"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

“Mevlânâ aşıkları”nın açığa çıkan özlemi

Mikail YAPRAK
24 Aralık 2020, Perşembe
​Bu yıl “İhsan Vakti” temasıyla düzenlenen Hazreti Mevlâna’nın 747. Vuslat Yıldönümü Uluslararası Anma Törenleri, geçen hafta Konya’da “Şeb-i Arus” programıyla sona erdi.

İstanbul Büyükşehir Belediyesi aracılığıyla icra edilen programda sergilenen garabet ise yoğun tepkilere yol açtı. Naat ve âyine orijinalliği kaybettirilerek Türkçeleştirildiği gibi, Allah kelamı Kur'an-ı Kerim bile Türkçe okutuldu.

Mevlâna Hazretleri’nin kendisini tanıyan takipçilerine vasiyeti şu olmuştur: "Size; Allah’tan korkmayı, az yemeyi, az uyumayı, az konuşmayı, isyan ve günahları terk etmeyi, aptal ve cahillerle oturmamayı, güzel davranışlı ve olgun kişilerle birlikte bulunmayı vasiyet ediyorum. İnsanın en hayırlısı insanlara yararlı olandır. Sözün en hayırlısı az ve anlaşılır olanıdır.”

Hazret-i Mevlâna aynı zamanda müceddiddir. Kelime mânasıyla müceddid; yenileyen, yenileyici demektir. Hadîs-i Sahihle bildirilen, her yüzyılda bir dinî hakikatleri devrin ihtiyacına göre ders vermek üzere vazife alan büyük âlim ve Hz. Peygamber’in (asm) vârisleridir müceddidler. 

Nitekim Bediüzzaman Said Nursî de şöyle demiştir: “Hazret-i Mevlânâ benim zamanımda gelseydi, Risâle-i Nûr’u yazardı. Ben de Hazret-i Mevlânâ zamanında gelseydim, Mesnevî’yi yazardım. O zaman hizmet Mesnevî tarzındaydı. Şimdi Risâle-i Nûr tarzındadır.” 

İslam tarihinde müceddidlerin önemi; her devirde dinden uzaklaşmaların ve dine hücumların çeşitliliğinden ve her müceddidin kendi devrinde yaşadığı zorluklardan ve maruz kaldığı işkence ve zulümlerden anlaşılır. Ve onların; kendi devirlerinde hakkıyla tanınıp anlaşılamamaları, yaşadıkları süre içinde hakkıyla tanıyıp hizmetine girerek etrafında pervane olanların azlığı da başka bir göstergedir. 

**

Şimdi tekrar Mevlâna ihtifallerine dönecek olursak; bu yıl bir ilk yaşandığını (olumsuz olduğu için) üzülerek ifade edelim. Hem de İBB’nin (İstanbul Büyükşehir Belediyesi) aracılığıyla; Mevlâna’nın vefatından bugüne kadar, yani tam 747 yıl içinde icra edilmeyen bir garabet sergilendi.

Yediyüz küsur yıl öncesinden bugüne kadar Mevlevî mukabeleleri ney taksimi ile başlamış, sonra Farsça bir “naat” ve güftesi Farsça olan âyin bunu takip etmiş, bu sırada semâ edilmiş, semâda sadece erkekler olmuş; programın sonunda Kur’an, ardından da geleneksel “gülbang” okunmuş ve mukabele bir dua ile sona ermiştir. Bu uygulama bu yıl da aynen yapılmıştır. 

Ama sadece Evrensel Mevlana Âşıkları Vakfı (EMAV), İstanbul’da Muhsin Ertuğrul Sahnesi’ndeki programıyla; hem yediyüz küsur yıllık Şeb-i Arus geleneğine, hem de milletin bin yıllık mazisine aykırı düşen bir sergilemeyle baltayı taşa vurmuştur. Aracı olan İBB ise, baltayı kendi ayağına vurmuştur. 

Gariplik içinde bir gariplik daha var ki; bu talihsiz provadan “provokasyon” kokusu da geliyor. Çünkü 1998’den beri varlığını sürdüren Mevlâna Âşıkları Vakfı’nın geçmişteki programları incelendiğinde, kadın semazenler haricinde, çok fazla değişiklik sergilemedikleri anlaşılıyor. Hatta Kur’an-ı Kerim’in de aynen okunduğu görülüyor.

Kaldı ki, kendi âlemlerinde diledikleri gibi yapsınlar ve yapabilirler. Tıpkı Alevî kardeşlerimizin de kendi aralarında ve Cemevlerinde diledikleri ritüelleri ortaya koydukları gibi. 

Ama kalkıp da bunu, milletin emrinde olan bir belediyenin tertibiyle seksen milyonun gözü önünde yaparsan; bu icrayı millet ve hakikat nezdinde kabul gördüğü usul ve adabıyla ortaya koymalısın kardeşim.

Ama öyle olmamıştır.

Bir şey daha var ki; Mevlâna Hazretlerinin, “ne olursan ol, yine gel” çağrısı da zaman içinde ve genel anlayışta asıl maksadına tam  nail olamamıştır. O büyük insan, elbettte “gel” diyecekti. Gel ki, göresin. Gel ki bulasın. Gel ki kurtuluşa eresin. Gel ki Mevlâna ile Mevlâ’na kavuşasın! Ama gel de; hangi kafadan, hangi mezhep ve inançtan, hangi batıl saplantılar içinde olursan ol, aynı halinle bu dergâhın içine dahil ol ve öyle kal, dememiştir.

Okunma Sayısı: 2993
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
  • Necati

    24.12.2020 14:04:00

    Öyle anlaşılıyor ki 1998 den bu yana yapılmayanı yapan bu vakfın yaptığı bu faaliyetin benzeri şeyler CHP belediyelerini ve CHP yi dinsiz göstermek için tekrarlanacak gibi. CHP nin demokrat cephede yer alması, din ve vicdan hurriyetini savunur olması, başörtüsü, ezan gibi dini şeairler ile bir derdinin olmadığı ortaya koyması belli kesimleri çok rahatsız ediyor. Bu yüzden 1950 öncesi tek adam sistemini getiren güçler chp yi de 1950 öncesi chp gibi göstermek gayretindedirler. Gercekten chp samimi olarak demokrat olmak istiyorsa bu tuzaklara düşmemeli, açık ve net tavrını ortaya koymalıdır.

  • Hıdır Yıldırım

    24.12.2020 11:51:04

    Çok yerinde bir ikaz olmuştur. Seviyeli ve dozu iyi ayarlanmış bir yazı. Inşallah ilgililer bundan gereken mesajı almışlardır. Yeni Asya devamlı haktan yana olmuştur. Sizleri tebrik ediyorum.

(*)

Namaz Vakitleri

  • İmsak

  • Güneş

  • Öğle

  • İkindi

  • Akşam

  • Yatsı