"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

Trafik cezaları ve katliâm gibi kazalar

M. Latif SALİHOĞLU
19 Temmuz 2019, Cuma
Trafikte kaza yapmayı da, cezalı duruma düşmeyi de elbette ki hiç kimse istemez.

İstemez ama, bunların ikisi de Allah’ın her günü kaçınılmaz olarak karşımıza çıkıyor.

Doğudan batıya, Edirne’den Van’a, Mersin’den Samsun’a büyük kaza haberlerinin gelmediği, duyulmadığı gün yok gibi...

Yüksek ölümlü, çok sayıda ağır yaralı vakaların çoğu da, ne yazık ki ya fakir mevsimlik işçileri, ya da kaçak insanları taşıyan vasıtaların devrilmesi, şarampole yuvarlanması sonucu meydana geliyor.

Ardından, haliyle ağıtlar yakılıyor. Feryatlar yükseliyor. Ateş düştüğü yeri yakıyor. Aileler perperişan oluyor. Sayısız insan, ya sakat oluyor, ya yatalak duruma düşüyor, ya da engelli olarak meşakkatli bir hayata mecbur ve mahkûm oluyor.

* * *

Peki, bütün bu fecâatlerin Allah’ın hemen her günü ülkemizde yaşanmasının ana ve öncelikli sebepleri nelerdir? Yollar mı bozuk? Denetim mi zayıf? Eğitim mi yetersiz? Trafik cezaları mı az? İnsanlar mı cahil, ya da medeniyetsiz? Hudut kapıları mı güvensiz-kontrolsüz? Geçişler rüşvetle mi sağlanıyor?

Bunlardan belki sadece biri veya birkaçı. Ya da, her birinin ayrı ayrı hissesi var.

Ama, şunu hemen herkes biliyor ve hatta çoğu kimse yakınarak seslendiriyor ki: Trafik cezaları çok ağır. Ayrıca, yanlış veya haksız yere kesilen öyle cezalar var ki, sürücülerin adeta dengesini bozuyor, bir kısmını da hayattan soğutuyor. 

Misâl, kimini icralık duruma düşürüyor. Kimini borç batağına sürüklüyor. Kiminin aile hayatına darbe vurup bitiriyor. Kimisine cinnet geçirtecek, cinayet işlettirecek derece tehlikeli bir psikozun içine sokuyor.

Bunların hiç biri abartı, mübalağa değildir. İnsanlarımızın bir çoğu değişik sebeplerden borçlandığı doğrudur. Ama, imkânları alabildiğine zorlayan vasıta alımları, ardından gelen yakıt ve sair masraflara ilaveten bir de hayattan usandıracak boyutlara ulaşan trafik cezaları, insanları bambaşka bir ruh halinin girdabına doğru sürüklüyor.

Tamam, cezalar olacak elbette. Ama, cezadan ziyade, eğitim ve denetim faaliyetlerine ağırlık ve öncelik verilmeli. İnsanları ve özellikle sürücüleri hatalı, dolayısıyla cezalı durumlara düşürmeyecek bir takım tedbirlere odaklanılmalı. Hele hele, tuzak kurar gibi bazı yöntemlerle sürücülere suç işlettirme ve hemen akabinde büyük bir iştahla trafik cezası kesme kolaycılığına gitmemeli.

Evet, insana ve insan hayatına değer veriyorsak eğer, önelikli hususların başına ceza kesmeyi değil, kaza önleyici maddî-mânevî tedbirler paketini koymalı. 

Bu noktayı daha iyi anlamak ve daha doğru kavrayabilmek için de, bu meselede yüksek başarılara imza atmış olan medenî dünyadaki uygulamaları örnek almalı.

***

GÜNÜN TARİHİ: 19 Temmuz 1948

Mareşalin Millet Partisi

Milliyetçi-muhafazakâr olarak bilinen 30 kadar milletvekili, 1946'da seçilmiş oldukları Demokrat Parti’den istifa ederek 19 Temmuz 1948’de Millet Partisi’ni kurdu.

Bu siyasî hareketin başını Fevzi Paşa, Sadık Paşa ile Osman Bölükbaşı çekiyordu.

1948 yılı Temmuz ayı ortalarında Ankara'da dindarlığıyla bilinen Osman Nuri (Köni) Efendinin evinde toplanan Milletçiler, mübarek sayı olsun diye 33 kişiyle yeni bir parti kurmaya karar verdi.

Bu şekilde kurulan Millet Partisinin Fahrî Başkanlığına Mareşal Fevzi Çakmak, resmî Genel Başkanlığına Prof. Hikmet Bayur, Meclis Grup Başkanlığına ise DP’den ayrılan Osman Nuri Bey getirildi.

Böylelikle, Meclis’te grubu bulunan yeni bir parti daha teşkil edilmiş oldu.

Millet Partisini oluşturan milletvekillerinin hemen tamamı, Demokrat Partiden ayrılan kimselerdi. Toplam milletvekili sayısı 60 kadar olan DP, bu hareketle daha ikinci senesinde tam ortadan ikiye bölünmüş oldu.

Millet Partisi kurucuları, Demokrat Partiyi pasiflikle suçluyordu. Onlara göre, CHP’ye ve İsmet Paşaya karşı daha sert bir politika izlenmeliydi. Nitekim, partinin kuruluşunda bir beyannâme neşreden Mareşal Fevzi Çakmak’ın sözleri de aynı doğrultudaydı.

Okunma Sayısı: 1065
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
  • HÜSEYİN İLHAN

    20.7.2019 14:36:29

    Trafik kazalarının yerleşim içinde ve şehirlerarası olanları olmak üzere ikiyet tefrik etmek lazım. Şehir içindeki kazalarda genel olarak maddi hasarlı olanlar umumiyet teşkil ederken,şehirlerarası olanlarda ise can kayıplarının daha çok tabiiki maddi hasarın ise araçları nerede ise ya kullanılmaz yada pert derecesine yakın hasarlı olmasıyla neticelenmektedir. Her iki cenahtada idarenin işaretleme başta olmak üzere,imalat hatası olan yollar,ben yaptım oldu tarzı imalatlar var. Şehir içinde yol var amma yolları otopark haline getiren mahalli idare nedeni ile keşmekeşlik,sıkışıklık sürücüleri germekte ve sinir harbi içinde olan sürücülerde kazaya davetiye çıkarmaktadır.Yine yayaların gelişigüzel heryerden yol fırlayıp geçmeleride ciddi tehlike teşkil ediyor.

  • nihat

    19.7.2019 10:32:03

    TRFİK TERÖRÜNÜ önlemek için yetkili makamlarda oturanlar malesef görevlerini yapmıyorlar.

  • nihat

    19.7.2019 10:30:00

    Çok önemli bir konuya temas etmişsiniz. Bizde asıl niyet trafik kazalarını engellemek değil, bütçeye gelir elde etmek

(*)

Namaz Vakitleri

  • İmsak

  • Güneş

  • Öğle

  • İkindi

  • Akşam

  • Yatsı