"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

İran’a diz çöktürülmemeli

M. Latif SALİHOĞLU
15 Ocak 2026, Perşembe
İran’ın Türkiye’ye, Türkiye’nin de İran’a ihtiyacı var. Yaklaşık 400 senedir iyi komşuluk hâli içinde yaşıyorlar. Kasr-ı Şirin Antlaşmasından (1639) bu yana savaşmadıkları gibi, aralarında ciddi manada bir sınır ihlâli de olmadı.

Bölgenin en güçlü iki devleti olan İran ve Türkiye, aynı zamanda engin bir kültüre ve kadim bir tarihe sahiptirler. Küresel haydutlara karşı yekdiğerinin varlığına-dirliğine muhtaçtırlar. Birinin zaafa uğraması, yahut diz çökmesi halinde, diğerinin geleceği de tehlikeye girer. (Çarpıcı örnek aşağıda.)

«

Yüz seneyi aşkın bir süredir “harp belâsı”ndan mahfuz olan Türkiye’nin inayet altında olduğuna inanıyoruz. Bununla beraber, sebepler dünyasında ciddi tedbirlere başvurmak lâzım geliyor. O tedbirlerin başında, millet ve devlet olarak komşularıyla sulh içinde geçinmek geliyor. Bilhassa denge unsuru mahiyetini taşıyan İran, Mısır, Yunanistan ve Ermenistan gibi ülkelerle iyi ilişkiler içinde olmak, öncelikle Türkiye’nin menfaatinedir.

Aksi yönde gidilmesi halinde, zarar umumîleşir; çatışmadan kârlı çıkan olmaz. Dahası, pusuda fırsat kollayan saldırganların iştahı kabarır. Nitekim, tarihte bunun çok acı misâlleri var. İbret için anlatalım.

«

Cengiz Han’ın başında bulunduğu Moğol orduları, doğudan batıya hareketle, Asya’nın büyük bir kısmını yakıp yıkarak istilâ ettiler. O zamanki devlet-hükûmet kuvvetleri karşılarında duramıyor, dayanamıyordu. Bir çoğu onlara ya boyun eğerek teslim oldular ya da yıkılıp tarihe karıştılar.

İstilâcı Moğol ordularının karşısında çelikten bir irade gibi duran şahsiyetlerin başında, Harzemşah devletinin reisi Sultan Celâleddin geliyordu. Celâleddin Harzemşah, üzerine gelen Moğol ordularını defalarca vurup perişan etti. Kendisi hiç mağlup düşmedi.

«

Sultan Celâleddin, ağırlığı Kafkaslarda olan Harzemşah devletinin zirve şahsiyetidir. Eş zamanlı olarak, Alaeddin Keykubad da Anadolu Selçukluların zirvedeki sultanıdır. İki komşu ve Müslüman devlet aynı zamanda komşu olup, Doğu Anadolu’da sınırdaş idiler.

Kaderin acı bir tecellisi olarak, bu iki zirve şahsiyet 1200’lü yılların ilk çeyreğinde “hâkimiyet davası”nı gütmeye başladılar. Sınır ihlâlleri sebebiyle gerilim yükseldikçe yükseldi. Bir noktadan sonra savaş kaçınılmaz hale geldi. İki kardeş ve komşu devletin orduları Erzincan civarında (Yassıçemen, 1230) savaşa tutuştu. Harzemşah tehdidini kesin biçimde ortadan kaldırmayı hedeflemişti. Neticede, Harzemşahlar mağlup düşürek perişan oldu. Ordusu dağılan Sultan Celâleddin kayıplara karıştı. Başında bulunduğu devlet de tarihten silindi.

«

Harzemşah devleti, Moğollar ile Anadolu Selçukluları arasında bir tampon kuvvet hükmündeydi. Sultan Celâleddin’in tabiriyle “Bir Sedd-i İskender”, yani Çin Seddi gibiydi. Sed yıkılınca, Moğollara da gün doğmuş oldu.

Harzemşah ülkesini tarumar eden Moğol kuvvetleri, batıya doğru ilerleyerek kısa sürede Selçuklularla sınırdaş oldu. Zaten kavgacı ve istilâcı olan bu ordu, bazı bahanelerle Selçuklularla savaşa tutuştu. Bilhassa Kösedağ Savaşında (Sivas, 1243), bir süre önce kardeşi Harzemşah kuvvetini öldüren Selçuklular, Moğol karşısında benzer bir âkıbete uğradı.

Hadisenin devamını detaylandırmaya gerek yok: Anadolu’yu istilâ eden ve yüz binlerce insanı katleden Moğollar (Cengiz’in torunu Hülâgû), 1258’de bu kez güneye inerek Abbasîlerin devlet merkezi Bağdat’ı yakıp yıktı. 508 yıllık Abbasî devletine de son verdikten sonra, toplayabildiği bütün dinî kitapları Fırat Nehrine dökerek, bölgedeki bütün Müslümanlara bir nevi gözdağı vermiş oldu. Böylelikle, tâ Osmanlıya kadar sürecek olan kapkaranlık bir devrin yaşanmasına sebebiyet verdi.

Demek ki, komşu devletlerden birine diz çöktürüldüğü zaman, bu, diğeri için bir kazanç sağlamıyor; çoğu kez o da takattan düşerek benzer bir âkıbete düçâr oluyor. Bu sebeple, Türkiye ve İran güçlü kalmaya devam etmeli diyoruz.

Okunma Sayısı: 184
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
    (*)

    Namaz Vakitleri

    • İmsak

    • Güneş

    • Öğle

    • İkindi

    • Akşam

    • Yatsı