"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

15 Temmuz’un hukukî muhasebesi-3

Ahmet BATTAL
30 Temmuz 2026, Perşembe
Bakan Gürlek’in açıklamasına göre 15 Temmuz sonrasında 1 milyon 999 bin 434 ihbar dosyasından 1 milyon 561 bin 489’unda soruşturma yapılmasına yer olmadığı (SYOK) kararı verilmiş. Bakana göre böylece “1.5 milyonun üzerinde vatandaşımız, asılsız ithamlarla adlî sisteme dahil edilmeden, isimlerine leke sürülmeden korunmuş”.

Buna da birileri “bak, ne güzel, adalet tecelli etmiş” diyebilir. 

Ancak tabloya dıştan bakanlarca başka şeyler de görülmeli: Bu şikâyetçilerin kimler olduğu ve bu gücü ve cesareti nasıl bir sosyolojiden aldığı açık. Ayrıca şikâyet edenlerle edilenler arasındaki ilişkiler ve kardeşlik hukuku yönünden ne ölçüde büyük bir sosyolojik ve toplumsal kırılma yaşandığı da açık. Bunun “darbelerle mücadele” için gerekli bir sonuç olduğunu kimse iddia edemez. 

İşte bütün bu kitlesel zulümler ve sosyal kayıplar sebebiyle biz on yıldır yazdığımız yazılarla ve bu yazıların bir kısmının derlenmiş halinden oluşan ve 2020’de Yeni Asya Neşriyat’tan çıkan “15-20 Temmuzların İlacı: Adalet ve Hürriyet” adlı kitabımızla bu zulme dikkat çekmeye ve mani olmaya çalıştık ama gücümüz yetmedi. 

Mehmet Uçum gibi külliye başdanışmanlarının ve AKP kontrolündeki yüksek yargı bürokrasisinin “cemaat mensubiyeti eşittir terör örgütü üyeliği” içtihadı uyarınca yapılan bu yargılamalarla, bir zamanlar cemaate mensubiyeti gösteren ve kanunen suç sayılmayan eylemler terör örgütü üyeliği için delil sayıldı. Tek başına suç sayılmayan eylemlerinin üçü beşi “Fetömetre” gibi saçmalıklarla uç uca eklenerek bu kişiler suçlu sayıldılar.

Gelinen noktada 15 Temmuz’un onuncu yılı vesilesiyle Ahmet Akgündüz’den Doğu Perinçek’e kadar, farklı yelpazedeki çok sayıda kişinin de tesbit ettiği üzere kitlesel adaletsizlikler var ve bir çaresini bulup giderebilmek şart. At izi ile it izi birilerince bilinçli olarak birbirine karıştırıldı. “FETÖ Borsası” oluşturulduğu iddiaları iktidar siyasetçilerinin dahi dilinde geziyor. Gerçek bir suçlu/masum tasnifi yapılmadı. İçtihatlar hukuk çerçevesinde kalınarak oluşturulmadı, birleştirilmedi. Şansı olan, parası olan, adamı olan … erken ya da geç bir vakitte bu hışımdan bir şekilde kurtuldu. Ama bazıları geç kaldı ve hepten yandı. 

Meselâ bir ilin esnaf yapılanması için 75 kişiye dava açıldı. Sonra ilçelerin dosyaları 25, 25, 25 olarak üçe ayrıldı. İlçelerde yargılamalar uzun sürdü ve sonuçta büyük çoğunluk şu ya da bu etkiyle beraat etti. Ama il merkezindeki yargılama bir şekilde erken bitti, dosyadaki herkes ceza aldı, cezaları kesinleşti ve üstelik infaz edildi. Hepsi esnaftı, aralarında mensubiyeti gösteren deliller itibariyle fark olmamasına rağmen farklı uygulamalar ortaya çıktı. Yargı kararları sanıklar dahil kimseyi ikna edemedi.  

Bu türden gariplikler çoğaltılabilir. 

Bu kitlesel hataların sebebini de gelecek yazıya bırakalım.

Okunma Sayısı: 191
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
    (*)

    Namaz Vakitleri

    • İmsak

    • Güneş

    • Öğle

    • İkindi

    • Akşam

    • Yatsı