"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

Müslüman suç işler mi?

M. Said ZEKİ
28 Eylül 2020, Pazartesi
En baştan söyleyelim ki; kutsal olan İslâm dinidir, o dine inanan Müslümanın bizatihi kendisi kutsal değildir.

Dolayısıyla kabahatte işler, suç da. Öyle olmasaydı Kur’ân’da bu kadar cezaî hükümlere ne gerek vardı? Suç yanlış ya da zararlı olduğu için yasaklanan ve bazı durumlarda cezalandırılan davranıştır.

Bir dostuma başlıktaki soruyu sordum. Gayri ihtiyari uzun bir ‘haşaaa’ çekti! Ona göre Müslüman suç işlemezdi. Bu defa ‘bir Türk suç işler mi’ diye sordum. ‘Gerçek bir Türk asla suç işlemez’ dedi. Ona göre biri suç işliyorsa mutlaka ‘kanında bir bozukluk’ vardı!

Biraz lâtifeden sonra Kur’ân’da sayılan suç ve cezaları konuştuk. Her insanın iyiliğe ve kötülüğe fıtraten kabiliyeti mevcuttu. Öyleyse suçluyu ırk, renk, cinsiyet ve inanç yönünden değil; işlediği fiil yönünden değerlendirmek gerekliydi. Yeri gelmişken ‘İslâmî terörist’(!) yanlışlığına tekrar dikkat çekmiş olalım.

KUR’ÂN’IN MUHATABI KİMLER?

İslâm cihanşümuldür; yani bütün insanlık için gönderilmiştir. Hz. Muhammed’in (asm) tebliği bütün insanlığadır. Kur’ân’ın muhatabı da genel manada herkestir; ama özellikle ona inanan Müslümanlardır.

Müslüman Allah’ın gönderdiği dine inanan, elinden geldiğince O’nun emir ve yasaklarına uymaya söz veren kişidir. İslâmı kabul edince insan bir anda melek olmaz, içindeki kötü duygular, nefsani istekler yok olmaz, imtihanı bitmiş olmaz. Bilakis imtihanı daha da ağırlaşmış olur. 

Bunu kabul ettikten sonra başlıktaki sorunun bir anlamı kalmaz artık. Her insan gibi Müslüman da nefsine uyabilir, hata ve kusur edebilir, suç ve kabahat işleyebilir. Kısaca İslâmda suç ve cezalara bir göz atalım.

İSLÂM HUKUKUNDA SUÇLAR

İslâm hukukunda suçlar üç kısma ayrılmaktadır. Birinci Kısım Suçlar: Şahsa karşı işlenen suçlardır. Bunlar, katil (cinayet’ün nefis), yani bir kimseyi öldürmek veya bir kimseyi çeşitli şekillerde yaralamak (cerh) suçlarıdır. Bunlar “hakkı ademiye” denen şahıs haklarına karşı işlenen fiillerdir. Şahsın haklarına karşı işlenen suçların cezası “kısas” ve “diyet” tir. Bu suçlarda şahsî haklara üstünlük tanındığından af ve sulh geçerlidir.

İkinci Kısım Suçlar: Bu suçlar, Kur’ân tarafından gösterilmiş olup, Allah’a karşı işlenen suçları kapsamındadır. Bunlar İslâm toplumunun yararlarına dokunan suçlardır. Hırsızlık, zina, şarap içme, kazf veya zina iftirası, yol kesme, irtidat veya ridde denilen İslâm dinini terk etmek gibi suçlardır.

‘SEN AF YOLUNU TUT!’

Bu suçlarda, suçtan zarar görenin şikâyette bulunması gerekmez. Çünkü bunlar insanların bir arada yaşamaları için kurulmuş olan düzeni bozar ve böylece Allah’a karşı işlenmiş olarak kabul edilirdi. İslâm hukukunda bazı suçlar için Kur’ân’da belirtilmiş değişmez cezalara “hadd” denir. Bu suçların ispatında şüphe varsa; Allah merhametli olduğu için affedeceğinden, hâkimin cezalandırma yoluna gitmemesi tavsiye edilmiştir.

TAZİR SUÇLARI

Üçüncü Kısım Suçlar: Taziren cezalandırılan fiillerdir. Bunlar; hakkında âyet ve hadis gereği herhangi bir hükmün (nassın) bulunmadığı, ceza takdirinin hâkime bırakıldığı suçlardır. 

Tazir sözcüğü yasaklamak, cezalandırmak, zorlamak, reddetmek, terbiye etmek anlamında kullanılmaktadır. İslâm hukuku kaynaklarında gerek suç, gerek karşılığında cezası gösterilmiş olmamakla beraber, kişilere veya kamuya zarar verdikleri için Devlet başkanı tarafından cezalandırılan fiiller olarak geçmektedir. 

Devlet başkanı veya ona vekâlet eden hâkim, suçluyu ve suçun toplumdaki durumunu göz önüne alarak cezayı takdir eder.

ASIL GAYE İNTİKAM DEĞİL, ISLAHDIR

Kur’ân ve sünnetin belirlediği cezalar netice itibariyle İslâm’ın korunmasını esas aldığı beş temel değerin; yani akıl, din, can, ırz ve malın korunmasını hedefler. İnsanların genel ve özel faydasını bir denge içinde gözetmeyi hedef alır. Bu cezalar, İslâm’ın kötülüğü önleyip, iyiliği hakim kılma emir ve gayretinin bir parçasıdır. Cezalandırmanın amacı, genelde suçun aleniyetine ve yayılmasına engel olup; içtimaî vicdanı ve yapıyı korumak, özelde ise suçu önlemek, suçluyu te’dib (terbiye verme) ve ıslah etmektir.

Konuya nasip olursa inşallah devam edelim. 

Okunma Sayısı: 1792
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
    (*)

    Namaz Vakitleri

    • İmsak

    • Güneş

    • Öğle

    • İkindi

    • Akşam

    • Yatsı