"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

Eski dostlar…

24 Temmuz 2019, Çarşamba
Eski dostları hep ararız.

Özellikle yaşlarımızın ilerlediği zamanlarda.

“Bu dostsuz zamanda” sözü hep nazarıma ilişmiştir.

Bu, Bediüzzaman Hazretleri’nin sözüdür.

Bu önemli tesbit, yaşadığımız zaman dilimlerinde hep karşımıza çıkmıştır.

Nur dairesinde bulunduğum elli yıla yakındır bunun örneklerini çok gördüm.

Günlerimiz, hatta yıllarımızın beraber geçtiği nicelerin küçük bir mesele veya meşrebi bir farklılıkta veya siyasî bir ayrılıktan dolayı selâmı sabahı kestiğine şahit olmuşumdur.

Hatta geçen gün bir mekânda, bir dostumuzun görmemezlikten gelmesi çok rikkatime dokunmuştu.

Makalenin başlığı; ”eski dostlar” idi..

Oysa, dost eskimez, dostun eskisi yenisi olmaz, dost dosttur.

Bunun sebeplerini kendime sordum.

Üstad; ”evet, mü’min kardeşini sever ve sevmeli, fakat fenalığı için yalnız acır ve acımalı, mümkün ise lütuf ile ıslahına çalışır” diyor.

Alâkayı kesmek, dostluğun ve kardeşliğin özüne yakışmaz.

Biz dört erkek kardeşiz.

Benim küçük biraderim inançlı ve namazlıdır.

Nurlar’la alâkasını bir türlü kuramadı.

O bana lâtife sûretinde şöyle söyler:

“Abi Nurcular senin öz kardeşlerin, bizler üvey kardeşler gibiyiz.”

Ben de ona şöyle cevap verirdim:

“Evet, haklı söylüyorsun, Üstadımız, ‘sizler nesebi kardeşten ziyade biri birinize daha ziyade yakınsınız’ diyor.”

Üstad; “sizler en civanmert kardeş, en hakikî dost” hitabında bulunur İhlâs Risalesi’nde.

Bazen hallerimiz hep arzu ettiğimiz gibi olmuyor.

Ehli kalp bir zat, bir zamanlar şöyle bir ifade de bulunmuş:

“Düşmanların bana ettikleri eza ve cefalar hiç beni incitmedi, dostun attığı bir gülün dikeni ciğerimi dağladı.”

Üstad, İstanbul’dan ve memleketinden ayrılmış, hatta yeğeni bile kendisini terk etmiş, Barla gibi bir köyde sekiz yıl kimsesiz ve garip yaşamıştır.

Ama, o dostların vefasızlıklarına aldırmadan hizmetini yapmış.

Şimdi günümüzün meşakkatleri ve sıkıntıları, zaman zaman bizim dostlarımızı ihmal etmemizi netice veriyor.

Bir ölüm veya hastalık anında dostlarımızı hatırlıyoruz.

Halbuki aslı böyle değildir.

İfrat mesabesinde biri birimiz ile temas halinde olmamız gerekiyor.

Özellikle günümüzde o kadar iletişim hatları var ki, bu manilerimizi ortadan kaldırıyor.

Niyâzî-i Mısrî’nin;”Çağırırım dost dost” nidalarını söylemeye devam edelim.

Dostsuz yaşamayalım.

Dostlarımızda kusur aramayalım.

Zira ”Kusursuz dost arayanlar dostsuz kalır” hakikatine muhatap oluruz.

İlla dost, illa dost...

Çünkü dost dostu ile ahirette baraber olacaktır... 

Okunma Sayısı: 1199
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
  • Abdullah Tunç

    24.7.2019 10:02:20

    Dostların şahsi kusurlarına bakılmaz.Bakılmamalıdır.Mesleki ve meşrebi kusur ve hatalara bakılır.Eğer ıslahı mümküse,ıslah cihetine gidilir. Değilse birlikte hizmet etmenin imkanı kalmıyor.Üstadımız ve ben bu mesleğimi üstadı ezelimden almışım diypr.Buna muhalefet edenle nasıl beraber olabilirsiniz.Üstadın mesleki ve siyasi çizgisi nettir,açıktır.Kimse kendisine göre yorumlayamaz.Çürütülmez prensip,usul ve kaidelerdir.Zamane,zemine göre değişen şeyler değildir.Zorlamalı tevillerle bunlar değiştirilemez. Ya kabul edilir veya edilmez.Bu bir tercih meselesi. Ona göre sonuca katlanılır.

  • Ayhan Aydın

    24.7.2019 09:46:42

    Binler tebrik. Allah istikametten ayırmasın. Allah yar ve yardımcınız olsun.

(*)

Namaz Vakitleri

  • İmsak

  • Güneş

  • Öğle

  • İkindi

  • Akşam

  • Yatsı