"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

“İtibar”dan “tasarruf” olunur…

Orhan Ali YILMAZ
24 Haziran 2022, Cuma
“İkinci Ömer”de denilen, dindarlığı ile meşhur, ittifakla, en müttaki Emevi Halifesi kabul edilen Ömer bin Abdülaziz, bir Medine ziyaretinde, kendi zamanına kadar ayakta kalan, aynı zamanda bir sûrenin sebeb-i nüzûlü, hem de ona müsemma olan, Mescid-i Nebi’nin etrafında bulunan, Hz. Peygamber’in ve de hanımlarının yaşadığı şu “hucurât”ı, yani son derece mütevâzı, pek “sade” yaşantılı şu “odacıkları” görünce, pek duygulanmış, hatta epey bir ağlamış..

İki Cihan Serveri, kâinatın yaratılış sebebi, “Âlemlere Rahmet” olarak gönderilen o en mümtaz zât, o en büyük Peygamber (asm) ve onun mübarek şu hanımları, bu son derece küçücük ve bir o kadar da mütevâzı şu yerlerde nasıl da yaşamışlar diye..

İlk icraatı; kendisinden önceki Emevi halifelerinin, haksız yere, halktan zorla “gasp ettikleri” bütün şu malları “sahiplerine” iade etmiş ve saraydaki bütün lüks eşyaları Beytülmâl’e tevdi etmiş, ayrıca, kendi hanımının mücevher ve takılarını da yine Hazine’ye devretmiştir. Daha da önemlisi, yapmış olduğu şu halifelik, hem de devlet başkanlığı görevi karşılığında herhangi bir “maaş” almayı kabul etmeyip, açıkça reddetmiştir.

Döneminde, 22 Milyon kilometrekare genişliğinde pek geniş bir araziye, koskoca bir İslâm Devleti’ne, şu uçsuz bucaksız topraklara hükmeden, herkesin kendisinden çekindiği, karşısında titrediği, gayet heybetli, bir o kadar da celâlli şu Hz. Ömer, bırakın herhangi bir sarayı, yabancı devlet elçilerini, temsilcilerini karşılayabileceği, ağırlayabileceği, doğru dürüst bir “evi” dahi yoktu.. Üstelik, halife, hem de devlet başkanı olmakla birlikte, ganimetlerin âdil paylaşımı noktasında, üstünde bulunan şu giydiği “tek elbisesinin” hesabını dahi, kendi cemaatine, kendi halkına vermekle yükümlü idi..

Dolmabahçe ve Yıldız Sarayı yapılana dek, üç kıtaya ve Kanûni Dönemi itibariyle, 24 milyon kilometrekare gibi en geniş sınırlara hükmeden ve bütün dünyaya İslâm’ı tebliğ için İ’lâ-yı Kelimetullah’ı deruhte eden, şu şanlı, hem de azametli Osmanlı Devleti’miz, yaklaşık 400 yıl boyunca, “Topkapı” gibi, diğerleri ile karşılaştırıldığında “epey” mütevâzı sayılabilecek şu saraydan idare edildi..

Günümüzde ise, dünyanın, hem ekonomik, hem teknolojik, hem askeri, hem de siyasî bakımdan, belki de en gelişmiş, en muktedir, dünyanın “süper gücü” de denilen, en ileri devletine, meselâ ABD’ye baktığımızda ise, 1800’lü yıllardan bu yana, İngilizce “The White House” dedikleri Beyaz Saray gibi, sadece 2.5 katlı, sınırlı sayıda odalı, diğerleri ile karşılaştırıldığında, yine gerçekten “mütevâzı” sayılabilecek bir merkezden idare edildiğini görmekteyiz…

***

Üstâdımız Bediüzzaman Said Nursî, 1909 yılında, idamla yargılandığı mahkeme olan Dîvân-ı Harb-i Örfî’sinde, şu, kendisinin “mahkûmiyetine” sebep gösterilen “cinâyet”lerini tek tek sıralar, tâdad ederken, bir tanesinin de, dönemin padişahı 2. Abdülhamid’e, içinde, halktan tamamen izole edilmiş, “lüküs” bir hayat yaşadığı şu meşhur

Yıldız Sarayı ile ilgili olarak, gazete lisanıyla, şu “itibar”dan “tasarruf” sadedinde şöylece bir tavsiye, hem de “tembih”te bulunmuş olmuşluğunu “ironik” tarzda ifade etmektedir.

“Münhasif (sönük) Yıldız’ı dârü’l fünûn (üniversite) et, tâ Süreyya kadar a’lâ olsun! Ve oraya seyyâhlar, Zebâniler yerine, Ehl-i Hakikat melâike-i rahmeti yerleştir; tâ Cennet gibi olsun! Ve Yıldız’daki milletin sana hediye ettiği servetini, milletin baş hastalığı olan ‘cehâlet’ini tedâvi için büyük ‘dinî dârü’l fünûnlara’ sarf ile millete iade et ve milletin mürüvvet ve muhabbetine itimat et.. Zira, senin şâhâne idarene millet mütekeffildir.. Bu ömürden sonra, sırf Âhiret’i düşünmek lâzım.. Dünya seni terk etmeden evvel, sen dünyayı terk et! Zekâtü’l ömrü (ömrün 40’da ya da 10’da birini), ömr-ü sâni (Âhiret) yolunda sarf eyle..

Şimdi, muvazene edelim: Yıldız, ‘eğlence yeri’ olmalı veya ‘dârü’l fünûn’ olmalı? Ve içinde ‘seyyâhlar’ gezmeli veya ‘ulema’ tedrîs etmeli? Ve ‘gasp’ edilmiş olmalı veyahut ‘hediye’ edilmiş olmalı? Hangisi daha iyidir? ‘İnsaf Sahipleri’ hükmetsin”

Okunma Sayısı: 1568
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
  • Hacı Ahmet

    25.6.2022 00:07:40

    Yok böyle bir saray dünyada. O saray yerine 1000 tane fabrika acılabilirdi.

(*)

Namaz Vakitleri

  • İmsak

  • Güneş

  • Öğle

  • İkindi

  • Akşam

  • Yatsı