"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

Halley; Kevkeb; Enâm: 76

M. Latif SALİHOĞLU
16 Ağustos 2019, Cuma
Çoğu insanın ömründe ancak bir defa görebildiği HALLEY (yahut HİLLEY) kuyruklu yıldızı, çıplak gözle en son 1986’da görünür hale geldi. Biz de o tarihte bir gece yarısı açık alana çıkmış ve ürperti veren o heybetli şeklini temâşâ etmiştik.

Dünya gözüyle 1910’da görülen Halley’in aynı şekilde tekrar görülebilmesi ancak 2062’de mümkün olabilecek. 

Zira, Meteorolog Fizikçi Edmond Halley (1656-1742) başta olmak üzere, konu uzmanı kimseler, bu kuyruklu yıldız kümesinin ancak 76 senede bir görülebileceğini, işin hesabını-kitabını yaparak söylüyor.

* * *

Bu konuda dikkat çeken bir nokta şudur ki: Her yönüyle mû’cize olan Kurân-ı Mû’cizül-Beyân, bu hadiseden de mû’cizâne bir sûrette haber verip işaret ediyor.

Şüphesiz, herkes inancında serbesttir. Ama biz inanıyoruz ki, Enâm Sûresi’nin özellikle 76.  ve devamındaki âyetlerde bu acip hadiseye bazı işaretler var.

Evet, bu sûrenin 76. âyeti, harika bir tevâfukla 76 senede bir ortaya çıkan Halley Yıldızı’na hem sayı, hem isim (kevkeb), hem hurûfât, hem de Hz. İbrahim’in “Sönen, batan şeyleri sevmem” ifadesi cihetiyle bakıp bize mühim dersler veriyor.

Şimdi, bu âyetin teknik cihetine bakalım.

Önce, Latince (Türkçe) Transcription: Felemmâ cenne aleyHİ-LLEYlu raâ kevkebâ kâle hâzâ rabbî felemmâ efele kâle lâ uhibbu’l-âfilîn. (Enâm: 76)

Şimdi de, hem bu âyetin, hem de devamındaki âyetlerin meâline bir bakalım:

(76) Gecenin karanlığı onu kaplayınca, (İbrahim) bir YILDIZ (Kevkeb) gördü. "Yoksa Rabbim bu mu?" dedi. Yıldız batınca da "Batanları sevmem" dedi. (77) Ayı doğarken görünce, "Rabbim budur" dedi. O da batınca, "Rabbim bana doğru yolu göstermezse elbette yolunu şaşırmış kimselerden olurum" dedi. (78) Güneşi doğarken görünce, "Rabbim budur; zira bu daha büyük" dedi. O da batınca dedi ki: "Ey kavmim! ben, sizin (Allah’a) ortak koştuğunuz şeylerden uzağım." (79) "Ben, O’nun birliğine inanarak yüzümü, gökleri ve yeri yoktan yaratan Allah’a çevirdim ve ben müşriklerden değilim."

* * *

Risâle-i Nur'da bu bahis şu sözlerle anlatılır: “Tam münevverül-kalb bir abidi, küre-i arz bomba olup patlasa, ihtimaldir ki onu korkutmaz. Belki, harika bir kudret-i Samedaniyeyi lezzetli bir hayret ile seyredecek. Fakat, meşhûr bir münevverü’l-akıl denilen kalbsiz bir fasık feylesof ise, gökte bir kuyruklu yıldızı görse yerde titrer. ‘Acaba bu serseri yıldız arzımıza çarpmasın mı?’ der, evhama düşer. Bir vakit, böyle bir yıldızdan Amerika titredi. Çokları gece vakti hanelerini terk ettiler.” (Üçüncü Söz)

Burada, kuvvetle muhtemeldir ki, Halley Kuyruklu Yıldızı’nın 1910’da vuku bulan görüntüsünden söz ediliyor.

Amerika niçin titredi?

İnsanlık, bundan yüz sene önceki dünyada, uzay bilimleri dediğimiz astronomide çok gerilerdeydi. Teknoloji zayıf, âlet-edevat ilkel ve yetersizdi. Öyle ki, Halley Kuyruklu Yıldızı’nın dünyaya çok yaklaştığı 1910'da, meselâ bugünün süper ülkesi Amerika'da (ABD) henüz NASA diye bir kuruluşun ismi dahi yoktu.

Dolayısıyla, uzaydaki hareketlerin tesbit ve takibi bu ülkede bile son derece ibtidaî usûllerle ve türlü zorluklar altında yapılıyordu. Bu sebeple, fezâ âleminde görünen bilhassa nadir şekillenme ve hareketlenmeler, kimileri tarafından hayret ve hayranlıkla müşahade ediliyor, kimileri tarafından da korku ve endişe ile karşılanıyordu.

İşte, tam da böylesi bir zaman periyodu içinde, gökte kocaman bir kuyruklu yıldız beliriverdi. Tarih: 1910 yılının Mayıs ayı başlarıydı. Sonradan adına Halley denilen bu kuyruklu yıldız, gitgide ve çok da hızlı bir şekilde dünyamıza yaklaşıyordu.

Haliyle, bu da konu cahili kimseleri ve bilhassa inançsız (ateist) insanları tedirgin ediyordu. Öyle ki, geceleri uyuyamayan, gözüne uyku girmeyenler bile vardı.

Üstelik, bu korkunun en dehşetlisi Amerika'da yaşanıyordu. Hızla dünyamıza doğru yaklaşan bu kuyruklu yıldızın yer küresine çarpacağını, çarptığı coğrafyayı harap edeceğini düşünen kimi filozof seviyesindeki adamlar, bilhassa 10/11 Mayıs gecesi evlerini barklarını terk ederek derin sığınaklara koştular... Neyse ki, bu dehşetli korku dalgası bir süre sonra geçti ve insanlar rahat bir nefes almaya başladı.

Okunma Sayısı: 2203
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
  • R.Kalyoncu

    16.8.2019 10:37:08

    Mühim ve ilmî bir mevzu işlenmiş.. Kur'anda geçen Kevkeb/Kevaib kelimesine ekser tefsir ve meallerde maalesef dilin inceliklerine dikkat edilmeden, yıldız manası verilmektedir. Doğrusu, bu kelime gezegen/seyyare anlamındadır. Yıldız karşılığı necm/nucum kelimesidir. Nitekim, En'am-76'da Hz. İbrahim'in gördüğü muhtemelen Venüs gezegenidir..

(*)

Namaz Vakitleri

  • İmsak

  • Güneş

  • Öğle

  • İkindi

  • Akşam

  • Yatsı