siyasetin parçası olmayacağız”
Davutoğlu, partinin yetkili kurulları ve yol arkadaşlarıyla yaptığı değerlendirmelerin ardından bu kararı aldıklarını belirterek şu ifadeleri kullandı: “Bu değerlendirmeler ışığında, partimizin yetkili kurulları ve Gelecek Partisi’ni bugüne taşıyan dava arkadaşlarımızla yaptığımız istişareler neticesinde, kirlenmiş siyasî iklimin bir parçası olmamak amacıyla parti siyasetinden çekilme ve Gelecek Partisi’nin siyasî faaliyetlerini sonlandırma kararı almış bulunuyoruz.”
“Bu, ahlâkî bir mesafe koymadır”
Davutoğlu, bu kararın “bir teslimiyet kararı” olmadığının altını çizerek, şunları kaydetti: “Bu, ahlâkî bir mesafe koyma kararıdır. Bu, siyasetten vazgeçiş değil, herkese siyaseti yeniden düşünme çağrısıdır. Bu, Türkiye mücadelesinden çekilmek değil, Türkiye’ye karşı sorumluluğumuzu günlük siyasî hesapların üzerine çıkarmaktır. Yarının Türkiye’si, düşünce hürriyetinin, liyakatin, hukukun, üretimin, sosyal adaletin, eşit vatandaşlığın, kurumsal etkinliğin, toplumsal barışın, özgün düşüncenin ve stratejik aklın Türkiye’si olmalıdır.”
Siyasetteki tehlikeler
Açıklamasında 2028 seçimlerine doğru Türkiye açısından iki tehlikeli senaryo gördüğünü belirten Davutoğlu, Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi’yle birlikte kuvvetler ayrılığı ve denge-denetim mekanizmalarının zayıfladığını savundu. Gücün tek elde toplanması, Meclis’in denetim yetkisinin zayıflaması, yargı bağımsızlığının tartışmalı hâle gelmesi ve bürokrasinin kişisel sadakat üzerinden şekillenmesinin devleti kırılganlaştırdığını savundu. Davutoğlu, otoriterleşmenin yanı sıra yolsuzluk, gelir adaletsizliği, yasaklar ve hukuk ihlallerinin doğuracağı öfke üzerinden rövanşist bir karşı iktidarın ortaya çıkmasını da ikinci risk olarak gösterdi.