Adamın biri Kayseriliye sınamak için sorar, “2 kere 2 kaç eder?” diye. Kayserili de hafifçe gülümser ve “Adamına göre değişir…” der, adamın şaşkın bakışları arasında. Ve sorar, “Size kaç lâzımdı efendim?..”
TÜİK’in “enflasyon” hesaplamalarını düşünürken nedense bu “anlamlı” tablo, soru ve de cevabı bir anda gözümde canlandı...
TÜİK’e göre, 2023 yılı Kasım ayında Tüketici Fiyat Endeksi (TÜFE) % 3,28 oranında artmış. Kasım ayındaki artışla birlikte bir önceki aya kıyasla, 0,62 puan artarak, yıllık enflasyon % 61,98 düzeyinde gerçekleşmişmiş…
ENAG’a göre ise, Tüketici Fiyat Endeksi (TÜFE) Kasım ayında %5.58 artmış. TÜFE’deki 12 aylık toplam artış oranı ise % 129.27 olarak gerçekleşmiş.
Peki, vatandaş bunlardan hangisine inanacak, TÜİK’e mi yoksa ENAG’a mı!?
Daha doğrusu, hangisine göre kazanacak ve hangisine göre yaşayacak!?
Asıl problemimiz…
Önemli olan, senin “hissettiğin” sıcaklık ya da “soğukluk” derecesi, termometre neyi gösterirse göstersin. Hele de havada yüksek oranda, şu hesaba katılmayan şu rutubet ve de nem varsa... Ve sen “öldükten sonra” bütün şu termometreler ya da ölçümler, hepsi anlamsızdır.
Vatandaş, açıkçası “yaşamaya” çalışıyor…
Neyi peki!
Havayı, suyu, gıdayı, barınmayı…
İronik olarak, bazıları “Hava bedava!” diyorlar ve “Daha ne istiyorsunuz?” diye de soruyorlar.
Açlık sınırının 14.000 TL, yoksulluk sınırının 46.000’ne dayandığı bir ülkede yaşamak…
Çalışanlarının şu %60’nın 11.400 TL gibi bir ücretle yaşadığı, daha doğrusu “-muş” gibi yaptığı bir ülkede yaşamak…
Veya içinde hiçbir lüks kalemin, hiçbir keyfi harcamanın bulunmadığı 4 kişilik bir ailenin aylık ortalama harcaması olan 46.000 TL ile idame-i hayat etmeye çalışmak…
Hadiste, “Komşusu açken, tok yatan bizden değildir!” buyuruyor Sevgili Peygamberimiz.
Çalışanların %60’ı, yani şu 10 milyonun üzerinde vatandaşımız “aç” bu memlekette, ey şu “tok” yatan vatandaşlarımız!
Ey Ulu’l-Emr!
Ey milletvekili maaşının kendilerine, şu masraflarına yetmediğinden dert yananlar!
Ey çok “huzur”lu bürokrat ve de bakanlar!
Millet “huzur”suz ve de “aç”; ve gözünü size dikmiş, sizlere bakıyor; bilmem farkında mısınız!?..
Hani, hem de şu sözüm ona “Müslümanız” ya…