"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

Allah’ın ilmi ve “görünürlüğü”

Hüseyin Şahinoğlu
18 Haziran 2020, Perşembe
Kur’ân-ı Kerîm’de şöyle buyruluyor: “Allah’ın göklerde ve yerde olan her şeyi biliyor olduğunu görmedin mi?” (Mücadele, 58/7). Bu âyet açıkça Allah’ın her şeyi bilmekte oluşunun “görünürlüğüne” dikkat çekiyor. Hatta “Görmedin mi?” şeklindeki ifadeyle (istifham-ı inkârî) bunun son derece aşikâr olduğu vurgulu bir şekilde belirtiliyor.

Tahkikî iman eğitiminde biz, Risale-i Nur’un ortaya koyduğu metodoloji çerçevesinde, Yaratıcının özelliklerini önce kâinattan, yani kendi yaratılışımız, çevremiz, dünya ve nihayet bütün âlemden yola çıkarak temellendiriyor, sonra da vahyin mesajı ile pekiştiriyoruz. Dolayısıyla kâinatı gerek basit gözlemlerle incelediğimizde, gerekse fen bilimlerinin verilerini göz önüne aldığımızda, bu âlemin Yaratıcısının hangi özelliklere sahip olduğu konusunda sağlıklı bir tefekkür geliştirebiliyoruz, daha doğrusu geliştirmemiz gerekiyor. Aksi halde üzerinde hiç çalışma yapmaksızın elimize verilen ve ezberletilen bir liste halinde Allah’ın sıfatlarını sayarken “ilim” sıfatını zikretmenin taklitten başka hiçbir anlama gelmeyeceği ortadadır.

Bu usûl çerçevesinde, meselâ, önce kendi fizikî ve ruhî varlığımıza baktığımızda, kelimenin tam anlamıyla “muhteşem bir makine” ile karşı karşıya olduğumuzu anlamakta gecikmiyoruz. Görünüşü itibariyle et ve kemikten ibaret olan bedenî varlığımız muhteşem bir tasarım, muhteşem bir planlama ve muhteşem bir mühendislik harikası özelliği taşıyor. Buna bir de sevme, sevinme, üzülme, hayal etme, özleme, kaygılanma, ümit etme, beğenme, şaşırma, takdir etme… gibi onlarca belki yüzlerce duygumuzu hesaba katarak psikolojik varlığımızı eklediğimizde, bu mühendislik harikasının nasıl emsalsiz bir boyutta olduğunu kolayca fark edebiliyoruz. Bu yüzeysel muhakeme bile bizi Yaratıcının kesinlikle “ilim” sıfatına sahip olması gerektiğine götürüyor.

İlk ve orta öğretim çağlarında öğrendiğimiz bilgilerle düşündüğümüzde, vücudumuzun organlardan meydana geldiğini, organların sistemleri meydana getirdiğini, bu sistemlerin birbiriyle koordineli biçim- de çalıştığını hatırlıyoruz. Sindirim sistemi besinleri parçalayarak onların kana karışmasını sağladığını, solunum sisteminin havadaki oksijeni alıp kana karıştırdığını, dolaşım sisteminin sindirim ve solunum sistemi ile gelen besin moleküllerinin ve oksijenin vücutta dolaşımını temin ettiğini, atıkların boşaltım sistemi ile dışarıya verildiğini, iskelet sisteminin hareketimizi sağlayıp organları koruduğunu, sinir sisteminin bütün sistemleri denetlediğini hatırlıyoruz. Kaçınılmaz olarak şöyle düşünüyoruz: Söz gelimi, insan organizması ile karşılaştırılamayacak kadar iptidaî olan robotik teknoloji bir ilmi, bir mühendisliği gerektiriyorsa insan anatomisinin gerisinde de nihayetsiz bir ilmin olduğu, dolayısıyla Yaratıcının “alîm” olduğu apaçıktır, aşikârdır, güneş gibi zahirdir.

Konuyu “ilim sıfatının görünürlüğü” bağlamında biraz daha somut olarak şöyle ifade edebiliriz: İlim ya da bilgi diye nitelediğimiz mücerret özellik, gerçekte sahibinde bulunan “potansiyel” bir nitelik olmakla birlikte, bu nitelik onun ortaya koyduğu eserinde “müşahhas” olarak görünebilir bir mahiyete ulaşır. 

Meselâ, bir robotik mühendisinin tasarlayıp geliştirdiği (aslında o mühendis de Yaratıcının bir eseridir), diyelim ki, misafire kahve ikram eden bir robot, aslında o mühendisin potansiyel olarak sahip olduğu ilminin somut olarak açığa çıkması, eserinde görünmesidir. 

Başka örnekler de düşünebiliriz. Söz gelimi bir kitap, yazarının “bilgi”sinin somut göstergesi; bir bina, mimarının “bilgi”sinin göstergesi ya da görünürlüğü; bir yemek, aşçısının “bilgi” ya da “ustalığının” göstergesi veya görünürlüğüdür.

İşte –teşbihte hata olmasın adeta nihayetsiz büyüklüğü ile bir mimarî eser olan yedi kat gökler ve yer, Mimarı’nın “ilmi”ni, yahut akıl sahiplerine mesaj taşıyan anlamlı varlıklar olmak hasebiyle eşsiz bir kitaba benzeyen göklerde ve dünyada olan her şey, yani her sayfa ve her cümle Kâtibinin “ilmi”ni gösteren, o “ilmi” bir bakıma görünür kılan somut eserler oluyor. Aynı kitabın başka bir türü olan vahiy, yani Kur’ân da –bu kitabın bir tercümesi olarak- Yaratıcının ilim sahibi olduğunu yüzlerce âyeti ile dile getiriyor. Meselâ bir âyette, “Dikkat edin, Yaratan bilmez mi? O açık ve kapalı her şeyi bilir (Lâtîf, Habîr)” buyruluyor (Mülk, 67/14). Başka bir âyette ise, “O, kalplerden geçen her şeyi bilir” (Mülk, 67/13). Başka birçok ayette de “O her şeyi bilendir” buyrularak O’nun ilminin sonsuzluğuna yani “mutlak” olduğuna işaret ediliyor. Yazının başına aldığımız âyette ise Rabbimiz, “Görmedin mi?” kaydıyla “göklerde ve yerde olan her şeyi Allah’ın bildiğini” ifade ettikten sonra devamında şöyle buyuruyor: “…Kendi aralarında gizli gizli konuşan üç kişi yoktur ki dördüncüleri Allah olmasın, beş kişi yoktur ki altıncıları Allah olmasın. Bundan az veya çok olsunlar, nerede bulunurlarsa bulunsunlar mutlaka Allah onların yanındadır; nihayet kıyamet günü onlara yapıp ettiklerini bildirecektir. Çünkü Allah her şeyi bilmektedir.” (Mücadele, 58/7)

Rabbimiz, hepimizi tahkikî iman üzere “marifetine” erip kendisine kul olanlardan eylesin! Âmin!

Okunma Sayısı: 919
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
  • Ramazan ÇALIŞAN

    18.6.2020 17:21:59

    Ayette ﺍَﻟﺎَ ﻳَﻌْﻠَﻢُ ﻣَﻦْ ﺧَﻠَﻖَ( Mülk14 )Hiç yaratan bilmez mi? buyruluyor.Evet Cenab-ı Allah her şeyi biliyor.Çünkü o yaratıyor.Yani yaratarak biliyor,bilerek yaratıyor.Nasıl biz bir resim yapıyoruz,yaptığımızı biliyoruz.o yaptıgımız bizim bilgimizde var.Aynen öylede yarattığı her şey onun bilgisi dahilinde.Çünki o yaratıyor.yarattığını biliyor.

(*)

Namaz Vakitleri

  • İmsak

  • Güneş

  • Öğle

  • İkindi

  • Akşam

  • Yatsı