"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

Dini siyasete alet etme hareketleri ve Demokrasi

İbrahim ERSOYLU
05 Haziran 2020, Cuma
Dini siyasete alet etmek; makam, mevki, şan şöhret, maddî imkân gibi hedeflere ulaşmak için, dinî değerlerin siyaset aracı olarak kullanılması demektir.

Bu işin açık delili; dindar kimlikle görünen siyasîlerin fasık/günahkâr yandaşlarını mütedeyyin muhaliflerine su-i zan bahanesiyle tercih etmeleri ve dini, inhisar zihniyetiyle kendilerine ve destekçilerine mahsus olarak görmeleridir. ( Sünûhat, s. 162- 63)

Mutlak istibdat ile yönetilen ülkelerde din zaten siyasete alet edilemez. Çünkü oralarda bu kabil hareketlere müsaade edilmez. Ülkemiz 1950’ye kadar, 27 yıllık bir dönemde laikliğin dinsizlik olarak anlaşılıp uygulamaya konduğu tek parti, tek şef anlayışına bina edilen mutlak bir istibdatla yönetildiğinden, dini istismar teşebbüsleri yapılamadı.

Ülkemizde 1950’de hür dünyanın yardımıyla çok partili demokratik hayata geçildiğinde, hür seçimlerle iktidara gelen Ahrar/Demokrat güçler, din ve vicdan hürriyetlerinin önünü açmaları, Üstad Bediüzzaman’ın hayatta olup Demokratları desteklemesi sonucu, dini siyasete alet teşebbüsleri pek başarılı olamadı.

1960, 1971, 1980 ve 1997 yıllarında demokrasiyi hazmetmeyen sivil ve askerî Kemalistler, Demokrat idareleri silâh zoru ile alaşağı ederek ve demokrasiyi askıya alarak yaptıkları darbe süreçlerinde, diğer hürriyetlerle birlikte din ve vicdan hürriyetini yok ettiler. Mütedeyyin kesimin inancını yaşamasını zorlaştırarak siyasette dini istismar alanları açtılar.

Ülkemizin darbe süreçlerinden kısmen çıkması akabinde, devleti yönetecek ehliyet ve vizyona sahip olmayan ve Demokrat olmayan bir kısım siyasîler, dindar kimlikle meydana çıkarak darbecilerin açtıkları alanları fırsata çevirdiler.

Ehl-i tahkik olmayan ve inançlarına yapılan baskı ve zulümlerden bunalan toplum kesimleri, bu siyasîlere destek vererek onları iktidara taşıdılar. Günümüzde bu siyasîler eliyle Türkiye’nin getirildiği acıklı son durum meydandadır.

Allah u âlem ülkemizi onlarca yıl geri götüren darbeler olmayıp Demokrat idareler devam etseydi, dini istismar eden siyasî hareketler Türkiye’de pek etkili olamazdı.

Birinci sınıf bir demokrasi ile yönetilen hür Batı ülkelerinde benzer hareketlere rastlanılmamaktadır. Çünkü oralarda insan hak ve hürriyetleriyle birlikte tam bir din ve vicdan hürriyeti vardır. 

Nitekim bizde demokrasinin uygulandığı Ahrar / Demokrat idareler dönemlerinde ülkenin kalkındırılması yanında, din ve vicdan hürriyeti hayata geçirilerek dini istismar alanları kapatılmış, bu yoldaki teşebbüsler akim kalmıştı. Misal olarak Adnan Menderes’in başında bulunduğu DP iktidarı döneminde, dindar kimlikli Eşref Edip ve Necip Fazıl’ın başını çektiği Millet Partisi bir varlık gösterememişti. Süleyman Demirel’in liderliğindeki idareler döneminde de, Necmettin Erbakan hareketi partileşerek Meclise girebilmiş, koalisyon ortağı olmuş, ancak iktidar alternatifi durumuna gelememişti.

1997 yılında 28 Şubat postmodern darbe sürecinde, din ve dindarlar üzerine zalimâne akıl almaz baskılar yapılmasaydı, şimdiki siyasîler 2002’de seçimleri kazanıp iktidara gelebilirler miydi? 

Hülâsa: Dini istismar hareketlerinin panzehiri, birinci sınıf bir demokrasi ve onu samimâne olarak hayata uygulayan Ahrar/Demokrat güçlerdir.

Türkiye, Kemalizm ideolojisinden kurtulup anayasa, kanun, tüzük ve yönetmenlikleriyle demokratikleşmedikçe, Demokrat olmayan siyasîler yoluyla yönetilmeye devam edildikçe, dini siyasette istismar hareketlerinin sonu gelmeyecek, Türkiye devlet ve halk olarak kaybetmeye devam edecektir. 

Okunma Sayısı: 1086
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
    (*)

    Namaz Vakitleri

    • İmsak

    • Güneş

    • Öğle

    • İkindi

    • Akşam

    • Yatsı