"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

Birinci Avrupa Epstein’e karşı

Raşit Örenel
08 Mart 2026, Pazar
Epstein rezaleti, bu rezaletin sistemin koridorlarında örtbas edilmeye çalışılması, örtbasa çalışanların sistemin elemanı olması ve rezaleti sadece örtbasta değil, bizzat rezalette rol almaları, tartışma götürmez bir biçimde mide bulandırıcı ve Bediüzzaman Said Nursî’nin resmini çizdiği “İkinci Avrupa"nın adeta çekilmiş bir röntgeni.

“Bâtılı ziyade tasvir, sâfî zihinleri idlal eder,” detaya lüzum da yok mağdurlara faydası da.

Peki, Birinci-İkinci ayırmadan topyekün bir Avrupa-Batı medeniyetini ithamda kullanılan; Avrasyacılığa bir cephane yapılıp, aslında “Batı demokrasisinin itibarsız olduğuna, kurtuluşun Rus-Çin bloğunda mümkün olduğuna” delil olarak getirilen, hakikî Şeriatın aslına uygun olmayan gayr-ı fıtrî ve indî şeriat anlayışlarıyla demokrasiyi “küfür rejimi” ilân edenleri, demokrasi hakkında haklı(!) çıktığını düşündüren Epstein vakasının röntgenini çeken kim? Suudi Arabistan mı, dosyalarda adı sıklıkla geçen Trump’ın dostu Putin mi, yoksa ciddi bir satılık bebek piyasasının olduğu ve Doğu Türkistan’da kadın ve çocuklara korkunç şeyler yapan Çin mi? Hayır, röntgeni çeken Birinci Avrupa. Hakikatini İsevîliğin din-i hakikisinden alan, Endülüs, Sicilya, Girit ve “Levant”ta İslâm’ın rahlesi önüne oturup, terbiye alan Birinci Avrupa. 

Disiplinli çalışan, Adetullahın tabiatta hangi kanunlar adıyla işlediğini ilmî çalışmalarla taharri eden, tefessüh etmiş, vebalı kendi Ortaçağ çukurlarından hijyenik, bayındır, muntazam şehirlere yönelen, yönetim anlayışlarının üzerine koya koya AB gibi demokratik bir müesseye ulaşan hatta başta bir inkâr-ı uluhiyet fikriyle ortaya çıkan (ve maalesef bu haliyle bize de kötü örnek olan) “Laikliği” dahi İslâm’ın terbiyesi ve zamanla, inanç hürriyetini teminat altına alan bir mahiyete ulaştıran, Birinci Avrupa.

Birinci Avrupa yani Epstein aleyhinde kamuoyu oluşturan, hapse atan, belgelerin açıklanması için ABD meclisinde oy veren “Birinci Avrupa.” Üstelik Cumhuriyetçi Başkan Trump bu belgelerin açıklanmasına karşı çıkmasına rağmen, Trump'la aynı partiden olan temsilcilerin firesiz oylarıyla. Yıllardır, inançlı-inançsız şovmenlerin, film yıldızlarının ödül törenlerinde Epstein ve onunla ilişki içinde olanları en sert biçimde hedef alan “Birinci Avrupa.”

Peki “Birinci Avrupa,” “İkinci Avrupa” rezaletlerine mani olamıyorsa da matah bir şey midir? Evet. Zira, Batıda böyle kepazeliklerin ortaya çıkması sadece yaşandığını değil, ortaya da çıktığını ve (istenen boyutta olmasa da) cezalandırıldığını gösterir. Kapalı-otoriter toplum-devletlerde böyle kepazeliklerin ortaya çıkmaması ise büyük bir ihtimalle sadece ortaya çıkmadığını, çıksa bile takibini yapacak bir kamuoyu ve sistem olmadığı için umursanmadığı ve cezasız kaldığını gösterir, hiç olmadığını değil. 

Yakın zamanda Suudi Arabistan İstanbul Konsolosluğunda, resmî Suud görevlilerce kıymaya çevrilen Cemal Kaşıkçı vakasının akıbeti ve Epstein kepazeliğini çok daha ileri boyutta ve kitlesel olarak Doğu Türkistan’da tatbik eden Çin’in varlığı buna delildir. Hem imanî ve küfranî hasletlerin mü’min bir kalpte bile yan yana bulunabildiği ahirzamanda, zerratı günahkârlardan mürekkep bir şahs-ı manevî olan Batı Medeniyetinin yek-pâre pîr ü pak olmasını beklemek ne kadar gerçekçi? 

Meseleyi, zulmün ancak kılıf uydurularak ve koridorlarında gizlenerek yapılabildiği “Batı Demokrasisinin kökten çürümüşlüğüyle artık çöpe atılması” temelinde ele alıp, zımnen Avrasya Bloğuna ya da “Kapalı topluma” direksiyon kıranlar, bu blok ve toplum tarzında zulmün çok daha pervasız ve dolaysız işlendiğini göz ardı etmemeliler. 

Bu noktada son sözü yine Bediüzzaman Said Nursî’ye verelim: “Meşrûtiyet ile sû-i istimalâtın ekser yolları münsed olur; istibdatta ise açıktır.”

Okunma Sayısı: 931
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
  • Muhammed Yusuf

    8.03.2026 11:09:26

    Yazınızı okudum; çok güzel ve hakkaniyetli buldum. Siyasal İslamcıların, Batı’yı kökten reddeden bu zihniyeti kendi amaçları için kullanmaları doğru değildir. Üstadımız Bediüzzaman, ‘zındıka komitesi’ne karşı İsevî ruhanilerle ittifakı savunmuş ve Avrupa’yı toptancı bir anlayışla değerlendirmemiştir. Avrupa’yı; insanlığa hizmet eden, hak ve hürriyetleri savunan müsbet Avrupa ile sefahat ve dalaletle insanlığı ifsat eden menfî Avrupa olarak ikiye ayırmıştır. Bu sebeple meseleye toptancı bir reddiye ile değil, hak ve adalet ölçüleri içinde ayırt ederek yaklaşmak gerekir.

  • Eda Gül Beyaz

    8.03.2026 01:19:19

    6- Batı medeniyeti güce dayanan, güç ile tahakküm kuran bir medeniyetten ibarettir. Uluslararası hukuk teorisi fiiliyatta değil lafta bile ortadan kalkmış durumda. Gücün hakim olduğu bir düzen hakim olurken ikinci avrupa nerede peki? İspanya örneğinde olduğu gibi en azından retorikte dahi olsa görünür olması gerektiği bir vasatta neredeler? İnsanlık için Batı medeniyeti yolun sonuna gelmiş durumda. Çin, Hindistan, Japonya, Rusya gibi ülkelerin de emperyal hedefleri dünyaya barış, iyilik, huzur getirmez. Huzurun gelmesi için islamın ortaya koyduğu yola ihtiyaç var. Bu yolun en güzel tarifi de Üstadımızın eserlerinde yapılmış. Biz bunu geliştirip yeni bir medenşyetin inşasına girişmeliyiz. Yoksa bugün ABD tarafından yapılan zulümler yarın başka bir hakim güç tarafından tekrar edilecektir.

  • Eda Gül Beyaz

    8.03.2026 01:11:03

    5- Uzmanları tarafından ifade edildiğine göre İsrail denen haydut devlet iyi işleyen bir demokrasiye sahip. Bölgeye ne faydası var bu demokrasinin? Amerikan demokrasisi 100 senedir dünyaya demokrasi ve insan hakları ithal ediyor değil mi? Bu demokrasilerde özenilecek ne olabilir? 100 senedir Batı bloğunda yer alıyoruz. AB'ye giriş şartı olarak Kıbrıs'ın elimizden çıkmasını şart koşuyorlar. Bu nasıl izah edilebilir? Batının medeniyetinin güzel suretine bakıp teslimi silah mı etmeliyiz?

  • Eda Gül Beyaz

    8.03.2026 01:01:46

    4- Batı medeniyetine dair eleştirileri sadece "demokrasi küfür rejimidir" diyenler ile sınırlamak hatadır. Ben bir Risale-i Nur talebesi olarak Bediüzzaman'ın görüşlerinden elde ettiğim görüşler çerçevesinde Batı medeniyetine dair bir eleştiri perspektifi geliştirdiğimi düşünüyorum. Bediüzzaman'ın Batı'nın medeniyetinin iyi tarafını olduğu gibi kabul ettiği iddiası özü itibariyle Üstadımıza bir bühtandır. Risale-i Nurları nasıl okuyorsunuz? Batıyı iyi-kötü diye ikiye ayıralım. İyi olarak kabul ettiğimiz kısmı olduğu gibi alalım! Bu bir hazırcılıktır. Üstadımızın da bundan beri olduğu açıktır. Üstadımızın ortaya koyduğu gelecek perspektifi İslamın ta kendisidir.

  • Eda Gül Beyaz

    8.03.2026 00:50:55

    3- Laiklik konusunda söylenilen sözü teessüfle karşılamamak mümkün değil. Laiklik nerde, ne zaman islam'ın teminatı olmuştur? Bu sözü neye göre söyleyebiliyorsunuz bilmek hakkımız. Dünya üzerinde laikliğin islam inancının garantisi olduğu tek bir tekil örnek gösterebilir misiniz? Üstadımız Bediüzzaman'ın talebeleri olarak, Yeni Asya camiası olarak dinsizlik ideolojisinin yeryüzündeki ve ülkemizdeki en kullanışlı aparatı olan laiklik anlayışına olumlu yaklaşmak, her şartta karşı durmamak bir savrulma emaresi olarak yorumlanabilir. O yüzden bu tür iddialarda bulunurken zihnimzideki dünyadan ziyade gerçek dünyadaki karşılığına denk düşecek şekilde yargılarda bulunmak icap eder.

  • Eda Gül Beyaz

    8.03.2026 00:43:56

    2- Batı medeniyetinin temel sorunu ahlaki üstünlük iddiasıdır. Ahlaki üstünlük sahibi bir medeniyetin bu çürümüşlüğü nedir peki? Benzer şeyler Asya da var diyorsunuz. Ama kaçırdığınız nokta Batı'nın bu ahlaki üstünlüğü iddiasıdır. Demokrasi ile yönetiliyor olmak ahlaki üstünlük verir demek Batı'nın propagandasından başka bir şey değildir.

  • Eda Gül Beyaz

    8.03.2026 00:37:58

    Yazının ana temasında göz ardı edilen hususlar var. Bu hususların dikkate alınması zaruridir. Yoksa bu bakış açısıyla olayları yanlış anlama riski kuvvetle muhtemeldir. Öncelikle sözkonusu dosyaların ABD kamuoyunda neden ve niçin açıklandığı hususu doğru anlaşılmalıdır. Amerikan iç siyasetinden bağımsız olarak bunu bir erdem göstergesi olarak okumak safdillik olur. Bu konuda gazetemizde Şükrü Bulut ağabey mütemadiyen yazıyor. Yine genç yazarlarımızdan Ahmet Sait Aydil, Batı medeniyetini derinlemesine sorgulayan yazıları ile doğru bakış açısını yakalamaya çalışıyor. Bu tür yazılar yazılmadan evvel bu yazarlarımız okunursa daha mustakim çıkarımlar elde edilecektir. Yoksa bu tarz ayakları yere basmayan, hayatta gerçekliği olmayan yargılar yanlış algılara sebep olabilir.

(*)

Namaz Vakitleri

  • İmsak

  • Güneş

  • Öğle

  • İkindi

  • Akşam

  • Yatsı