"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

Van kalesini titreten ses!

Mikail YAPRAK
04 Ocak 2024, Perşembe
2010 yapımı “Hür Adam: Bediüzzaman Said Nursî” filmi, 7 Ocak 2011’de gösterime girmişti.

Bu film üzerine iki makale yazdıktan sonra; Bediüzzaman gibi “ledünnî” ilme mazhariyeti, ilim ve marifet ehlince tasdik edilen harikulade bir zatın, sadece filmine bakılarak tanınamayacağını ifade etmiştik. Onu sadece filmi kadar tanıyanların, hemen filminden ilmine yönelmeleri gerektiğine dikkat çekmiştik.

Ama öte taraftan kalemimize söz dinletemeyip filme üzerine yorumlara da girmiştik. Kalemin de suçu yok. Zira o da gönül ve vicdanın esiri olmuştu. O gönül ki; kendini adeta kaptırdığı ve toz kondurmak istemediği bu filmde, filme konu olan zâtın hayatından bazı olağanüstü kareleri görememekten küskündü.

Ve o vicdan ki, filme renk ve ruh bahşedecek bir hayat macerasına bir karecik bile yer verilmemesinden muzdaripti.

Nasıl olur da, bir film; kahramanının “hayat-ı ilmîyem” dediği Van hayatındaki “hayata dönüş” hikâyesinden, hikâyeden de öte, bir hayat macerasından; sönme anında yeniden parlayan bir hayat meş’alesinden nasibini alamazdı?

İki minare yüksekliğindeki Van kalesinin tepesinde iken ayağı kayıp aşağıya doğru düşerken, iki dudak arasından çıkan ve Van Kalesi’ni titreten iki kelime:

“Eyvah Dâvam!”

O zaman kendi ifadesiyle; “gaybî bir el” tarafından itilerek, üç metrelik bir kavis çizdikten sonra, aşağıdaki mağaranın kapısına düşen bir Said Nursî vardı tarih sahnesinde.

EYVAH DÂVAM!

Diyoruz ki: Film ekibinin, dolayısıyla da filmin heyecandan başı dönmüş yahut kaderin hükmüyle döndürülmüş; hakikat sahasında ayağı kaymış yahut kaydırılmış olacak ki; “Eyvah dâvâm!” narasıyla filmi tutacak, ayağa kaldıracak ikinci bir filme ihtiyaç duyulsun! Ve bu fimin adı da “Eyvah dâvâm!” olsun.

Hem zaten öyle görülüyor ki; sadece filminde değil, gerçek hayatta da Üstâd’ın manevî şahsiyetine “Eyvah dâvâm!” dedirtecek ayak kaymaları, çizgi kırılganlıkları ve iz kayıpları hep olagelmiştir ve olmaktadır. Dâvâ adına dâvâyla bağdaşmayan temayüller dâvânın peşini bırakmamıştır, bırakmamaktadır.

Bunun için Rabbimizin inayetine her an muhtacız.

Dâvasına henüz hazırlanırken, kendi ayağının kayması, o büyük Üstâd’a “Eyvah, dâvâm” dedirttiyse; Kur’ân’ın malı olan eserleriyle ve üç sahada vazifeli üç kudsî şahsiyetiyle tam kemale eren dâvâsını gölgelemeye matuf şahsî ve siyasî mülâhazaların o kudsî dâvâya arız olmasıyla kim bilir o aziz Üstâd mânen nasıl muzdarip olmuştur!

Bundandır ki; Lâhika mektupları, ihtimal dahilindeki böyle “ayak kaymaları”ndan korunma reçeteleriyle doludur. Hasbelbeşer “kayma” anında ise “Eyvah dâvâm” dedirtecek şuuru verme istidadındadır. Hatta izn-i İlâhî ve “gaybî bir el” ile o kaymadan kurtaracak inayete maliktir.

Düşünün ki; Nur’un dersiyle dizayn edilen herhangi bir hizmet alanında (maazallah) öyle ciddî bir “iz kaybı” veya “ayak kayması” vukuu halinde Üstâd’ın veya onun nâmına bir şahs-ı manevînin “eyvah dâvâm” haykırışının şiddetini ölçebilecek bir âlet bile bulunamaz... “Eyvaah dâvâmm!”

Okunma Sayısı: 3017
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
  • Mikail Yaprak

    4.1.2024 16:43:41

    Güzel yorumlarıyla alâka ve katkılarını esirgemeyen kardeşlerime teşekkürlerimle; o tarihte Mehmet Çetin beyden gelen bir açıklama bilhassa Cemal Özkaya kardeşimin bilgisine: Mehmet Çetin 18.3.2011 00:00:00 Kıymetli, müdakkik ve dava kardeşim, Makalenizdeki hususlar hepimizin hususları. Hür adam ile olan nazik ikazlarınızı kardeşim Ahmet Çetin adına alıyor ve teşekkür ediyorum. Nihayetinde ilk olması noktasından elbette eksiklik ve arızalar mümkün. Ancak beşerin eserinin kemali zamanla mümkün olmakta. Dolayısıyla bundan sonraki eserlerin öncekinden daha kamil olmasını temenni ederiz, sizin gibi. Kaleminiz, uslubunuz gayet güzel. Rabbim bu güzellikleri daim ve hizmete müdavim kılsın.

  • cemal özkaya

    4.1.2024 12:39:55

    arkadaşın biri filmden çıkınca uçak ne geziyor orada uçağı anlayamadım demişti. bende uçakla takip ediyorlar demiştim biraz daha izah ederek. şaşırmıştı. o filmde yahudilerlede ittifak sahnesi vardı çok moralimiz bozulmuştu. olmayan birşeyi varmış gibi gösternişlerdi.

  • S.topuz

    4.1.2024 10:53:27

    ..."İkinci İşaret, yani Altıncı İşaret: Hazret-i Mehdi'nin cem'iyet-i nuraniyesi, Süfyan komitesinin tahribatçı rejim-i bid'akâranesini tamir edecek, Sünnet-i Seniyeyi ihya edecek; yani âlem-i İslâmiyette risalet-i Ahmediyeyi (A.S.M.) inkâr niyetiyle şeriat-ı Ahmediyeyi (A.S.M.) tahribe çalışan Süfyan komitesi, Hazret-i Mehdi cem'iyetinin mu'cizekâr manevî kılıncıyla öldürülecek ve dağıtılacak. Hem âlem-i insaniyette inkâr-ı uluhiyet niyetiyle medeniyet ve mukaddesat-ı beşeriyeyi zîr ü zeber eden Deccal komitesini, Hazret-i İsa Aleyhisselâm'ın din-i hakikîsini İslâmiyetin hakikatıyla birleştirmeye çalışan hamiyetkâr ve fedakâr bir İsevî cemaatı namı altında ve "Müslüman İsevîleri" unvanına lâyık bir cem'iyet, o Deccal komitesini, Hazret-i İsa Aleyhisselâm'ın riyaseti altında öldürecek ve dağıtacak; beşeri, inkâr-ı uluhiyetten kurtaracak."... Bediüzzaman Said Nursi, Risale-i Nur Külliyatı Mektubat - 441

  • Murat Cansız

    4.1.2024 07:59:36

    Kalemine yüreğine sağlık Mikail abi. İnşaallah EYVAH DAVAM diyenlerden olmayız

  • Hüseyin Yılmaz

    4.1.2024 06:44:38

    Maaşallah tebrikler.

(*)

Namaz Vakitleri

  • İmsak

  • Güneş

  • Öğle

  • İkindi

  • Akşam

  • Yatsı