"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

“Kurtulmak” ne büyük nimet

Mehtap Yıldırım Yükselten
19 Şubat 2023, Pazar
Günlerdir “Mucize kurtuluşlar” diye duyurulan, enkaz altından sağ çıkarılanları görüyoruz. O anlar hem çıkarılan için, hem kurtarma ekipleri için, kısacası insanlık için öyle bir sevinç oluyor ki, kimse gözyaşlarını tutamıyor. Türk, Yunan, Japon, Alman o an birbirlerine sarılıyorlar.

Çoğumuz enkaz altında kalmadık ama bu yaşananlar sebebiyle hepimiz kendimizi oradaki insanların yerine koyarak empati yapabildik. Tavanın, duvarların üstümüze geldiği, bir anda karanlıkta, dar bir alanda, belki yaralı, belki sıkışmış şekilde beklediğimizi düşündük. Sesimizi duyanın olmadığını, olsa da onlar da aynı durumda olduğu için yardıma koşamadığını hayal ettik. Soğuk bir kış günü, karanlık, nefes almak zor, yollar kapalı, beklenen kurtuluş ümidinin gittikçe azaldığı, her taraftan ümit kesik bir hâlde öyle beklediğimizi düşündük. Tıpkı Yunus (as)’ın balığın karnındaki vaziyeti gibi biz de tüm gücümüzle defalarca “Lâ ilâhe illâ ente sübhâneke innî küntü minezzalimîn” dedik. O an tüm olumsuz şartları lehine çevirebilecek olan, her şeye sözü geçen, herşey O’nun emrinde olan Allah’a sığınmaktan başka çare yok. Hayatı veren de, alan da O’dur. Dilerse enkaz altında günlerce, haftalarca yaşatır ve neticede kurtarır. O kurtuluşlarda kimbilir ne sırlar, ne hikâyeler vardır. Kimi “Hiç susamadım, ben orada kana kana su içtim” diyor, kimi “Aç değilim yemek yedim” diyor. Kimi günler geçmiş olmasına rağmen, orada birkaç saat kaldığını sanıyor.  

Empatimizi biraz daha ileri taşıyıp kabir hayatına gidelim. Bizi mezarımıza yerleştirmişler ve orada bulunanlar uzaklaşıp gitmiş. Son ayak sesleri de kesilmiş. Sesimizi duyan yok. Kabir komşularımızın feryat sesleri geliyor ama ne bizim onlara, ne de onların bize yardıma koşacak durumu yok. Herkes kendi derdinde. Günahlarımızın, hatalarımızın enkazı altında bunalmış bir vaziyette beklerken, Münker ve Nekir adındaki sorgu melekleri gelir, sorularını sorarlar. Bu sorulara beklenen cevaplar verilmişse, yerimiz genişletilir, ferahlatılır. Beklenen kurtarma ekipleri gelmiştir. Kişinin dünyada yaptığı ibadet ve iyiliklerin hepsi orada bir yardım timidir. Bu mânâna hadisler vardır. “Kişi kabre konduğu zaman, melekler gelir kendisine soru sorarlar. O dakikada nuranî bir şey gelir onun baş ucuna oturur. Bu onun namazıdır. Bir başka nurani şey gelir onun ayak ucuna oturur. Bu onun yaptığı hayır, hasenat ve iyiliklerdir. Bir başka nuranî şey gelir sağına oturur. Bu onun orucudur. Bir başka nuranî şey sol tarafına oturur. Bu onun zekatıdır. Bunlar kişiyi, sağdan, soldan, alttan, üstten kabrin sıkıntılarına ve canını yakmasına karşı korurlar.” 1 

İşte öyle büyük bir sıkıntı hâlinde iken, o nuranî kurtarma ekiplerinin gelmesi ne büyük bir saadet ve ferahlık olur. Bunun biraz daha ilerisi de vardır. O da cehennemden kurtuluştur. Kabirden çok daha şiddetli, içinde ateş ve kaynar sular olan bir azap yerinden kurtuluş nasıl bir saadettir kimbilir? Oradan kurtuluşta da yine nuranî kurtarma ekiplerinin imdada koştuğu hadis-i şeriflerde yer almaktadır. “Ümmetimden bir adam gördüm ki, cehennemin hararetini elleriyle yüzünden uzaklaştırmaya çalışıyordu. O an verdiği sadakalar geldi, üzerine gölge, yüzüne perde oldu.” 2  

Bunun içindir ki, Peygamber Efendimiz Muhammed Mustafa (asm)’ın, diğer peygamberlerin, velîlerin, alimlerin her vakit tekrar ettiği en önemli dualardan biri de: “Allahım bizi kabir azabından kurtar, bizi cehennemden kurtar” olmuştur. İnsanlığın en büyük meselesi, bu kurtuluştur. Bu kurtarma vazifesini kendine dert edinen Bediüzzaman Said Nursî: “İçinde evladım yanıyor, o yangını söndürmeye koşuyorum” derken ve “Ben cemiyetin imanını kurtarmak için dünyamı da, ahiretimi de feda ettim” derken işte felaketin boyutunu ve kurtuluşun ne kadar mühim olduğunu ifade ediyor. Şimdi onun devam eden himmet ve yardımıyla, “iman kurtarma” vazifesine devam etmek her Risale-i Nur talebesinin en önemli görevidir. 

 Dipnotlar: 

1 Heysemî, Mecmeuz-Zevaid, III. 51 

2 Câmiü’s-Sağir, 2/1456

Okunma Sayısı: 4674
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
  • Kazım

    19.2.2023 21:04:55

    Karanlıkları aydınlığa dönüştüren Allah'a hamdolsun. (Felâk Suresi)

  • Hasan

    19.2.2023 05:25:43

    Tebrikle çok teşekkür ederim . Ufuk açıcı ve akla yol gösteren kanıtlara dayanan yazınızdan faydalandım .Önerdiğiniz duaların arapça kaşılığını da verebilirseniz sevinirim Lisanı nübüvvet ile dua kapı şifresi gibi bize yardımcı olabilir ümidindeyim .selam ve dua ile..

(*)

Namaz Vakitleri

  • İmsak

  • Güneş

  • Öğle

  • İkindi

  • Akşam

  • Yatsı