DİYANET İŞLERİ ESKİ BAŞKANI ALİ ERBAŞ’IN SEÇMELİ DİN DERSLERİNE BAŞVURUNUN YÜZDE 30’LARDAN YÜZDE 4-5 SEVİYESİNE DÜŞTÜĞÜNÜ AÇIKLAMASI, DİNÎ EĞİTİM MODELİNİ TARTIŞMAYA AÇTI.
İstanbul - Mehtap Y. Yükselten
- DİNÎ HASSASİYETLER KAYBEDİLDİ
- SÖZDE DİNDARLIK, AHLÂKTA ÇELİŞKİ
- ŞAMİL TAYYAR: İYİ ÖRNEK OLAMADIK
***
ÇOK ACI İTİRAF
Diyanet İşleri eski Başkanı Ali Erbaş’ın seçmeli Din derslerine başvurunun yüzde 30’lardan yüzde 4-5 seviyesine düştüğünü açıklaması, “Dindar nesil” politikasını yeniden tartışmaya açtı.

Diyanet İşleri eski Başkanı Ali Erbaş, katıldığı televizyon programında, dinî ağırlıklı seçmeli derslerin tercih edilmesi için çok çaba harcadıklarını ancak başarısız olduklarını itiraf etmişti. Erbaş Kur’ân-ı Kerîm ve Siyer derslerinin seçilme oranının yüzde 4-5’lere kadar düştüğünü açıklamıştı. Erbaş, bu derslerin tercih edilmesi için Türkiye genelindeki 90 bin camide hutbeler hazırlandığını, yaklaşık 4 bin vaizin seferber edildiğini ancak buna rağmen istenilen sonucun alınamadığını belirterek, “Bu bizi üzüyor” demişti.

Şamil Tayyar: İyi örnek olamadık
AK Partili Şamil Tayyar, eski Diyanet İşleri Başkanı Ali Erbaş’ın din dersleri tercih oranındaki düşüş sebebiyle yaptığı açıklamalara sosyal medyadan tepki gösterdi. Tayyar şunları yazdı: “Bu konuda herkesin bir sözü vardır, uzmanlar her yönüyle değerlendirecektir.

Meseleye kafa yoranlara benim de araştırmaya şu önerim olsun: Hazret-i Ömer adaletinden söz edip turist Ömer gibi, Hazret-i Ali’nin ilmine atıf yapıp cin Ali gibi yaşamak, öğrenci tercihlerini negatif etkilemiş olabilir mi?”
***
‘100 veliden 95’i istemiyor’
Gazeteci Ertuğrul Özkök, Ali Erbaş’ın sözlerini “dindar nesil projesinin çöküşünün itirafı” olarak değerlendirdi. Özkök, “Bu ülkede her 100 veliden 95’i çocuğunun devletin düzenlediği din dersine girmesini istemiyor” diyerek iktidarın din politikalarının toplumda karşılık bulmadığını söyledi.
Dindar nesil projesi çöktü
“Çeyrek asırdır bu ülkeyi “dindar nesil” iddiasıyla yöneten bir iktidarın döneminde velilerin büyük çoğunluğu çocuklarını din dersine göndermiyorsa, burada ciddî bir başarısızlık vardır” diyen Özkök, bunu “tarihî bir itiraf” olarak yorumladı.

Hutbe dili dinden uzaklaştırdı
Ramazan’da oruç tutanların sayısının azaldığını, cami sayısı artarken cemaatin düştüğünü belirten Özkök, bunun sadece eğitimle değil, uygulanan din diliyle de ilgili olduğunu söyledi.
“Küreselleşme içindeki genç nesillere 19. yüzyıldan kalma bir “dindarlaştırma” projesini kabul ettiremezsiniz. İmam hatip projeleri bu nedenle çökmüştür.” tesbitinde bulunan Özkök, toplumun dine değil, siyasallaştırılmış din anlayışına mesafe koyduğunu ifade etti.
Halkımız inançlıdır
“Türkiye’de ‘ateist sayısı’ abartılıyor. Bununla birlikte ‘Allah’a inananların’ oranı hâlâ çok yüksek. Hatta dünyada en yüksek ülkelerden biri diyebilirim.” diye yazan Özkök, halkın Allah inancını büyük ölçüde koruduğunu kaydetti.
***
‘Dini siyasete alet ettiler’
Karar gazetesi yazarı Elif Çakır da eski Diyanet İşleri Başkanı Ali Erbaş’ın “din dersleri tercih edilmiyor” sözlerini dinin siyasete alet edilmesi ile açıkladı. Çakır, özellikle 25-35 yaş aralığındaki AK Parti döneminde yetişmiş genç anne babaların çocuklarını din derslerine yönlendirmemelerinin önemli bir toplumsal mesaj taşıdığını belirtti.

Dindarların saygınlığının ciddî biçimde zedelendiğini yazan Çakır, “‘Dindar nesil istiyoruz’ diyen iktidar yetkilileri neredeyse her mahalleye İmam Hatip, her sokağa cami açacağına, ahlâklı dindar siyasetçiler olarak topluma örnek olsalardı, televizyonlarda Hazret-i Peygamberimizin hayatını ağlak hocalara anlattırmak yerine o televizyonlara gerçekten nitelikli ahlâk sahibi din adamlarını çıkartmış olsalardı… Dini bu kadar siyasete alet etmeselerdi…” değerlendirmesinde bulundu.
Sözde dindarlık, ahlâkta çelişki
Gençlerin söyleme değil icraata baktığını belirten Çakır şunları kaydetti: “Kur’ân-ı Kerîm’de adalet denildiğini biliyor, sonra bu dönemde yaşanan adaletsizlikleri görüyor. Ahlâktan söz edildiğini duyuyor, fakat karşısında bunun tersine işleyen bir düzen buluyor. Haksızlığı, hukuksuzluğu, liyakatsizliği, haksız kazancı görüyor. Dinin inananlara emrettikleriyle, dindar olduğunu söyleyenlerin hayat pratikleri arasındaki mesafeye bakıyor. İbadetle ahlâk, söylemle davranış, hutbeyle hayat arasındaki çelişkiyi fark ediyor. Ve bu çelişki, gençlerin zihninde sadece siyasetçiye değil, siyasetin sürekli yanında tuttuğu dinî dile de zarar veriyor.”
***
Ruşen Çakır: Suya düşen “dindar nesil”
Medyascope Yayın Yönetmeni Ruşen Çakır, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın iktidara geldiği andan itibaren söz ettiği “dindar nesil” projesinin “fiyasko” olarak nitelendirdi.

Çakır, “dindar nesil” hedefinin başarısızlığını, devletin dinî hayata müdahalesinin ters teptiğini ve bunun sonucunda sadece dindar bir nesil yetiştirilememekle kalmayıp, mevcut dinî hassasiyetlerin de kaybedildiğini ve öfkeli, hınç sahibi bir gençliğin ortaya çıktığını söyledi.