"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

Timurlenk Bozkurt’u tanımak ve anlamak

Mikail YAPRAK
26 Aralık 2019, Perşembe
Yazı başlığımızın garipliği; 23 Aralık 2019 Pazartesi günü gözlerini fani dünyaya kapayıp ebedî âleme açan Timurlenk Bozkurt’un hayat çizgisindeki garipliklerin yazı başlığına yansımasından başka bir şey değildir.

1930’un Aralık ayında dünyaya gelip, 2019’un Aralık ayında 90. yaşına adım attıktan sonra; yıpranmış, kısmen felç olmuş ve incelmiş bedenini yerde bırakıp, Melek-ül Mevt’in emin elinde rahmete eren Timur Ağabey...

1930’lu yılların çocuğu, 1940’lı ve 50’li yılların genci olup, 60’lı, 70’li, 80’li yıllar derken ihtiyarlığın da her safhasından geçmiş, vefatına kadar tarih olmuş, tarih yaşamış bir Timurlenk Bozkurt..

Üstad Bediüzzaman’ı da görmüş tanımış şair Molla Bozo’nun oğlu ve “Gazioğlu” mahlasıyla şiirler yazan Timurlenk Bozkurt..

Gençliğinde yakalandığı sarılık hastalığının kalıcılığı karşısında ümitsizliğe kapılıp ölüm üzerine şiirler yazarken ve ateşler içinde kıvranırken, bir askerin kendisine Hastalar Risalesi’ni vermesiyle ve “senin hastalığının devası burdadır” demesiyle, o risaleyi kana kana okuyan ve Allah’ın izniyle hem şifaya, hem de iman Nurlar’ına kavuşan bir Timur Ağabey..

Anne ve babasının tek erkek evlâdı olup, kendi evlilik hayatında da evlât sahibi olamayan, ayağı bileğinden iki santim kısa olduğu için (kendi ifadesiyle) Timurlenk adını alan; uzun boylu, yakışıklı ve heybetli Timurlenk Bozkurt..

Yıllarca belediye ve il genel meclisi üyelikleri, sendikacılık, Yol İş Genel Sekreterliği gibi vazifeler üstlenirken, siyasetten de uzak kalamayan bir Timurlenk Bozkurt..

İlk ve orta okuldan sonra okul okumayan, ama kendisini okumaya veren, bir odasının duvarları tavana kadar kitaplarına payanda olan, binlerce kitap okuyan bilge Timurlenk Bozkurt..

Bütün bu renkli kişiliğiyle beraber Nurcular içinde bulunan Timur Ağabey’i anlamak meselesine gelince, onu en iyi anlayan içerde hanımı olmuşsa, dışarda da toplum içinde ve Nurcular arasında (mübalâğasız) İsmail Yaprak Ağabeyim olmuştur. Ondandır ki, ağabeyimin vefatı onu çok sarsmış, ardından çok göz yaşı dökmüş, şiirler ve yazılar yazmıştır. 

Timur Ağabey, bir yıl öncesine kadar Face’nin de aktif takipçisi idi. Rahmet-i İlâhî onu yatağına mahkûm edince, o da okumanın ve yazmanın tam mahkûmu oldu. Sanal âleme de güzel ve kalıcı mesajlar kazandırdı. 

Kendi şiirlerini ve edebî yazıları paylaşırken, Yeni Asya’yı da günü gününe takip eder, ilginç bulduklarını paylaşırdı.

Bu yıl Ağustos ayında kendisini ziyaret ettik. Sırtını dayadığı yüksek yastıktan öne doğru eğilebilmekten, sağa ve sola dönebilmekten mahrumdu. 

Remziye Ablamızın hayat arkadaşlığında, tertemiz ve güzel kokulu yatağında Allah’ın husûsî hediyesi mânasındaki “nüzul” hastalığına sabır ve şükür içinde tahammül etmesi, ona manevî sırlar kazandırmıştı. Bizi duyamıyordu, ama kendi okuduklarını ve konuşmalarını tekrar edenlerin varlığından söz ediyordu. Aslında kayda değer daha çok hususlar ve sırlar var, ama biz merhum Halil Uslu Ağabeyin meşhur “sırlar âlemi” ifadesiyle yetinelim.

HANIMINDAN MEKTUP VAR

(Aralık’ta doğan, Aralık’ta vefat eden Timur Ağabey’e yazılan bu mektubun Yeni Asya’daki yayım tarihi de 27 Aralık 2012)

Timur Ağabey, sevgili eşi Nur Talebesi Remziye Bozkurt’u ikinci defa Hacca uğurlayıp evine döndükten sonra, masanın üstünde bir zarf görür. Zarfın içinden çıkan uzun mektup onu hayretler içinde bırakır. 

Kendi ifadesi: “Remziye’yi Hacca uğurlarken ağlamadım, ama mektubu okurken çok ağladım. Evet mektupta görülüyor ki, Remziye Ablamız adeta bir siyanet meleği gibi ona bir hayat arkadaşı olmuş. 

İşte o uzun mektuptan bir kaç pasaj:

(...)

“İlâhî kader, emr-i hak vaki olabilir ve ben gelmeyebilirim. Evinde kal, evini dağıtma. Birisini bul, en az haftada bir evini temizlesin. Biliyorsun temizlik imandandır. Çamaşır makinesini kullanmayı öğren. Evlerin tapusunu bir Nur vakfına ver. Hemen ver, onları kazanmak için çok zahmet çektin. Biz ölsek de bari hizmetler devam etsin. Yarını bekleme. “Yarıncılar helâk oldular.” Bu Peygamber Efendimizin (asm) sözüdür. Ölümün ne zaman geleceği belli değil, daha ömrüm var diye geciktirme, hemen işlemleri yap. Risale-i Nurlar’ı oku, neşriyatımızı takip et. Ehl-i dünyanın işleri bitmez. Radyoları, siyasetleri, sporları, oyunları bitmez. Şeytanın verdiği bir oyalamadır onlar.”

(...)

“Allah senden tekrar  ve tekrar razı olsun. Hiç kimsenin yapamayacağı fedakârlığı bana yaptın ve ikinci kez Hacca gitmeme sebep oldun. Hakkını helâl et.”

(...)

“Dikkat et ve bak. Şu anda ben amelimden başka bir şey beraberimde götüremiyorum.  Cenab-ı Hakk’ın emri haktır ve tekrar edeyim: Her nefis ölümü tadacaktır.”

Elbaki, Huvelbaki. Allaha emanet ol. Elveda.”

Okunma Sayısı: 1570
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
  • Abdulkadir Turan

    27.12.2019 16:36:14

    Allah ganî ganî rahmet eylesin.

  • Necati

    26.12.2019 19:00:39

    ALLAH rahmet eylesin. Mekanı cennet olsun.

  • HÜSEYİN İLHAN

    26.12.2019 10:18:36

    Allah rahnet eylesin,rabbim kabrini pürnur,mekanını cennetül firdevs eylesin.Aile efradının ve Vanlı kardeşlrimizin başı sağolsun.

(*)

Namaz Vakitleri

  • İmsak

  • Güneş

  • Öğle

  • İkindi

  • Akşam

  • Yatsı