"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

Türkiye’nin Ortadoğu politikası ve Demokratlar

İbrahim ERSOYLU
11 Ekim 2019, Cuma
Türkiye’nin en büyük talihsizliği, maruz kaldığı askerî darbelerin, demokrasiye darbe vurarak ve halkı iğfal ederek tecrübe ve vizyon sahibi Demokrat güçleri değişik fitne oyunlarıyla safdışı etmeleridir.

Sonra onların yerine ehliyetsiz, vizyonsuz, öngörüsüz siyasî güçlerin önünü açarak onları iktidara taşımalarıdır. Maalesef bu güçler de, uyguladıkları yanlış ve isabetsiz politikalarla ülkeyi içerde ve dışarıda zarara sokarak geriye götürmektedirler.

Geçmişte Adnan Menderes ve Süleyman Demirel liderliğindeki Demokrat güçler yıllarca Türkiye’yi idare ettiler. Onlar bir yandan içerde demokrasiyi tesis ederek, sanayi ve tarım üretimini teşvik ederek halkın refah standardını yükseltirken, diğer yandan sağlıklı ve doğru dış politikalarla hür dünya ve İslâm âlemi nezdinde Türkiye’nin itibarını zirveye taşımışlardı.

Onların döneminde kardeş Ortadoğu İslâm ülkeleriyle aramız çok iyiydi. O zamanlarda diplomasiyi iyi bilen ve işleten Demokrat idareler, diğer dünya ülkeleriyle olduğu gibi, kardeş İslâm ülkeleriyle karşılıklı dostluğa ve menfaate dayanan başarılı siyasî, sosyal, ekonomik ve kültürel ilişkiler kurmuşlardı. Bunun sonucunda ülkemiz demokrasi, hukuk, hürriyetler, kalkınma ve refahta dünyada örnek gösterilen parlak bir yıldız haline gelmişti.

Demokratlar, Arap ülkeleri arasındaki ihtilâflarda taraf değil, arabulucu olmuşlardı. Onlar, Türkiye olarak İslâm ülkeleri ve halklarına mütehakkim, lider havasına hiçbir zaman girmediler. Onlara eşit şartlara sahip dost ve kardeş ülke olarak muamele etmişlerdi.

Onlar iktidarda olsaydı, Suriye olaylarında dış güçlerin oyununa gelmezlerdi. Tarafsız kalarak Rusya ve İran faktörünü düşünür, muhalifleri silâhlandırarak rejimle tokuşturmazlar, yüz binlerce masumun ölmesine, Suriye’nin harabe haline gelmesine yol açmazlardı.

Onlar iktidarda olsaydı, son olaylara dair devletin dış politikasını belirlemek için tek kişi ile değil, Meclis ve istişare mekanizmalarını devreye sokar, Ortadoğu bataklığına girmeme kararı alırlardı. Olaylara bigâne de kalmayarak işin diplomasî ve barış görüşmeleriyle halledilmesini sağlarlardı.

Sözün Özü: Bugün Türkiye, Demokrat siyasî güçlere itibar etmeyip onların yerine Demokrat olmayan, siyasî güçleri iş başına getirmenin ve orada tutmanın ağır faturasının bedelini ödemeye devam etmektedir.

Zararın neresinden dönülse kârdır misali, içinde bulunan vahim durumdan çıkış, Başarsız siyasîlerden desteği çekmek ve Demokrat güçleri tutup ayağa kaldırarak iktidara taşmaktan başka bir çare görünmüyor. Aksi halde zarar katlanarak artmaya devam edecektir.

Okunma Sayısı: 586
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
    (*)

    Namaz Vakitleri

    • İmsak

    • Güneş

    • Öğle

    • İkindi

    • Akşam

    • Yatsı