"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

Eğitimde kaybedilen gençlik, kaybedilen gelecek demektir

Prof. Dr. Süleyman Yılmaz
24 Ocak 2024, Çarşamba
Türkiye’de 18-24 yaş aralığındaki gençlerin yüzde 67,1’i eğitimde değil. Oysa Avrupa Birliği ülkelerinde bu yaş aralığındaki genç nüfus ortalaması yüzde 10,5 iken, Türkiye’nin genç nüfus oranı yüzde 15,6 civarındadır. Yani, Avrupa’nın en genç, en dinamik nüfusuna sahibiz. Bu yaş aralığındaki genç nüfusa ilişkin istihdam ve eğitim bir ülkenin geleceği için hayatı bir öneme sahiptir.

Amerikalı yazar kardeşler Dan ve Chip Heath, bir fikrin toplumda yer bulması, bir olay ve olgunun kamuoyunca anlaşılabilmesi ve kabul görmesi için basit, şaşırtıcı, somut, inandırıcı, damardan girecek olması ve bir hikayeye dayanması gerektiğinden bahseder. Üniversite gençliği, tercihleri, sosyal hayatta yaşadığı problemler oldukça önemli olduğundan okuyucuları sıkmadan istatistikî veriler üzerinden değerlendirme yapmak niyetindeyiz.

Rus yazar Grigory Petrov, 1900’lü yılların başında Sovyet Rusya’sından bağımsızlığını ilan ettikten sonra İsveç tasallutuna giren ve bataklık ülkesi olan Finlandiya’nın kurtuluş reçetesini eğitim alanındaki reformlarına bağladığı “Beyaz Zambaklar Ülkesinde” isimli ünlü eserinde, toplumsal eğitim seferberliğinden bahseder. Fin halk kahramanı Snellman’ın etrafına topladığı eğitim gönüllüleri ile benimsediği meşhur mottosu; “Eğitimde kaybedecek hiçbir nefer yoktur” şeklinde olmuştur. Cumhuriyetin sonrasında ülkemizde Milli Eğitim Bakanlığınca bu eser Türkçeye çevrilmiş olup, eğitimciler arasında en yaygın okunan eserler arasındadır. Bir Avrupa Birliği ülkesi olarak pek çok ünlü markaların adresi olan Finlandiya, uluslararası öğrenci değerlendirme programı olan PISA’da matematik, fen ve okuma becerileri alanında uzun süre en başarılı ülke olmuştur. 2023 yılı istatistiği verilerine göre ülkenin işsizlik oranı yüzde 7,6 ve kişi başına düşen gayri safi yurt içi hâsılası (GSMH) 60.897 dolardır. 

Finlandiya’nın istatistiki verilerini vermemizdeki neden, kendi ülkemizin verileriyle karşılaştırmak, eğitim başarımızla ilgili bir projeksiyon çizmek içindi. Malumdur bir ülkenin kişi başına düşen gayri safi yurt içi hâsılası, işsizlik oranları, eğitim yatırımları ve eğitim kültürü gibi sürdürülebilir kalkınma sütunları ile eğitim başarısı arasında yakın bir korelasyon vardır. 

Dünya Bankası Atlas yönteminin verilerine göre ülkemizde kişi başına düşen gayri safi milli hâsıla 10.590 dolar. Genele yaymadan yükseköğretim mezunu genç yetişkinlerin eğitim düzeyleri incelendiğinde, lisans mezunu genç yetişkin oranlarının Türkiye yüzde 26,5 olup, bu oran OECD ülkeleri ortalamasının üstündedir. Bununla birlikte, yükseköğretim mezunu işsizlik oranı yüzde 12,7 civarındadır. 

Türk Eğitim Derneğinin eğitime veriye dayalı saha araştırma merkezi olan TEDMEM eğitim karnemiz ile ilgili detaylı bilgiler sunuyor. 

Türkiye’de her üç gençten biri hiçbir şeyle meşgul değil!

Türkiye’de 18-24 yaş aralığındaki gençlerin yüzde 67,1’i eğitimde değil. Oysa Avrupa Birliği ülkelerinde bu yaş aralığındaki genç nüfus ortalaması yüzde 10,5 iken, Türkiye’nin genç nüfus oranı yüzde 15,6 civarındadır. Yani, Avrupa’nın en genç, en dinamik nüfusuna sahibiz. Bu yaş aralığındaki genç nüfusa ilişkin istihdam ve eğitim bir ülkenin geleceği için hayatı bir öneme sahiptir. 

Buradan itibaren asıl konumuz olan yükseköğretime yönelik önemli göstergeleri inceleyelim.

İşsiz ve eğitimini sürdürmeyen yükseköğretim mezunlarında Avrupa birincisiyiz!

Türkiye 25-29 yaş aralığındaki yükseköğretim mezunları içinde ne eğitimde ne istihdamda olanların oranının en yüksek olduğu ülkedir. OECD ülkeleri ortalamasında yükseköğretim mezunları içinde ne eğitimde ne istihdamda olanların oranı yüzde 9,9 iken bu oran Türkiye’de yüzde 25,6’dır. İstihdamda ve eğitimde olmayan yükseköğretim mezunu gençlerimizin sayısı, OECD ülkelerinin tam 2,5 katıdır. 

TEDMEM 2023 raporuna göre; yükseköğretim mezunlarının işgücüne dâhil olmama oranı ise Türkiye’de yüzde 17,2 iken, OECD ülkeleri ortalamasında bu oran yüzde 9,5’tur. Yükseköğretim mezunu gençlerimiz için işsizlik oranı yüzde 12,7, ortaöğretim mezunları için işsizlik oranı yüzde 12,1, ortaöğretim mezunu dahi olmayanlar için işsizlik oranı yüzde 12,8’dir. Aynı işsizlik oranları, OECD ülkeleri ortalaması için sırasıyla yükseköğretim mezunları için yüzde 4,9, ortaöğretim mezunları için yüzde 7,3 ve ortaöğretim mezunu dahi olmayanlar için ise yüzde 12,8’dir. Yani yükseköğretim mezunu işsiz gençlerimiz yine OECD ülkelerindeki gençlerin tam 2,5 katıdır.

Eğitim düzeyine ve cinsiyete göre yükseköğretim mezunu genç yetişkinlerin (25-34 Yaş arası) istihdam oranları Türkiye’de kadınlarda yüzde 61, erkeklerde yüzde 84,6 iken, OECD ülkelerinde kadınlarda yüzde 83,5, erkeklerde yüzde 89,6’dır. 

Son beş yılda iki milyon üniversiteli okulu bıraktı!

Euronews’in Yükseköğretim Kalite Kurulu Başkanlığından (YÖKAK) aldığı veriler ışığında, üniversiteyi okurken bırakan öğrencilerin sayısı hızla artıyor. 2018-2022 yılları arasındaki beş yıllık süreçte tam 1 milyon 957 bin üniversite öğrencisi gencimiz okullarını bıraktılar.  2015 yılında yükseköğretim okurken okulunu bırakan geçlerimiz 98 bin iken, bu sayı 2019 yılında zirve yaparak 538 bin, 2022 yılında ise 390 bin öğrenci şeklinde olmuştur.  Bu süreçte, üniversitelerden ayrılan öğrenci sayılarının bazı üniversitelere göre dağılımına bakıldığında, 78 bin öğrenci ile Anadolu Üniversitesi ilk sırada geliyor. Yükseköğretim öğrencilerinin okumakta en fazla tercih ettiği, hayallerini süsleyen İstanbul Üniversitesinde bu sayı 68 bin öğrenci ve başkentteki Gazi Üniversitesinde ise 66 bin öğrencidir.

Euronews’in haberine göre 2019 yılında, Türkiye’de her bin kişiye düşen üniversite öğrenci sayısı 95 iken, ikinci sırada yer alan Yunanistan’da bu sayı 74 ve AB ortalamasında 38 öğrenci şeklinde olmuştur. İktibas yaptığı YÖKAK raporunda, öğrencilerin üniversiteyi neden bıraktığına dair bilgiler içermiyor. 

Eğitimde asla kaybedilecek gençlerimiz olmamalı!

YÖK 2024 yılı verilerine göre hâlihazırda 23 araştırma üniversitesi olmak üzere toplamda 208 üniversitemiz bulunaktadır. Peki, üniversitede okuyan gençlerimizi bu radikal kararı vermeye iten etkenler neler olabilir?

Yeni kuşak gençlerimiz, istihdam edilebilirliğe, geleceğe dair konforlu bir hayatı elde etmeye, garanticiliğe, popüler ve prestijli bir kimlik sağlamaya büyük önem veriyor. Ellerinin altında sahip olduğu teknoloji ve iletişim imkânlarıyla hayata dair her şeyi araştırıp, sorgulayabiliyor, kendi aralarında çabuk organize olabiliyorlar. 

2000’li yıllarda temel bilim alanları (fizik, kimya, biyoloji, matematik) mezunları ile başlayan istihdam edilebilme kaygısı, gençlerin tercihleriyle uzun bu alanların ÖSYM kılavuzunda pasif hale geçmesi, büyük bir algıya sebep olmuştur. Bu alanlardaki kan kaybı kısa sürede mühendislik ve sosyal bilimlerin pek çok alanına sirayet etmiştir. İstihdam edilebilirliğe dayalı bu algı yeni dönemde, gençler arasında “Boşuna mı okuyorum?” hissinin yaygınlaşmasına neden olmuştur.

Öğretmen atamalarında hala yürürlükte olan mülakat konusunun sağlıklı bir sonuca ulaşamaması özellikle öğretmen adayları arasında “Liyakat mi, mülakat mı?” sorgulamasıyla, bir fikir platformu oluşturup, aylardır bu haksız uygulamanın mücadelesini vermekteler ve yetkililer tarafından verilen mülakatın kaldırılması sözünün tutulmasını dilemekteler.  

13 Mart 2020 tarihinde gerçekleşen koronavirüs (Covid-19) salgını ekonomik dengeleri değişirdi. 18 Kasım 2021 tarihiyle başlayan döviz kuru ve petrol ürünlerindeki fiyat artışları piyasaları olumsuz etkiledi. 6458 sayılı Yabancılar ve Uluslararası Koruma Kanunu çerçevesinde, 13.06.2022 tarihinde yürürlüğe giren kanunla, Türkiye’de taşınmaz satın alan yabancılara yenilenebilir kısa süreli oturma izni verilmesi, büyük şehirlerdeki kiraları artışlarını tetiklemiştir. Hâlihazırda büyük şehirlerde barınma problemi yaşayan üniversite gençleri, kira maliyetlerinin astronomik düzeye çıkmasıyla yeni bir problemle karşı karşıya kalmıştır. 6 Şubat 2023 tarihinde 11 ilimizde yaşanan büyük depremle ekonomik göstergeler büyük oranda etkilenmiştir. Bunlara ilaveten son yıllarda enflasyonun rekor üstüne rekor kırmasıyla ailelerde ve üniversitede okuyan gençlerde geçim sıkıntısı da had safhaya gelmiştir. 

Mesele kantite değil, kalite meselesidir!

Son olarak, başlangıçta iyi niyetler her ile kurulan üniversiteler maalesef kurumsal yapılanmasında karşılaştıkları sorunlarla hem ders verecek öğretim elemanı, hem de kayıt yaptıran öğrenci sayısı açısından büyük bir kayıp vermektedir. Türkiye Üniversite Memnuniyet Araştırması (TÜMA) tarafından üniversite öğrencilerinin üniversiteleri tarafından sunulan hizmetleri içeren memnuniyet analizinde, pek çok üniversitemizin öğrenci memnuniyet karnesi, yöneticileri aldırış etmese de oldukça düşüktür (FF). Öğrenciler, hayal ettikleri üniversite kavramı ile karşılaştıkları üniversite gerçeği arasında dağlar kadar farkın olduğunu dile getirmektedirler. Artık, gençler üniversitelerin sayısıyla değil, sunulan eğitimin niteliği ve aldıkları diplomanın sağlayacağı istihdam edilebilirlikle ilgileniyorlar.

Nobel ödüllü James Heckman eğitim kademelerine yatırımın geri dönüşümünü değerlendirirken; “Okul öncesi eğitime yatırım 2~8 katı geri dönüşüm sağlar”, demektedir.. Eğitimci Selçuk R. Şirin bu gerçekten yola çıkarak, ülkemiz ölçeğinde eğitim gerçeğimizi şöyle özetlemiştir; “Her ile bir üniversite açmaktansa, her mahalleye bir okul öncesi eğitim kurumu açılması daha faydalı olur.”

GÖRÜŞ - Prof. Dr. SÜLEYMAN YILMAZ
ASÜ Eğitim Fakültesi Öğretim Üyesi

 

Okunma Sayısı: 608
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
    (*)

    Namaz Vakitleri

    • İmsak

    • Güneş

    • Öğle

    • İkindi

    • Akşam

    • Yatsı