"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

“Bir belâ, bir musîbetten çekininiz ki...”

Risale-i Nur'dan
27 Ocak 2020, Pazartesi
(DÜNDEN DEVAM)

ŞAHSÎ HATALARIN UMÛMΠMUSÎBETİ NETİCE VERMESİ NEDENDİR?

Üçüncü Suâl: Bazı eşhasın hatasından gelen bu musibet, bir derece memlekette umumî şekle girmesinin sebebi nedir?

Elcevap: Umumî musîbet, ekseriyetin hatasından ileri gelmesi cihetiyle, ekser nâsın o zalim eşhasın harekâtına fiilen veya iltizamen veya iltihaken taraftar olmasıyla, manen iştirak eder, musîbet-i ammeye sebebiyet verir.

MASUMLARIN O MUSîBET İÇİNDE YANMASI NEDENDİR?

Dördüncü Suâl: Madem bu zelzele musîbeti hataların neticesi ve keffâretü’z-zünubdur. Masumların ve hatasızların o musîbet içinde yanması nedendir? Adaletullah nasıl müsaade eder?

Yine manevî cânibden elcevap: Bu mesele sırr-ı kadere taallûk ettiği için Risale-i Kader’e havale edip, yalnız burada bu kadar denildi:

“Vettekû fitneten... (ilâ âhir)” [Enfal Sûresi: 25.] Yani “Bir belâ, bir musîbetten çekininiz ki, geldiği vakit yalnız zalimlere mahsus kalmayıp, masumları da yakar.”

Şu âyetin sırrı şudur ki: Bu dünya bir meydan-ı tecrübe ve imtihandır ve dâr-ı teklif ve mücahededir. İmtihan ve teklif, iktiza ederler ki, hakikatler perdeli kalıp, tâ müsabaka ve mücahede ile, Ebu Bekirler a’lâ-yı illiyyîne çıksınlar ve Ebu Cehiller esfel-i sâfilîne girsinler. Eğer masumlar böyle musîbetlerde sağlam kalsaydılar, Ebu Cehiller, aynen Ebu Bekirler gibi teslim olup, mücahede ile manevî terakkî kapısı kapanacaktı ve sırr-ı teklif bozulacaktı.

MAZLUMLARIN RAHMET VE ADALETTEN HİSSELERİ NEDİR?

[Sual:] Madem mazlum zalim ile beraber musîbete düşmek, hikmet-i İlâhiyece lâzım geliyor; acaba o bîçare mazlumların rahmet ve adaletten hisseleri nedir?

Bu suâle karşı cevaben denildi ki: O musîbetteki gazab ve hiddet içinde, onlara bir rahmet cilvesi var. Çünkü o masumların fânî malları, onların hakkında sadâka olup, bâkî bir mal hükmüne geçtiği gibi, fânî hayatları dahi bir bâkî hayatı kazandıracak derecede, bir nevi şehadet hükmünde olarak, nisbeten az ve muvakkat bir meşakkat ve azaptan büyük ve daimî bir kazancı kazandıran bu zelzele, onlar hakkında, ayn-ı gazab içinde bir rahmettir.

Sözler, 14. Sözün Zeyli, s. 199

LÛ­GAT­ÇE:

adaletullah: Allah’ın adaleti.

a’lâ-yı illiyyîn: Yücelerin en yücesi.

ayn-ı gazab: Allah’ın gazabının ta kendisi.

bâkî: Ebedî, devamlı, sonsuz.

dâr-ı teklif ve mücahede: Allah’ın emir ve yasaklarından sorumlu olunan ve nefis ve şeytanla savaşılan yer.

esfel-i sâfilîn: Aşağıların en aşağısı.

eşhas: Şahıslar, kişiler.

iltihaken: Katılarak.

iltizamen: Taraftar olarak, gerekli görerek.

keffaretü’z-zünub: Günahlara karşılık verilen ve onları affettiren ceza.

meydan-ı tecrübe ve imtihan: İmtihan ve deneme meydanı.

musîbet-i amme: Umumî musîbet, genel felâket.

muvakkat: Geçici.

nâs: İnsanlar.

sırr-ı teklif: Teklif sırrı, insanların dünyaya gelip Allah tarafından belli vazifelerle yükümlü tutularak imtihan edilmelerinin sırrı.

şehadet: Şehitlik, Allah yolunda canını feda etme.

taallûk etmek: Alâkalı olmak, ilgili olmak.

terakkî: Yükselme, ilerleme.

Okunma Sayısı: 3705
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
    (*)

    Namaz Vakitleri

    • İmsak

    • Güneş

    • Öğle

    • İkindi

    • Akşam

    • Yatsı