"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

Haram saltanatı

Ömer Faruk ÖZAYDIN
05 Eylül 2021, Pazar
“Devletin malı deniz, yemeyen keriz (domuz)” sözünün atasözü gibi görüldüğü bir toplumda yolsuzluğun bu kadar sıradanlaşması çok acı, haramın akla getirilmemesi de..

Nereden geldiği belli olmayan bu deyişin toplumda makes bulması, devletin malı tükenmez anlayışı “sen çalış ben yiyeyim, başkası açlıktan ölse bana ne” gaddar medeniyetin bir yansıması olsa gerek.

Hâlbuki devleti devlet yapan ve onu güçlü kılan, kazancından bir kısım vergileriyle ayakta tutan, millettir. Bir nevi (şer’i devlette) zekâttır ki beytü-l male, yani hazineye aktarılır. Oradan da devletin ve fakirlerin ihtiyaçlarına.

Her ne kadar laik bir devlette de olsa, ekseriyeti Müslüman olan bir milletin fertleri, bahusus idarecileri; fakirin, yetimin, hakkı deyip “kör kuruşuna” dokunmaktan titremesi gerekirken, bir kısmının yakınları nüfuz kullanarak yolsuzluk yapagelmişler. Geçmişte soruşturmalar, dedikodular seçim bile kaybettirmiştir. Ancak hiçbir dönem bir hükûmetin bakanları üzerinden alenî bir şekilde bu denli yolsuzluk, para transferleri (sıfırlama) iddiaları görülmemişti. 

17/25 BİR MİLÂD MI?

Bir sabah, bakanlara ve çocuklarına kadar uzanan bir operasyonda, tarihte eşine rastlanmayan para sayma makinelerinin görüntüsüne bir şokla uyanmıştı memleket.

Bir yandan ucu tepelere bile uzansa da büyük bir cesarete ümit bağlayıp bir milâd olacakken, diğer yandan “neler oluyor, hükûmete bir darbe mi?” diye polis şeflerini kelepçeli görüyorduk ki, bu hâliyle bile bir milâd oluyordu. Batıda bir bakanın yanlışlıkla devletin kredi kartından çikolata alması soruşturulurken, bizde en tepeye (tapeler ortadayken) suç isnad etmek ve o-perasyon yapmak mümkün müydü?

Temiz ellerle, temiz darbe arasında gitti geldi millet. Ve tabiî alışık olunmayan bu cesaret, darbe olarak milletin kafasına kazındı. Hem de sıfırlama tapeleri aleniyken.

Ancak elimize tarihî bir fırsat geçmesine rağmen, o fırsatı fırsatçılar, lehlerine çevirerek, tarihte olmamış bir vurguna imza attılar, hem de “temiz eller”i milletin gözünde “darbeci eller” göstererek. Yakalanan paralar faiziyle iade edildiği gibi haramileri yakalayan “Ali Baba”ları zindanlara attılar. Yetmedi ev hanımı eşlerini, çocuklarını hattâ kardeşlerini de... (hâlâ içerideler)

Darbe kabülünün bir de gerekçesi vardı: “Efendim komşu ülkeye ambargo vardı, açıktan yardım yapılamıyordu, hükûmet İslâm ülkesi olan bu komşumuza el altından yardım etti, yakalanan bu paralar o.” Siyaset bu işte; tarafgirlik damarıyla mül-zimin her haltını mübah görüyor. 

Bir defa demokrasi dediğimiz nimet her şeyi şeffaf ister. Nereden bilinir ki böyle kapalı kapılar ardında her alış veriş sağlam olsun? Hazineden her çıkan akçe ve bütün yatırımlardaki ihâleye fesat karıştırmak bu adese ile sorgulanmasın? İnsan en yakınına bile bütün emvalin kullanma yetkisini hesapsız veremez. Kaldı ki 17/25, Balyoz, Ergenekon ve 15 Temmuz dâvâlarında her kesimi içine alan fütursuzca yapılan tutuklamalar, uçuk cezalar demokrasiyi rafa kaldırıp, tek adam rejimine giden yolları döşemiş ve 16 Nisan başkanlık referandumu ile bütün yetkiler tek elde toplanmıştı. Bütün bu yolculuğun asıl mimarı ise kayıtsız şartsız destek veren ve hiçbir şeyi sorgulamayan seçmendir. Bundandır ki “ağam ne yaparsa eyi yapar” teslimiyeti ile tapeleri bildiği ve kayıtlara geçtiği halde bir türlü olanları kabullenemedi. 

Şimdi ise birer birer kendileri “evet iddialar ve tapeler doğrudur” demeye başladılar. 

Daha evvel beraber yürüdükleri ve her türlü işlerini gördürdükleri mafya lideri SP’nin belki on hükümeti devirebilecek ifşaatları bir zemin hazırlayınca itiraflarda gelmeye başladı. Cesaret bulaşıcıdır derler, Pandora’nın kutusu açılmıştı. Önce bakan Soylu (iç hesaplaşmaları adına bir yerlere göz dağı verip) “bakanların evinde para sayma makinaları, ayakkabı kutuları çıktı” itirafına şimdi de 17/25’in figürlerinden çevre ve şehircilik bakanı Erdoğan Bayraktar; “evet tapeler ve hakkımda çıkan iddialar doğrudur, ancak BB’nin bilgisi dahilinde yaptık” dedi.

Normal bir devir olsaydı bu itiraflara savcılar harekete geçerdi ki, ortada yiğit bir savcı da görünmüyor, zira korku imparatorluğunda savcıların başlarına ne geleceği belli değil.

15 Temmuz’un finansörü olduğunu iddia ettikleri BAE ile ilişkileri düzeltmeye çalışıp bir takım sözlerle SP’nin susması ve oradan getirtmeye çalışmaları da bunun bir göstergesi.

Asıl soru; bu haram saltanatı niye?

Okunma Sayısı: 1979
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
  • Ahmet Sözeri

    12.9.2021 07:13:53

    Önceki mesajın devamı; O el, yani ikisini de kullanan o el, o cemaatle ülkemizde ve islam dünyasında cemaatleri bitirdi; iktidardakilerle de müslümana güveni bitirdi. Bu ikincisini, yazınızda yazmışsınız zaten. Ahmet Sözeri Eyüpsultan

  • Ahmet Sözeri

    12.9.2021 07:13:16

    Selamünaleyküm Ömer Faruk abi; Aynı başlıklı bu ve bir sonraki yazınız çok güzel, fikrinize, kaleminize sağlık. Ancak bir noktadan (müspet) bir eleştiri yapma ihtiyacı duydum. Bu yazıda para sayma makinelerini ele geçiren "temiz eller" o operasyonları pek masumane yapmadılar sanırım. Sanki onlar da değneğin diğer pislikli ucu gibiydi. Bu anlamda "hapislere attılar" paragrafı bizi (gazete olarak, camia olarak) sıkıntıya sokmasın. Zira yakın zamanda İstanbul cemaat içinde yaşanan sıkıntılarda gazete fetöcülük yapmakla suçlandı. Fikre sonuna kadar katılıyorum; ancak ifadeler diğer kesimi haklı gösterir şekilde olmuş sanki. Bu noktadan dikkatinize sunöak istedim. Bir de şu var ki eğer 17/25'te birileri hükümeti düşürse ve kendileri iktidara gelseydi onu da düşünmek istemiyorum. Yani al birini vur ötekine. Ancak burada şu var ki bugün hapishaneye atılanlar işin hizmet boyutunda olanlar. Bunun da zulüm olduğunu söylemek boynumuzun borcu.

  • Bülent Derviş

    5.9.2021 22:59:17

    Allah sonumuzu hayır eyleye, Fitneler yok ola , Risale-i Nur inkişaf ede Duasıyla Emeğine saglik Ömer Abim

  • hasan çelik

    5.9.2021 10:38:52

    Bizde ilk başta tapeler montajdir yahu müsluman böyle bir şey yapar mı tabii ki yapmaz dedik yakistiramadik. Sözde tarafsız ve bağımsız medyadan narkozu almıştık bir kere, yeni asya ve bir kaç medya kurulusu bize oksijen koklatarak biz uyandirmaya basladilar narkozu çok vermişler geç uyaniyoruz. Biz uyanırken malum vicdanlar da kıpırdanma oldu bir ikisi tapeler doğrudur dediler. Sürekli gomleklerle birlikte maske degistirenlerin ne zaman vicdanları kanamaya baslayacak. Gozlerimizdeki perde inerken muslumanin şerrinden sana sığınıyorum duasi da varmış ben yeni duydum.

(*)

Namaz Vakitleri

  • İmsak

  • Güneş

  • Öğle

  • İkindi

  • Akşam

  • Yatsı