"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

Bediüzzaman: Aristo ve Eflatun’u boğan madde ayağımı da ıslatamadı

Ömer Faruk ÖZAYDIN
07 Mart 2021, Pazar
Bediüzzaman, din ilimlerinde bir numara olduğu gibi, fen ilimlerinde de, o dalda uzman olanları dahi hayrette bırakacak okyanus gibi bir ilme sahiptir.

Eserlerinde kullandığı cümleler bir hikâye veya misal içinde öyle kitapları özetler ki, doktor mu, mühendis mi, uzay bilimci mi, fizikçi mi, matematikçi mi, coğrafyacı mı, jeoloji mühendisi mi, maliye ve iktisat uzmanı mı, anlayamazsınız. Hâlbuki bir ilim dalında o cümleyi sarfetmek ancak uzmanlık işidir ki, o, bir kitabı bir cümlede özetler.

Bediüzzaman: “Ben, bütün müsbet ilimlerle, asr-ı hâzır fen ve felsefesiyle meşgul oldum. Bu hususta en derin mes’eleleri hallettim. Hattâ bu hususta da bazı eserler te’lif eyledim.” 1 der.

Şöyle bir soru akla gelse; Bediüzzaman, hemen bütün eserlerinde “bu zamanda fen ve felsefeden gelen dinsizlik” diye baktığı halde, neden bu ilimlerle bu kadar meşgul olmuştur?

Cevabı yine Bediüzzaman vermiş; “Bu asırda yalnız eski tarzdaki İlm-i Kelâm’ın İslâm Dini hakkındaki şekk ve şübhelerin reddine kâfi olmadığına kanaat hasıl etmiş ve fünunun tahsiline lüzum görmüştür” 2

Her şeyde olduğu gibi, Bediüzzaman’da toptan reddiyecilik yoktur. Bir hayra bakan bir de şerre bakan yüzlerini ispat ederek her şeye mana-yı harfiyle bakmış ve tevhide giden yol olarak görmüştür. 

Bediüzzaman fen ve felsefeye hikmet nazarıyla bakmış, insanlığın faydasına olup çeşitli sanatlara kapı açan, ihtiyaçlarına cevap veren medenileştiren, akla nur verirken aynı zamanda kâinat Hâlık’ının hikmetlerini ve sanatını hayretler içinde okutması gerekirken, son asırlarda dinden uzak tek taraflı bir eğitimle, aklı bulandırdığından o ilimlerle vahdaniyeti ispat etmiştir.

İşte Bediüzzaman tek gözlü Deccalist Avrupa’dan gelen dinsizliğe karşı (Mekkî âyetlerde olduğu gibi) tevhid ve yaradılışta şirke yer olmadığını ispat ederken fen ve felsefenin çıkmaz sokaklarını göstermek için o ilimleri en zirve noktada bilmenin rahatlığıyla eserlerini yazmıştır.

Bediüzzaman her bir ilmin kaynağını da Esma-ül-hüsna’ya dayandırmıştır. 

“Hakikî fenn-i hikmet, “Hakîm” ismine ve hakikatlı fenn-i tıp “Şâfî” ismine ve fenn-i hendese “Mukaddir” ismine ve hâkeza herbir fen, bir isme dayandığı ve onda nihayet bulduğu gibi, bütün fünun ve kemalât-ı beşeriye ve tabakat-ı kümmelîn-i insaniyenin hakikatları, esma-i İlâhiyeye istinad eder.” 3 

Felsefe...

Mantık ve felsefeye de Kur’ân’la barışıp hak ve hakikata hizmet ettikleri noktadan bakmıştır. Bu sebeple Üstad en büyük mantıkçı ve en kudretli bir feylesoftur.

Said Nursî, gençliğinde felsefede çok ileri gitmiş, Batı’nın Sokrat’ı, Eflatun’u, Aristo’su gibi hakikatlı filozoflarını ve şarkın İbn-i Sina, İbn-i Rüşd, Farabî gibi dâhî hükemalarından felsefe ve hikmette Kur’ân-ı Hakîm’in feyziyle çok ileri geçmiştir. Onların o meslekteki izlerini sürerek hakikatı ararken tabiat bataklığına sürüklendiklerini görmüş, onları “boğan madde ayağımı da ıslatamadı” diyerek Kur’ân’ın feyziyle o dahilere sinek kanadı kadar ehemmiyet vermemiştir.

Matematik...

Üstad Hazretleri Tahir Paşa konağında ilimle meşgul olurken ilmî münazaralar olurdu. Bir defasında yine bir soruya:

- On beş müslim, on beş gayr-ı müslim farzedilerek, birbiri ardına dizilince bunlara yapılacak her kur’ada gayr-ı müslime isabet etmesi istenir. Molla Said sayıyı yüz yirmi dörde çıkarır ve çözer... Daha da ileri giderek, “Bundan daha müşkilini de kendim icad ederim. İki bin beşyüz vaziyet-i muhtemeleye göre yaparım. İki saat zarfında yüz adamdan elli adet gayr-ı müslimi o vaziyette taksim eder ki, daima kur’ayı gayr-ı müslime düşürür. Ve hattâ beşyüz gayr-ı müslim olmakla iki yüz elli bin vaziyet-i muhtemele üzerine bir mes’ele çıkarttı ve Tahir Paşa’yı göstererek bir Risale şeklinde yazdı.” 4

Yine bir dakikada işlenen bir cinayetin dünyadaki karşılığı sekiz milyon dakika ceza ise, küfrün ebedî Cehennemi iktiza ettiğini ispat eder.

“Bir dakika küfr-ü mutlak, sekiz milyara yakın dakikalarda azab çekmesi, o kanun-u adalete muvafık geliyor. Bir sene ömrünü o küfürde geçiren, iki trilyon sekiz yüz seksen milyara yakın dakikada azaba müstahak ve “ebedî Cehennem” sırrına mazhar olur.” diyerek hesap makinesiz, kâğıt kalemsiz rakamları kafasından hesaplar. 5

Bediüzzaman’ın ilminde yok, yok.

Dipnotlar:

1. 2. Tarihçe-i Hayat. 3. Sözler. 4. Tarihçe-i Hayat. 5. Asa-yı Musa.

Okunma Sayısı: 2938
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
  • Neslinur

    7.3.2021 15:18:30

    Ömer faruk özaydın bey yine güzel bir yazı kaleme almışsınız emeğinize sağlık. Rabbim sıhhat afiyetten ayırmasın amin yazılarınızın devamını bekliyoruz hoşçakalın.

  • Sezai MUMCU

    7.3.2021 08:50:20

    1) Bir Ordunun bir Baskumandani oldugu gibi, Bütün asirlarin en sedit en cetin mücadelesinin yapildigi helaket ve felaket asrina Ümmet-i Muhammed ulema ordusunun bir Baskumandani olmasi gerek ki; O Ihsan-i Ilahi ile vehbî ve kesbî ilimlerde Sahabelerden hemen sonra ama dört Imamin da önünde Bedi-üz Külli-Zaman vasfiyle sair filozoflarin ve allemelerin bir adim dahi ileri gidemedikleri meseleleri biiznillah SUHULETLE halledip avamin da anlayacagi seviyede izah eder. Iste bu Zat 6000 küsür sayfalik bütün zamanlarin fevkinde bir isabet ve elzemiyetle zamanin en ihtiyac duyulan Kur'an meselerini tefsir ettigi Risale-i Nur Külliyati ile

  • Sezai MUMCU

    7.3.2021 08:49:50

    2) 100 den ziyade lisana tercüme olunan bu hakikatleri Inne hizballahi hümul galibun Ayetine masadak ehl-i iman ordusuna da Baskumandan olsun. Ki ona Hz. Isa Ibni Meryem AS gelse, Kur'an'in hicbir müskül mes'elesi kalmamis ki Ümmet-i Muhammed'in ziyade ihtiyaci ola, Ahirzamanin IMAMI odur, ben kemal-i iftihar onun imametine iktida ederim diyecektir kanaatindeyim.

  • Sezai MUMCU

    7.3.2021 01:50:57

    Merhum ve muazzez Üstadimiz Bediüzzaman Said Nursî Hazretlerinin teşbihlerinde HAKIKAT vardir! Ben Karadenizliyim deniz icinde büyüdüm dizboyu derinlikte bogulmaktan kurtardigim cogunlukta olmak üzere daha derinlerden bogulma tehlikesi gecirenleri kurtardigim gibi denizin barindirdigi anafor, dalga, derinlik, akinti meselelerini cok iyi bilirdik. Bir insan HAKIKATLERE ne kadar VAKIF ise o kadar tehlikelerden, vartalardan uzak bir tarzda hedefine varir. KIYAMET ÖNCESI SON IKI ASRIN öylesine bir BEDI zata ihtiyaci vardi ki; tesbitleri izhar ettigi hakikatler bilâ şekk ve şüphe kabul bulsun bu ise ancak Ihsan-i Ilahi'nin vehbî ve kesbi nimetlerini bir zatta temerkuz ettirmesiyle mümkündü. Üstadimizin her bir benzetmesi HAKIKATi icerir. Ceddi Hz. Muhammed ASM gibi: "Cennete ihtiyar kadinlar giremez (zira Cennetehli kadinlarin hepsi genctir) teşbihi ayni hakikattir.

(*)

Namaz Vakitleri

  • İmsak

  • Güneş

  • Öğle

  • İkindi

  • Akşam

  • Yatsı