"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

“Millî diktatörlük” (Rabiadan hamiseye)

Ömer Faruk ÖZAYDIN
09 Ağustos 2020, Pazar
Devlet sırlarını ifşâ ettiği gerekçesiyle ceza alındığı, milletvekilliği düşürüldüğü, sürgüne gönderildiği veya tutuklandığı bir ortamda, Aydınlık ve onun banisi Doğu Perinçek, benzer hattâ daha kötü şeyleri söylese de ona dokunulmuyor nedense!?

Daha da ileri giderek hükûmete ayar veriyor, “dış işlerini de biz tanzim ediyoruz” diyor ve kimse ona “kimsin kardeşim” diyemediği gibi, bir yerlere güvendiği belli olan cesareti de kendinde bulabiliyor.

Garip olan; komünist/devrimci belki ne idüğü belirsiz bir dünya görüşüne sahiplerle AKP’nin bu adı konulamayan gizli ortaklığı. 

Adam cenaze namazlarında saf tutuyor, Ayasofya’ya karşı çıkmıyor, Ergenekon’dan senelerce içerde yattığı halde AKP ve Erdoğan’ın bırakın aleyhinde, tam bir hükûmet ortağı gibi konuşuyor. 

Bir TV programında spiker soruyor; “oyunuz bindelerle ifade edildiği halde nedir bu gücünüz” diye kinâyeli soruya, gayet pişkinlikle cevap veriyor ki, “AKP’yi devlet ele geçirdi” tezlerini doğruluyor.

Esasen Perinçek’in hapisteyken söylediği (o gün ciddiye alınmayan) “biz çıkacağız, bizi buraya koyanlar içeri girecek” hoyratlığının sebebini “Ergenekon veya derinlerin” kodlarıyla okumak gerek.

Biraz daha geriye gidersek, yine Yaşar Büyükanıt’la Erdoğan’ın Dolmabahçe görüşmeleri ki Büyükanıt’ın “bu sırlar benimle beraber mezara gidecek” dediği kodları ve tek adam rejimine götüren taşların 1990’larda döşendiğini de. 

SOSYAL MEDYA YASAĞI

Bilindiği gibi epeydir gündemde olan sosyal medya yasağı, muhalefetin itirazlarına rağmen Meclisten geçti. Güya küfür ve hakarete mâni olmak için masum bir kılıf giydirilen yasa, zaten kısıtlı olan alternatif haber alma hürriyetini tamamen ortadan kaldırmaya yönelik. Hükûmetin güdümünde olan ana akım (havuz) medyasını kesmemiş olacak ki “sana oy moy yok” diyen “Z kuşağı” gençlerin tepkileri ve Erdoğan’ın konuşmasına milyonlarca dislike (beğenmemek) gelmesi hazmı pek kolay olmasa gerek. 

Yasağın gerekçelerini tetikleyen Esra Albayrak’a yapılan hakaret ve küfürler ki hiçbir vicdan sahibinin onaylaması mümkün değil ve ceza gerektiren bir suçtur. Kaldı ki, ister sosyal medya yoluyla ister başka şekilde yapılan küfür ve hakaret hükümleri zaten kanunda var. Böyle bir yasak olsa olsa, Takrir-i Sükûn veya 5816 sayılı Kanunu tedai ettiriyor. 

Malûm Takrir-i Sükûn Kanunu; Şeyh Said ayaklanması bahane edilerek, hem muhalefet partilerine hem de basına sansürle “ebedî şef”e götüren yolları açmıştı.

1925 yılında kabul edilen ve Kemalist devrimin yerleşmesinde mühim bir rol alan bu kanunla; Tevhid-i Efkâr, İstiklâl, Son Telgraf, Aydınlık, Sebilürreşad ve Orak Çekiç gazeteleri bu sayede kapatılmıştı.

Muhalif siyasetçilere yapılan küfür ve hakaretlere “bizden” olmadığı gerekçesiyle hükûmetten herhangi bir tepki gelememişti. Sadece bakan eşi diye (kabulü mümkün olmayan) yapılan ve provokasyon kokan küfürler için sosyal medya yasağı tam bir fırsatçılıktır. 

Kaldı ki İzmir’de henüz reşit bile olmayan 14 yaşındaki bir çocuğun sosyal medyadaki paylaşımında polis hemen harekete geçmiş ve tutuklamıştı. Zaten 2014’ten itibaren TV’ler gazeteler internet siteleri kapatılmış, sosyal medyaya ara ara karartma uygulanmıştı. Yani fiilî olarak keyfî yasaklar zaten gündemdeyken bu kanunun meclisten geçmesi tam bir millî diktatörlük özlemidir.

Kanun henüz meclisten geçmeden Erdoğan’ın sosyal medyaya yönelik sansür girişimine destek veren Perinçek, “Millî devletin diktatörlük uygulaması gerekir” demişti.

Görünen o ki, OHAL marifetiyle başkanlık sistemine geçilirken, Rabia işaretinde tek devlet, tek millet, tek bayrak, tek vatan sloganı çok kullanılmış, demek beşinci parmak rezervi de ‘tek medya’ya ayrılmış. 

Hoş geldin “Hâmise”...

Okunma Sayısı: 2346
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
  • Necati

    23.8.2020 06:34:51

    Bu devirde yapılabilecek en dehşetli, yasak, baskı ve istibdat uygulanıyor. Ancak bu kadar olurdu diktatörlük uygulaması başardılar. Bunlarında talihleri yaver gitti, gidiyor. Fakat tarih şahittir ki zulüm devam etmez. Hele bu devirde tek adam sistemi uzun süre gitmez. Daha ikinci yılında tökezlemeye başladı..

  • Erdal

    9.8.2020 05:10:06

    Hakkı söyleyene tşk ederim

(*)

Namaz Vakitleri

  • İmsak

  • Güneş

  • Öğle

  • İkindi

  • Akşam

  • Yatsı