"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

Acaba sırf bu dünya için mi yaratılmışsın?

Mehtap Yıldırım Yükselten
13 Aralık 2018, Perşembe 01:46
İnsanın dünyadaki çalışma ve gayretini, hayal ve hedeflerini düşünürsek, bu dünya ona göre gerçekten çok kısadır.

Günümüzde ortalama 25-30 yaşa kadar eğitim ve uygun bir iş aramakla geçiyor. Sonra bir yuva kurma, çoluk çocuk derken, bir de bakıyor ki, emekli olmuş, yaşlanmış. Tabi eğer buraya kadar ömrü varsa, erken bir ölüm vaki olmamışsa... Hayaller, emeller, istekler bitmiyor, ama insan gittikçe güçten kuvvetten düşüyor, ömür bitiyor. İnsan bunları düşününce, sırf bu dünya için yaratılmadığını, hayattan ve ölümden bir kasıt olduğunu idrak edebilir. Buradan da, bütün vaktini dünyaya sarf edemeyeceğini, bir kısmını ahiret sermayesi yapması gerektiği sonucuna ulaşabilir. Bunun için en kârlı yatırım da, günde 24 saatten birini namaz gibi tatlı bir ibadete sarf ederek, fani geçen ömürden baki bir servet ayırıp kenara koymaktır.

 21. Söz Beşinci İkazda nefsimize yöneltilen bir soru var. “Acaba sırf dünya için mi yaratılmışsın ki, bütün vaktini ona sarfediyorsun?” İnsan, istidat ve kabiliyetler cihetiyle hayvanlardan üstün olmasına rağmen, rızkını temin etmekte neden bir serçe kuşuna bile yetişemiyor? Bundan anlaşılmalı ki, insanın asıl vazifesi hayvan gibi çabalamak değildir. Kâinatın en şerefli mahlûku olmaya muhatap olan insanın hakikî vazifesi, hakikî ve daimî bir hayat için çalışmaktır.

Bizi ahirete çalışmaktan alıkoyan dünya meselelerinin çoğu da gereksiz malûmatlar, zaman kaybı mahiyetinde olan fuzulî işlerdir. Nefis buna da itiraz edebilir, nitekim yine 5. ikazda, “Eğer desen: Beni namazdan ve ibadetten alıkoyan ve fütur veren öyle lüzumsuz şeyler değil, belki derd-i maişetin (geçim derdinin) zarurî işleridir.” diyor. Buna cevap ise çok veciz ve vazıh bir örnekle geliyor. Şöyle: “Eğer yüz kuruş bir gündelikle çalışsan, sonra biri dese ki, “Gel on dakika şurayı kaz. Yüz lira kıymetinde bir pırlanta ve zümrüt bulacaksın. Sen ona “Yok gelmem, 10 kuruş gündeliğimden kesilecek, nafakam azalacak” desen, ne kadar divanece bir bahane olduğunu elbette bilirsin.

Herkes geçimini temin için elbette dünyada çeşitli işlerde çalışır. Ama “Çalışıyorum, vaktim yok” diye bir bahane ile namazı terk etmek hasarettir, zarardır. Hem namazda kalbin, ruhun rahatı olduğu için, dünyevî işlerden bir teneffüs vaktidir. Neticesi ise çok büyüktür. İnsana hem dünya, hem de ahiret hesabına ehemmiyetli iki kıymetli manevî maden kazandırmaktadır. Birincisi, namazını kılan insanın yaptığı diğer her türlü mübah ve meşrû dünyevî çalışmalarının da insana sevap kazandırmasıdır. İkinci maden ise, O’nun mülkünde çalıştığını bilerek, O’nun malını yine O’nun hesabına sarfetmekle, kendini bir dağıtım memuru bilmekle elde edeceği kazançtır.

Namazı kılmamak, bu iki madenden mahrum kalarak iflâs etmektir.

Namazın dünya ve ahiret için kazancı özetle: “Bu misafirhane-i dünyada aciz ve fakir kalbine kut ve gına (azık ve zenginlik) ve elbette bir menzilin olan kabrinde gıda ve ziya ve her halde mahkemen olan mahşerde senet ve berat ve ister istemez üstünden geçilecek Sırat Köprüsü’nde Nur ve Burak olacak namaz neticesiz midir?” (21. Söz, 4. İkaz)

Okunma Sayısı: 1853
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
    (*)

    Namaz Vakitleri

    • İmsak

    • Güneş

    • Öğle

    • İkindi

    • Akşam

    • Yatsı