Ali Babacan, fon krizinin ardından sorumluluğu bulunanların görevden alınması gerektiğini belirterek, Cumhurbaşkanı’na “Kimsenin gözünün yaşına bakmasın” çağrısında bulundu.
Babacan, gazeteci Fatih Altaylı'nın programında fon krizine ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Sermaye Piyasası Kurulu (SPK) ve diğer ilgili kurumların yönetim kadrolarının değiştirilmesi gerektiğini belirten Babacan, “Kadro değişmeden güveni tekrar sağlamak mümkün değil” dedi.
Kadro değişikliği şart
Cumhurbaşkanı'nın bağımsız kurumların yönetimlerini değiştirme yetkisini kullandığını belirten Babacan, yaşanan büyük olayın ardından ilgili kurumların başındaki kişilerin görevden alınması gerektiğini savundu. Babacan, “Bu işten yakından ya da uzaktan sorumluluğu olan, suçlu olsun olmasın, masum olsun kasıtlı olsun fark etmez. Kadro değişmesi lazım” ifadelerini kullandı.
Kimsenin gözünün yaşına bakmasın
Fonlardaki sorunların bilinip bilinmediğine ilişkin Altaylı'nın "yani bu aslında biliniyordu" demesi üzerine Babacan, şunları söyledi: "Bilinmez olur mu? Bakın, dünyada bir bankacılık krizi çıktı. Niye Türkiye'de çıkmadı da dünya kavruldu, değil mi? Bu kriz falan yaşanmazdı. Sapasağlam kadrolar görevlendirilse idi, en ufak problem yakalandığında derhal cezasını çekseydi o işi yapanlar. Kadro sağlamsa korkmayın. Arada çürükler olsa sağlamlar çürükleri temizler yani. Ama çürük var ama 'Bu çürük acaba şunun akrabası mı, bunun arkadaşı mı, acaba partide şu mu…' Bu şüpheler olursa yönetilemez bu iş yani. Burada Sayın Cumhurbaşkanı'nın bir karar vermesi lazım. Bu bir dönüm noktasıdır Türkiye ekonomisi için ve piyasalar için. Tekrar güveni inşa etmek istiyor mu, yoksa 'Böyle gelmiş böyle gider' diyerek korumacı bir refleksin içine girecek mi, girmeyecek mi? Benim eski bir çalışma arkadaşı olarak ve bütün bu işin mevzuatını, yasalarını çıkarmış, sistemi ilk kurmuş insan olarak kendisine tavsiyem budur: Kimsenin gözünün yaşına bakmasın."
Özel bir "görev gücü" gerekir
Altaylı'nın "Hesabını sorarak sorumluluğu bir ölçüde yerine getirmiş olmaz mı" sorusunu yanıtlayan Babacan, özel bir "görev gücü" kurulması çağrısında bulundu:
"Mesela Devlet Denetleme Kurulu diye bir kurul var, değil mi? Bu doğrudan cumhurbaşkanına bağlı. Ben bunu bir hafta önce söyledim. Dedim ki, ‘Bu sadece yargı denetimiyle olmaz. Yargı yönetemez, yargı denetler.’ Şu anda yargıya yönettirmeye çalışıyorlar bu işi. Asıl krizin çözülmesiyle ilgili hangi mekanizma kuruldu, hangi yeni görevlendirmeler yapıldı? Sıfır. Hiçbir şey yok. Yargı var. Hatta Sermaye Piyasası Kanunu'nda şu çok açık. 107'nci madde çok açıktır. Piyasa dolandırıcılığı kavramı vardır. Biz koyduk piyasa dolandırıcılığı kavramını ve dedik ki 'bunu SPK tespit eder, savcılar suç duyurusunda bulunur.' Şimdi tam tersi. Böyle bir şey olmaz. Çünkü yargı kendine gelen şikayetlerle evet bir şeyler yapar, bilirkişi atar falan ama Türkiye'de her alanda sorumlu uzman kuruluşlar vardır. Sermaye piyasasının uzmanı Sermaye Piyasası Kurumu'dur ve onun kuruludur. Oradaki yetişmiş kadrolardır. Sorumluluk oradadır yani. Problem varsa mesele oradan yargıya intikal eder. Tavuk etinin fiyatı yükseliyor, yargı müdahale ediyor. Bilmem meyve sebze fiyatları var, yargı müdahale ediyor. Yargı yönetemez, yargı ancak denetler. Yargıya yönettirmeyeceksiniz. Bu işle alakalı acilen ama acilen bir özel görev gücü oluşturulmak zorunda. Görev gücü, tam yetkili bir görev gücü.
20 milyar dolarlık problem çözülsün
Fon krizinde söz konusu olduğu belirtilen 20 milyar dolarlık kayba da değinen Babacan, devletin bu büyüklükteki bir problemi çözebilecek imkâna sahip olması gerektiğini söyledi. Devletin bu yıl bugünkü kurlarla 56 milyar dolar faiz ödediğini belirten Babacan, çözüm için gerekirse isim ve reçete sunabileceklerini kaydetti.
Küçük yatırımcıya öncelik verilsin
Babacan, ödemelerde küçük yatırımcılara öncelik verilmesinin adalet açısından önemli olduğunu söyledi. Büyük yatırımcıların bilgiye ve kurumların üst düzey yöneticilerine ulaşma imkânlarının daha fazla olduğunu belirten Babacan, küçük yatırımcının aynı imkânlara sahip olmadığını ifade etti.
Haber Merkezi