"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

Toplu ceza olmaz

M. Latif SALİHOĞLU
08 Ocak 2026, Perşembe
Yerinde, zamanında, kararında yapılan tenkitler hayırlı neticeler verir. Konuşulan meseleyi tahkim ile tekâmül ettirir. İşi hamlıktan, yavanlıktan çıkarır; tadında ve kıvamında pişmesini temin eder.

Bir de zararlı olan ve karamsarlık havası veren tenkitler var. Onlardan da mümkün mertebe sakınmak, uzak durmak icap eder.

Bu hayatî noktayı vüzûha kavuşturmak için, yaşadığımız hayattan bazı misaller sunmaya çalışalım.

*

Tenkit veya suçlama niyetiyle konuşmaya başlayıp “Yahu kardeşim, bu millet adam olmaz” diye devam etmek, doğrudan doğruya yeis pompalamak ve etrafa karamsarlık havasını yaymak hesabına geçer.

Dahası, bunun kimseye faydası olmaz. Ne konuşana, ne dinleyene, ne de gelecekteki nesillere…

Aynı şekilde, tutup “Bizim arkadaşlar da işe yaramaz. Bizim camia da suçlu” diye toplu suçlamalarda bulunmak, hakka isabet etmez ve hakikatle bağdaşmaz.

Zira, hiçbir kanun-u adâletle insanlara toplu ceza verilmez. Suç şahsî olduğu gibi, her şahsın cezası da ayrıdır.

Hatta, dinî inancı ne olursa olsun bir insanı bütün vasıflarıyla kötülemek, yahut bütün özellikleriyle onu muzır görmek de adâletin ruhuna uygun düşmez. Çünkü, meselâ gayr-ı müslim bir insanın bazı vasıfları mü’mince olabiliyor. Kezâ, bir mü’min bazı vasıfları da gayr-ı müslimce olabiliyor.

Buna göre, asıl cezalandırılması gereken, insanı kötülüğe sevk eden ve ona suç işlettiren vasıfları, yönleri ve özellikleri olmalı. Yani, bir insanı bile bütünüyle kötülemekten, karalamakatan ve onu silip atmaktan kaçınmak icap ediyor. Ta ki, kişi, o zararlı yönlerini düzeltmeye ve o muzır hallerini ıslâh etmeye çalışsın. Aksi yöndeki hareket ve muamele, adâletin dengesini-terazisini bozar. Yani, meselâ ıslâhı mümkün olan kişiyi hem ümitsizliğe-karamsarlığa sevk eder, hem de ıslâhını büsbütün zorlaştırmış olur; belki de imkânsız hale getirir.

*

Bu zamanda, söz konusu dengeyi muhafaza etmek fevkalâde zorlaşmış. Çünkü, insanlar ve bilhassa siyaset ehli işin kolayına kaçıyor. Kolaylıkla, bir grubu, yahut bir partiyi topyekûn suçlama cihetine gidebiliyor.

Oysa ki, aynı gruptaki, yahut aynı partideki insanların bile (varsa şayet) suçları ayrı olduğu gibi, cezaları da ayrı ayrıdır. Yani, suçları eşit oranda değildir ve olamaz.

Ne var ki, “toptan cezalandırma kolaycılığı” sebebiyle, hedefe konulanların tamamına toplu suçlamalar yapılıyor ve yine toplu halde cezalandırılmaya çalışılıyor.

Bu ise, çok ağır bir vebâldir. Bundan şiddetle kaçınmak lazım geliyor.

Nitekim, mukaddes kitabımız bize bu noktada tesirli ikazlarda bulunuyor: “Bir kişinin hatasıyla, onun kardeşini, akrabasını, aşiretini, partisini cezalandırmayın” diyor.

Buna rağmen, aynı kitaba inanan bir kısım insanlar, yine de “cephe mücadelesi”ni tercih ediyor ve karşı tarafın tamamını karalama kolaycılığına sapıyor.

Oysa ki, bir insan ve hâssaten bir Müslüman olarak, bu tür fikrî ve fiilî yaklaşımlardan, hükümlerden, infazlardan şiddetle kaçınmak gerekiyor. Unutulmasın ki, bugün biz hangi yolu tercih edersek, bizden sonrakilerin bir kısmı da eskileri de takliden aynı yolda yürümeye devam edecek. Bu durumda, kendi hatalarımızın cezası ile birlikte, sebep olduğumuz sonraki neslin hata ve günahına da bir ölçüde hissedar olmuş oluruz ki, Allah muhafaza.

Şu noktayı evel-âhir unutmamalı ve hiç hatırdan çıkarmamalı: Kimden gelirse gelsin ve kime karşı yapılırsa yapılsın, toplu cezalandırma yöntemi adâlete aykırı olduğu gibi, insaniyet ve İslâmiyet ile de bağdaşmıyor.

Okunma Sayısı: 993
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
  • Latif Salihoğlu

    8.01.2026 19:09:25

    Ah, ah Necati Abi. O grubun etkili mensupları da kaderin adâletini hiç düşünmeden, hiç üzerine alınmadan, hiç tövbe-nedamet etmeden bin dereden tevillerle nefisini avukat gibi savunmaya devam ediyor. Bu suretle, zulmün devamı için kadere fetva verdirmeye de devam ediyorlar. Geçmişte kendi ekâbirlerinin başkasına yaptığı zulüm ve baskıların hissesini düşünmemeleri de cabası.

  • Necati

    8.01.2026 16:00:11

    Ahhh bu gerçekleri kendi nefsimizde uygulayabilsek. Gözümüzün önünde bir gruba, bir cemaate birkaç kişinin hataları yüzünden yuzbinlere zulümler yapıldı, yapılıyor. Kaderin adaleti diyerek bu dehşetli zulümleri görmezden geldik. Teviller ile hafife aldık. Şimdi zulüm başkalarına da sirayet ederek şimdetlenerek devam ediyor.

  • Necati

    8.01.2026 15:50:11

    لَا تَزِرُ وَازِرَةٌ وِزْرَ اُخْرٰى âyet-i kerîmesinin hakikatidir ki birisinin cinayetiyle başkaları, akraba ve dostları mes'ul olamaz. Halbuki şimdiki siyaset-i hazırada particilik taraftarlığı ile bir caninin yüzünden pek çok masumların zararına rıza gösteriliyor. Bir caninin cinayeti yüzünden, taraftarları veyahut akrabaları dahi şenî gıybetler ve tezyifler edilip bir tek cinayet yüz cinayete çevrildiğinden, gayet dehşetli bir kin ve adâveti damarlara dokundurup kin ve garaza ve mukabele-i bi'l-misile mecbur ediliyor. Bu ise hayat-ı içtimaiyeyi tamamen zîr ü zeber eden bir ZEHİRDİR ve hariçteki düşmanların parmak karıştırmalarına tam bir zemin hazırlamaktır. Tarihçe-i Hayat

  • S.topuz

    8.01.2026 07:20:51

    ..."Halbuki insan, fıtratındaki zulüm damarıyla, şeytanın telkiniyle, bir zâtın yüz hasenatını bir tek seyyie (günah) yüzünden unutur, mü'min kardeşine adavet(düşmanlık) eder, günahlara girer. Nasıl bir sinek kanadı göz üstüne bıra-kılsa; bir dağı setreder(örter), göstermez. Öyle de insan ga-raz damarıyla,sinek kanadı ka-dar bir seyyie(günah, kötülük) ile dağ gibi hasenatı (iyiliği) örter, unutur; mü'min kardeşine adavet(düşmanlık) eder, insanların hayat-ı içtimaiyesinde (sosyal yaşamında) bir fesad (bozgunluk,karışıklık) âleti olur." Bediüzzaman Said Nursî, Risale-i Nur Külliyatı, Lemalar - 88 - 😢🇹🇷😭🕋😭🌍😭😭😭🕊🕊🕊🌍🇪🇺🕋🇹🇷🇵🇸😭🇵🇸😭🇵🇸😭🇵🇸😭🇵🇸😭🇵🇸

  • S.topuz

    8.01.2026 07:17:05

    "İnsanın hayat-ı içtimaiyesini ifsad eden bir desise-i şeytan-iye şudur ki: Bir mü'minin bir tek seyyiesiyle(günahıyla), bü-tün hasenatını(iyiliklerini) ör-ter.Şeytanın bu desisesini din-leyen insafsızlar,mü'mine ada-vet(düşmanlık) ederler. Halbu-ki Cenab-ı Hak haşirde adalet-i mutlaka(tam adâlet) ile mi-zan-ı ekberinde(en büyük tera-zisinde) a'mal-i mükellefîni (hayır-hasenat sahiblerini) tart tığı zaman, hasenatı seyyiata (günahlara) galibiyeti, mağlu-biyeti noktasında hükmeyler. Hem seyyiatın esbabı(sebep-leri)çok ve vücudları (işleme-si) kolay olduğundan, bazan bir tek hasene(iyilik) ile çok seyyiatını örter.Demek bu dün yada,o adalet-i İlahiye nokta-sında muamele gerektir. Eğer bir adamın iyilikleri fenalıkları-na kemmiyeten(sayısalolarak) veya keyfiyeten (kıymeti,kalite si itibarıyla) ziyade(çok) gelse, o adam muhabbete(sevilme-ye) ve hürmete(saygıya) müs-tehaktır. Belki kıymetdar bir tek hasene ile, çok seyyiatına nazar-ı afv ile bakmak lâzımdır."... Lemalar - 88

(*)

Namaz Vakitleri

  • İmsak

  • Güneş

  • Öğle

  • İkindi

  • Akşam

  • Yatsı