"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

Resmî makamlara Said Nursî soruları

M. Latif SALİHOĞLU
09 Temmuz 2025, Çarşamba
Devletin resmî makamları, Said Nursî hakkında çok ketum davranıyor. Kendilerine yöneltilen sorulara bir türlü cevap vermiyorlar. Muhtemelen, cevap vermek istemiyorlar. Bu halin illâ ki bir sebebi olmalı. Maalesef, sebebini dahi bilmiyorlar.

Batman eski milletvekillerinden Bengi Yıldız, yıllar önce İçişleri Bakanına (Beşir Atalay’a) Üstad Bediüzzaman’ın mezarıyla ilgili bazı sorular yöneltti. Süresi içinde buna cevap verilmediği için, ilgili soru arşive kaldırıldı.

Said Nursî ile ilgili bazı soruları biz de ilgili makamlara-mercilere iletiyoruz. Tatminkâr cevaplar alıncaya kadar bunları tekraren sormaya kendimizi mükellef hissediyoruz.

İşte, hatırımıza gelen soruların bir kısmını bugün de sıralamak istiyoruz. Şöyle ki:

1. Hayatının son 35 yılını hapis, sürgün ve sürekli gözetim altında geçiren Said Nursî’nin tesbit edilebilmiş bir suçu var mıydı, varsa şayet neydi? 

Yani, “Hükûmet ele bakar, kalbe bakmaz” prensibine göre, ömür boyu ceza çektirilen bu zatın gözle görülür, elle tutulur bir suçu olması gerekmez miydi? Kısaca, hayatının sonuna kadar rahat ve serbest bırakılmamasının gerekçesi ne idi?

2. Hiçbir mahkeme tarafından suçu tesbit edilemeyen Said Nursî’ye suçsuz yere ceza verildiğine göre, bu zat hakkında devletin veya hükûmetlerin elinde gizli bir dosya mı var? Varsa şayet, bu dosyanın mahiyeti nedir ve ne zaman açıklanacak?

3. Suçlu veya sakıncalı görülen bazı şahsiyetler dönem dönem sınırdışı edildiği halde, Said Nursî neden yurt içinde ve sürekli gözetim altında tutulmaya çalışıldı?

4. Hapis, sürgün, zindan, mahkeme, tarassut yetmezmiş gibi, ayrıca çeşitli suikastlarla bu zat niçin öldürülmek istendi? Asgarî 19 defa kimler tarafından niçin zehirlendi? Bir hükûmetin bunları bilmesi, yahut araştırması gerekmez mi? Aksi halde, bütün bunların bilerek ve hatta teşvik edilerek yapıldığı anlamı çıkmaz mı?

5. Said Nursî’nin eserleri olan Risale-i Nur Külliyatı, niçin defalarca mahkemeye sevk edildi? Aynı eser ağır ceza mahkemelerinde beraat ettiği halde, daha alt kademedeki mahkemeler niçin tekrar be-tekrar aynı eserleri muhakeme etme ihtiyacını duydu? Evrensel hukuk mantığı ve adaletin tarafsızlığı prensibi noktasında bu durum nasıl izah edilebilir?

6. Devletin nazarında Said Nursî ve eserlerinin şu anki yeri ve konumu nedir? Devlet, menfî hiçbir vukuatını tesbit edemediği Said Nursî ve onun bütün beşeriyete yönelik olarak başlatmış olduğu Nur hareketine nasıl bir nazarla bakıyor?

«

Bu konu vesilesiyle, şunların da bilinmesini ehemmiyetle ve de memnuniyetle arzu ediyoruz:

1. Mutlâkiyet (1908) ve Meşrûtiyet (1908-1918) hükûmetleri tarafından da mahkemelere sevk edilen Bediüzzaman Said Nursî, girmiş olduğu bütün mahkemelerden yüzünün akıyla çıkmaya muvaffak olmuştur.

2. Cumhuriyet döneminde ise, onun bambaşka bir muamele ile karşılaştığını görmekteyiz. Said Nursî, 1925’te hiç mahkemeye çıkarılmadan ve kendisine herhangi bir suç isnad edilmeden, inzivagâhından alınarak sürgüne gönderildi. Hem, öyle bir sürgün ki, ömür boyu devam edip gitti. Dahası, mezarında bile rahat bırakılmadı.

Ne garip, ne tuhaf bir durum. Ortada suç olmadığı halde, bir insana durduk yere ceza veriliyor.

3. Cumhuriyet’in 10. yılı olan 1933 yılı sonlarında umumî af çıkarıldığı ve suçlu görülenlerin tamamı affa uğradığı halde, Said Nursî’ye hiç olmayan bir suçtan dolayı sürgün cezası verilmeye devam ediliyor. Neden?

Türkiye tarihinde olduğu gibi dünya tarihinde de böylesi bir vakanın benzerine-emsâline rastlayabilmiş değiliz.

Bütün bunlar şunu gösteriyor ki: Umum millet ve vatandaşlar olarak istisnaî bir durumla karşı karşıya bulunmaktayız. Hem, öylesine fevkalâde ve istisnaî bir durum ki, aradan seksen-doksan senelik bir zaman aralığı geçmiş olmasına rağmen, bu meselede olup bitenlerin üzerindeki sır perdesi bir türlü kaldırılamıyor.

Okunma Sayısı: 1843
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
  • S. Pelin Kurukahveci

    9.7.2025 15:12:25

    Latif abi bazıları maalesef iktidardaki siyasal islamcılara destek vermemeyi yeterli bulmuyor. Siyasal islamcılar gitsin diye HALK partisinin iktidara gelmesini desteklemenizi istiyorlar. Bu siyaset değil midir abi? Yeni Asya her ne olursa olsun bu oyuna alet olmamalı. Siyasal islamcıların alternatifi demokratlardır. Onlarda sağ cenahın oyları ile iktidara gelebilirler. Solculara payanda olamayız. Solcular iktidara gelecekse de bu bizim desteğimizle olmamalı. Bu tarafı bulunduğumuz sağ-dindar camiaya bir ihanet olur. Onlarla yollarımızın ayrılması demektir. Bu Yeni Asya'ya yakışmaz. Bizim yerimiz bellidir. Biz kemalist blokta kendimize yer aramamalıyız. O yolu daha önce deneyen malum yapının ibretlik durumu bir ders vermiyor mu?

  • S. Pelin Kurukahveci

    9.7.2025 13:58:48

    Osman Bey, bizim mahallenin camiinde Risale-i Nurlar duruyor. Yine uğradığım camilerin bazılarında görüyorum. Siz teyit etmeden, elinizde kesin bilgi olmadan, doğru olmayan bir bilgi olarak, "tüm camilerden" kaldırıldı diyebiliyorsunuz. Açıkçası hayret ediyorum. Bu verdiğiniz düpedüz doğru olmayan bir bilgi. Tashih etmenizi diliyorum.

  • Latif Salihoğlu

    9.7.2025 11:01:40

    İHTAR-I AZİM: Siz ne yaparsanız yapın, ne yazarsanız yazın, takıntılı ve saplantılı bazı mizaçlar, konuyu evirip çevirip dolandırarak lâfı yine aynı bataklığa çekmeye çalışıyor. O marazlı mizaçlara şunu bir kez daha ihtar edelim ki: Bilerek bilmeyerek, beşer tarihinin en şerir, en fitnekâr, en günahkâr cereyanı olan Deccalizme yanaşıyorlar. Onun azim tahribatını hafife-basite alma cinayetini işliyorlar. Böylelikle, onların ebedi hayatlarını mahveden dehşetli günahlarına şerik oluyorlar. Bir de, hiç utanıp sıkılmadan bizim yazılarımızın altına da yorum perdesi altında aynı necaseti sıçratmaya yelteniyorlar. Bize "son ihtar"ı yazdırmadan, o saplantılı yorumlarını lütfen burada yapmasınlar, kessinler, sussunlar... Burası, Ezana-Kuran'a en büyük düşmanlığı yapan Süfyanî Deccaliyet cereyanına güzelleme yapma yeri değildir.

  • Mustafa Yalçın

    9.7.2025 09:51:51

    Sayın abim Sorular can alıcı. Risale-i Nur da bunların cevabı var. Elbette bu sorular mücahedesinde, Devletin yapılan bu büyük hatalara ikrar nevinden bir açıklama yaparak kayıtlara girmesini temenni ediyoruz ki, Nesl-i atiye ye dosyalar temiz teslim edilsin.

  • S.topuz

    9.7.2025 05:18:51

    "Evet kardeşlerim! Risale-i Nur, öyle bir ziya-i hakikat, öyle bir bürhan-ı hak ve bir sirac-ı hakikat neşrediyor ve iki cihanın saadetini temin edecek, Kur'an ve iman haki-katlarını ders veriyor ve öyle bir lütf-u İlahîdir ki: Yirmibeş seneden beri, çoluk-çocuk, genç-ihtiyar, kadın-erkek, mu-allimi, feylesofu, talebesi, âli-mi, mutasavvıfı gibi, herbir ta-baka-i insaniye, bu Nur'un âşıkı, bu Nur'un pervanesi, bu Nur'un meclubu, bu Nur'un muhibbi olmuşlar; bu Nur'a koşmuşlar, bu Nur'un sinesine atılmışlar, bu Nur'dan meded istemişler. Milyonlarca bahtiyar kimselerden müte-şekkil muazzam bir kitle, bu Nur'la nurlanıp, bu Nur'la kur-tulmuşlardır.Evet kardeşlerim! Mahzen-i mu'cizat ve mu'cize-i kübra olan Kur'an-ı Azîmüş-şan'ın hakikî bir tefsiri olan Risale-i Nur, o kadar merakâ-ver, o kadar cazibedar, o ka-dar dehşetli ve muazzam ha-kikatları ders veriyor ve mesa-ili isbat ediyor ki; iman ve İslâ-miyet'in kıt'alar genişliğinde inkişaf ve fütuhatına medar oluyor ve olacaktır.Sözler -770

  • Abdullah

    9.7.2025 05:04:15

    Cevap veremezler, çünkü ortada bir suç yok.Olmayan bir şeyin cevabı da olamaz.Ne söylerlerse söylesinler, söy leyecekleri kendilerini mahcup etmekten öteye geçemez.Çünkü delilli ispatlı bir şey ortada yok.Ama mutlaka bir gün bunun muhasebesi yapılacaktır Gerçekler ortaya çıkacaktır.İlanihaye böyle gitmeyecektir.Bediüzzaman'nın bütün hayatını, bu milletin maddi ve manevi saadeti için feda ettiğini,bütün alem anlayacaktır.Anladıkten sonra da ruhu canlarıyla eserlerine sarılacaklar dır..İzni İlahi ile o günler gelecektir.

  • Osman Yıldırım

    9.7.2025 00:23:48

    Bediuzzaman Hz.lerinin devlet tarafından dikkate alinmama durumu halen devam etmekte ve dindar olduğu iddia edilen günümüz iktidarı aynı tutumu sürdürmekte ,hatta daha fazla görmeme eğilimine girmiş durumdadır. 15 Temmuzdan sonra diyanete bağlı tüm camilerden Risale i Nurlar kaldırılmış, şehirler arası otobüslerin uğradıkları dinlenme tesislerinin hiç birinde Risalelere rastlamak mümkün değil. Diyanetin Risaleleri baması da siyasi bir oyun ve aldatmacadan ibarettir,zira basım devam etmemektedir. Nur talebeleri de CHP nin 100 yıl önceki icraatlarini nazara vererek bugünkü topuzcu iktidarın sinsi oyunları gormemektedir ,hatta Nur talebelerinin oylarını blok halinde bu iktidara kanalize etmiş durumdalar. Bu durum üstadın "Topuzu tutacak elimiz yok" anlayışına uymamaktadır. Yani bu iktidar topuzcudur nurdan asla hoşlanmaz, sadece iktidarını sürdürmek için Nurcular üzerinden algı oluşturarak oy talep eder.

(*)

Namaz Vakitleri

  • İmsak

  • Güneş

  • Öğle

  • İkindi

  • Akşam

  • Yatsı