"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

İstikbal yalnız ve yalnız İslâmiyetin olacak

Risale-i Nur'dan
25 Mart 2026, Çarşamba
Ben bu zaman ve zeminde, beşerin hayat-ı içtimaiye medresesinde ders aldım ve bildim ki: Ecnebîler, Avrupalılar terakkîde istikbale uçmalarıyla beraber, bizi maddî cihette Kurûn-u Vustâda durduran ve tevkif eden altı tane hastalıktır. O hastalıklar da bunlardır:

1. Ye’sin (ümitsizliğin) içimizde hayat bulup dirilmesi.

2. Sıdkın hayat-ı içtimaiye-i siyasiyede ölmesi.

3. Adavete muhabbet.

4. Ehl-i imanı birbirine bağlayan nurânî rabıtaları bilmemek.

5. Çeşit çeşit sârî hastalıklar gibi intişar eden istibdad.

6. Menfaat-i şahsiyesine himmeti hasretmek.

Bu altı dehşetli hastalığın ilâcını da, bir tıp fakültesi hükmünde hayat-ı içtimaiyemize, eczahane-i Kur’âniyeden ders aldığım “altı kelime” ile beyan ediyorum. Mualecenin esasları onları biliyorum.

Birinci Kelime:

“El emel,” yani, rahmet-i İlâhiyeden kuvvetli ümit beslemek. Evet, ben kendi hesabıma aldığım derse binaen, ey İslâm cemaati, müjde veriyorum ki: Şimdiki âlem-i İslâmın saadet-i dünyeviyesi, bahusus Osmanlıların saadeti ve bilhassa –İslâmın terakkîsi onların intibahıyla olan– Arabın saadetinin fecr-i sadıkının emareleri inkişafa başlıyor. Ve saadet güneşinin de çıkması yakınlaşmış. Ye’sin rağmına olarak ben dünyaya işittirecek (HÂŞİYE) derecede kanaat-i kat’iyemle derim:

İstikbal yalnız ve yalnız İslâmiyetin olacak. Ve hâkim, hakaik-ı Kur’âniye ve imaniye olacak.

Bu davama çok bürhanlardan ders almışım. Şimdi o bürhanlardan mukaddematlı bir buçuk bürhanı zikredeceğim. O bürhanın mukaddematına başlıyoruz...

HÂŞİYE: Eski Said, hiss-i kable'l-vuku ile 1371'de, başta Arap devletleri, âlem-i İslâm’ın ecnebi esaretinden ve istibdadından kurtulup İslâmî devletler teşkil edeceklerini kırk beş sene evvel haber vermiş. İki Harb-i Umûmî ve otuz-kırk sene devam eden istibdad-ı mutlakı düşünmemiş, bin üç yüz yirmi yedide olacak gibi müjde vermiş, tehirinin sebebini nazara almamış.

Tarihçe-i Hayat, s. 100

LÛGATÇE:

adavet: düşmanlık.

bürhan: delil, ispat.

fecr-i sadık: gerçek aydınlık, sabaha karşı doğu ufkunda yayılmaya başlayan beyaz aydınlık.

hakaik-ı Kur’âniye ve imaniye: Kur’an ve iman hakikatleri.

hasretmek: tahsis etmek, sadece bir şeye ayırmak.

himmet: gayret, çaba.

hiss-i kable’l-vuku: bir şeyi olmadan önce hissetme, önsezi.

inkişaf: açılma, ortaya çıkma, gelişme.

intibah: uyanış.

intişar: yayılma, dağılma.

istibdad: baskı, zulüm, keyfî yönetim.

Kurûn-u Vustâ: Orta Çağ.

mualece: bir hastalığa karşı tedâvi uygulama, ilâç verme, ilâç kullanma.

muhabbet: sevgi.

rabıta: bağ.

sârî: bulaşıcı.

sıdk: doğruluk.

terakkî: ilerleme, yükselme.

tevkif: hapsetmek, durdurmak.

yeis: ümitsizlik

Okunma Sayısı: 195
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
    (*)

    Namaz Vakitleri

    • İmsak

    • Güneş

    • Öğle

    • İkindi

    • Akşam

    • Yatsı