"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

“Ömer’in adaleti”

M. Latif SALİHOĞLU
19 Şubat 2026, Perşembe
Raşid Halifelerin ikincisi olan Hz. Ömer (ra) ile ilgili olarak tarihin sayfalarına yazılmış altın değerinde güzel sözler ve nakiller var.

Bunların başında da yazının başlığındaki tabirler gelir: “Ömer’in adaleti”, yahut “adaletin kılıcı.” Kezâ, “Adalet mülkün temelidir” vecizesi de aynı cümleden sayılır.

Onun hakkında daha başka sözler, nakiller ve menkıbeler de var. Sırasıyla onlara da temas etmeye çalışalım.

«

Hz. Ömer’in adaleti, hakikaten dillere destan olmuştur. O, halifeliği ve devlet başkanlığı döneminde adaleti en ideal bir işleyişle ülke ve toplum genelinde hâkim kılmaya çalışmıştır.

Öyle ki, sadece mü’minler değil, tebaası olan gayr-ı müslimler de onun adaletinden ve hakkaniyetle iş görmesinden memnun kalmışlardır.

Herhangi bir ayrım yapmaksızın bütün vatandaşlara eşit ve adaletli davranan Hz. Ömer, sınır komşusu olan mütecâviz devletlere ve hükûmetlere karşı “adaletin kılıcı”nı hakkıyla kullanmaktan da geri durmadı. Misâl; merkezi İran’da olan Sasanî Devleti ile merkezi Konstantiniye olan Bizans Devletinin bölgedeki zalimâne hâkimiyetlerine “adaletin kılıcı” ile son verdi. Koca İran coğrafyası, onun zamanında fethedildi. Bu fetih çok kanlı olduğu için, İran halkının “millî gurur”u kırıldı. Bu sebeple, İslâmiyeti “kerhen kabul” ettikleri gibi, “Amr ve Ömer” isminden de nefret ederler. Dahası, “Ömer’in buğzu” onlarda “Ali’nin muhabbeti”nden fazladır.

«

Hz. Ömer’in sorumluluk duygusu da harikulâdedir. Misâl; “Kenar-ı Dicle’de bir kurt bir koyunu yese, hesabı senden sorulur yâ Ömer” ifadesi, 1400 küsûr senedir sorumlu idarecilere esaslı bir ders veriyor.

Bununla bağlantılı bir başka meziyeti de şudur: Bir taraftan her türlü sorumluluğu kendi üzerine alırken, bir taraftan da şahsî yetkilerini kısıtlı tutarak, asıl yetkili merci olarak meclisi, yani “şurâ-yı İslâm”ı gösteriyor. Meselâ, Kuzey Afrika’daki Berberi kabilelerden gelen hayatî derecede önemli bazı talep ve teklifler hakkında şahsî inisiyatifini kullanmak yerine, teklifin müzakere edilerek karara bağlanması için meselenin İslâm şurâsına taşınmasını istiyor.

Ne güzel ahlâk değil mi? Cumhurreisi olarak, mesuliyeti üzerine alıyor; ama, yetkiyi-selâhiyeti şurânın şahs-ı manevîsine veriyor. Cidden mükemmel bir idareci.

«

Hz. Muhammed’den (asm) 13 yaş küçük olan Hz. Ömer (ra), pehlivan yapılı ve çok heybetli bir şahsiyettir. Şiire, belâgate olan düşkünlüğü ziyadedir. İslâmdan önceki hayatı ne kadar berbat ise, Müslüman olduktan sonraki hayatında o kadar mükemmel biri olmuştur.

Onun İslâmiyeti kabul edişi de son derece çarpıcı bir hadisedir. Hikâyesi, rivâyete göre kısaca şöyledir: 

Hz. Ömer, Hz. Hamza’nın da İslâmı kabul ettiğini duyunca hiddetlenir. Öfkesini tutamaz ve kılıcını da alıp dışarı çıkar, “Gidip Muhammed’i öldüreceğim” der.

Yolda karşılaştığı Nuaym bin Abdullah, onu daha da kızdıracak şu haberi verir: “Senin kız kardeşin Fâtıma ile kocası da Müslüman oldular.” 

Bu haber üzerine yolunu değiştirir ve kız kardeşinin evine gider. O esnada okudukları ayetleri kendisine vermelerini söyler. Red cevabını alınca saldırıya geçer. Kız kardeşi ile eniştesini dövmeye başlar. Kardeşi Fâtıma, kendilerine (Ömer’den gizli-saklı şekilde) Kurân öğreten Habbâb bin Eret’i de çağırarak hep birlikte Müslüman olduklarını yüzüne karşı söylerler. Bu davranışla, ölümü dahi göze alarak kararlı olduklarını göstermiş olurlar.

Ömer, bu durum karşısında yumuşamaya başlar. Bir hayli de duygulanır ve o ânda İslâmiyeti kabul etmeye karar verir. Hz. Muhammed’in (asm) nerede olduğunu sorar. Hz. Erkam’ın evinde olduğunu öğrenince, hiç vakit kaybetmeksizin oraya gider ve Resûlullah’a biat ederek Müslüman olur.

Okunma Sayısı: 2212
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
  • Said Yüksekdağ

    20.02.2026 11:04:53

    Ülkemizde hakikî manada adaletin tecellî etmesi duasıyla...

  • Latif Salihoğlu

    19.02.2026 15:14:20

    Vealeykümselam, aziz ve muhterem Mehmet kardeşim. Bilmukabele, tebrik ve dualar. Mümkün olduğunca kavl-ı leyyin ile yazmaya çalışıyoruz. Rabbim bizi Nurlara sadık ve siz Nur kardeşlere söz ve yazıyla lâyık kılacak şekilde istihdam eylesin.

  • Enes

    19.02.2026 13:15:38

    Çok şükür son dönemde islamcı iktidarı her ne kadar desteklemesekte halk partilerin yanında çok iyi işler yapmışlardır. Bu da Hz. ÖMER efendimizin etkisi olarak görülebilir. Allah bizleri de efendimize komşu eylesin.

  • İbrahim FİŞEK

    19.02.2026 09:32:11

    Rabbimiz CC, bu mübarek Ramazan-ı Şerif hörmetine, sizden ebeden razı olsun...

  • Mehmet Kaşlıoğlu

    19.02.2026 07:47:35

    Selamun Aleyküm Latif Ağabey ! Ramazan-ı Şerif'inizi tebrik ediyorum. Bugünkü makalenizde istimal ettğiniz kelime,tâbir ve ifadelerinizden dolayı teşekkür ederim. Edip ve muharrir ağabeylerimizden beklediğimiz üslûp işte bu ! Yani Risale-i Nûr lisanı;Bediüzzaman Edebiyatı... Takdir etmeyen etmesin,beğenmeyen beğenmesin,minnetleri dağ başına...!!!

  • Osman Yıldırım

    19.02.2026 06:38:03

    Günümüzde Müslümanlarının temel meselesinden ve handikablarından en önemlisi hz.Ömerin adaletinin sadece edebiyatını yapmaları ve uygulamada fersah fersah ondan uzak olmalarıdır,zira hz.Ömer halifeliği döneminde kendi işini yaparken kendi mumunu devletin işini yaparken devletin mumunu yaktığı söylenegelen önemli bir husustur. Bugün İslam ülkeleri liderleri acaba bu anlayışın nerdindeler. Devleti kendilerine verilmiş bir emanet değil adeta kendi şahsi şirketleri gibi görmekteler,devletin tüm imkanlarını bir cemaate peşkeş çekip sonra anlasamayincada suçlu suçsuz demeden herkesi cezalandırmak adalet anlayışının neresinde,İslamiyete ne kadar uygun ve bunu normal bir uygulama imiş gibi alkışlamak kabul edilebilir bir anlayış asla olamaz.Dolayisıyle Hz. Önerin anlayışı ancak Onun uygulamalarıyla mümkün olabilir.

  • Abdullah

    19.02.2026 05:37:02

    Hazreti Ömer,Adaletiyle namı cihana yayılmış,asırlar üzerinden yankılanarak günümüze kadar gelmiştir. Asırlar boyunca müslümanlar onunla iftihar etmişlerdir.Ve bu hal kıyamete kadar devam edecektir.Asrı saadette iman ve hürriyet hükmediyordu.Bu iki vasıf zirveler de idi.Hazreti Ömer(r.a.) gibiler de işte bu iki ulvi hasletin meyveleridir. Fazilet timsalidirler.Hizmetleri ebediyet kazanmıştır.Tarihin sayfalarına altın halkalar ilave etmişler. İman ve hürtiyet kemalini bulunca insana neler yaptırı yor! Asrı Saadetin Hz.Ömer gibi parlak yıldızlarına selam olsun.Rabbim ebedi yen hepsinden razı olsun.

(*)

Namaz Vakitleri

  • İmsak

  • Güneş

  • Öğle

  • İkindi

  • Akşam

  • Yatsı