"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

Risale-i Nur gençliğin manevi muhafızı

13 Ağustos 2020, Perşembe
Gençler, iman konusuna ve onu tahkikî yapmaya odaklanmalı; enerjilerini ve gayretlerini Risale-i Nur’a harcamalı, zira o her şeyin çaresidir. Risale-i Nur sorunlarla dolu dünyada bir tür manevî muhafız vazifesi görüyor. Risale-i Nur’u okumak çok gayret isteyen birşey. Çünkü o Kur’ân’ın en yüce bir tefsiri. Kur’ân ve hadislerden sonra en çok okunan üçüncü İslâmî eser. Bu tarihte eşi benzeri olmayan ve gelecekte de olmayacak yeni bir tarz.

(Eski ABC Washington muhabiri, “Kıvılcım Muhafızı” adlı kitabın yazarı Peter Barnett 10 Ağustos 2020’de vefat etti. Barnett, daha önce Yeni Asya'nın sorularını cevaplandırmıştı. Rahmete vesile olması için 2010'da yayınlanan sohbetin ikinci ölümünü bugün neşrediyoruz.) - 2-

Risale-i Nur’u yeni tanıyanlara ne tavsiye edersiniz? Risale-i Nur’u şimdiki ve gelecek nesillere en etkili bir şekilde ulaştırmanın yolu nedir?

Bu konuda sabırla hareket edilmesi gerektiğini düşünüyorum, zira Risale-i Nur’u okumak çok gayret isteyen bir keyfiyet. Çünkü, o mukaddes Kur’ân’ın en yüce bir tefsiri ve Risale-i Nur mukaddes Kur’ân ve hadislerden sonra en çok okunan üçüncü İslâmî eser. Dünyadaki 46 dile çevrilen tercümeleri Üstad Said Nursî’nin fikirlerini açıkca temsil ediyor. Bu tarihte eşi-benzeri olmayan ve gelecekte de birkaç yüz yıl olmayacak tamamen yeni bir tarz.

Müslümanlar hakkında genel olarak neler düşünüyorsunuz? Zayıf ve güçlü oldukları hususlar neler?

Evet, şahsî kanaatim; Müslümanların durumunun aksine İslâmiyet sağlam bir din. Gerçekten, Müslüman olmadan önce bugün karşılaştığım bazı Müslümanlarla karşılaşsaydım İslâmı seçmede isteksiz olurdum. En büyük düşmanımız -uygunsuz şeyler yapan- Müslümanlar sayılır. Meselâ, dün (21 Mayıs 2010) duyduğumuz bir haber; Pakistan’da iki camide cereyan eden şiddet olayları... Bunu hangi mantıkla izah edebilirsiniz? Üzücü olan tarafı, hadisenin insanların ibadet ettiği mukaddes bir camide vuku bulması. Bunun İslâmiyette yeri yok; bunları yapan şerir insanlar hakikî Müslüman olamaz, ama sonuçta itham edilen İslâm oluyor. Sadık ve hakkıyla amel eden bir Müslüman görmek büyük bir mutluluk, fakat Müslüman görünüp de tamamen cahil olan insanlarla da karşılaşılıyor.

Gençlere tavsiyeniz nedir?

Günümüzde gençlik çok zorlu bir ortamda büyüyor. 60 yıl önce kendi yaşadığım gençlik dönemiyle mukayese ettiğimde; bugünkü şerli şeyler —televizyon, internet, birçok yanlışlara izin veren açık toplum düzeni— yoktu. Gençler, iman konusuna ve onu tahkikî yapmaya odaklanmalı; enerjilerini ve gayretlerini Risale-i Nur gibi şeylere harcamalı, zira o her şeyin çaresidir. Misal vermek gerekirse; Cumartesi akşamları buraya (Avustralya Nur Vakfı merkezine) gelen gençler kendilerini koruyacak bir ortama sahipler. Ancak onlarla beraber okula giden gençler, Risale-i Nur gibi kendilerini koruyacak bir kaynaktan mahrum olunca uyuşturucu, sefahat ve bunun gibi yanlış şeylerin peşinden gidiyorlar. Bunun için, Risale-i Nur sorunlarla dolu dünyada bir tür manevî muhafız vazifesi görüyor.

Türkiye’de yaptığınız seyahatlerle ilgili tecrübelerinizi aktarır mısınız?

Harikaydı. Eski işim gereği dünyanın birçok yerini gezdim, ama Türkiye’ye gitmemiştim. Türkiye seyahatim bende çok güzel intibalar bıraktı, çünkü tahkikî imanlı insanlarla beraber oldum. Türkiye seyahatim, hayatımın en güzel dönemi olarak kalacak. İnsanlar, Risale-i Nur’un inkişafı, Risale-i Nur cemaatlerinin şefkat ve alâka ile hizmetleri ve fedakârlıkları beni derinden etkileyen hususlar oldu. Said Nursî’nin talebelerinden Mehmet Fırıncı, bana artık Türkiye’de nüfusun yarısının Risale-i Nur hakkında müsbet kanaate sahip olduğunu söyledi. Geçen 100 yıl içerisinde olup bitenleri ve İslâmdan kurtulmak, iman esaslarını tahrip etmek için yapılanları dikkate aldığınızda Nursî’nin iman dâvâsının zafer kazandığını ve önceden verdiği haberlerin aynen çıktığını söyleyebiliriz. Onun haber verdiği; vefatından sonra Risale-i Nur’un daha ziyade intişar edeceği ve hakim olacağı bilfiil vakidir. Ayrıca buradan belirtmek isterim; Türkiye seyahatim boyunca hep yanımda olup hiçbir fedakârlıktan kaçınmayan Fahri Balcı ve Levent Özgüler kardeşlerime şükranlarımı iletirim.

Risale-i Nur okuyucuları sizin bakışınızı nasıl etkiledi?

Risale-i Nur’a kendini adayanlar hayatta tanıdığım en güzel insanlar. Bunu sadece bizlerin hikmet sahibi olduğunu belirtmek için söylemiyorum. Fakat Said Nursî’nin rehberliğinde hak yolunda gitmek çok büyük bir bahtiyarlık. Risale-i Nur’a bağlı biriyle karşılaştığınızda simasının nurla parladığını görürsünüz.

*

Peter Barnett, biz de kesinlikle sizin simanızda Risale-i Nur’un parlaklığını müşahede ettik. Sizin eserlerle tanışma hikâyeniz gerçekten çok etkileyici ve büyüleyici. Risale-i Nur’un himayesinde yetişmiş talebeler olarak, yaşadıklarınız bizi derinden etkiledi, Risale-i Nur ilmine çalışmak ve onu başkalarına da anlatmak için bize şevk unsuru oldu. Allah sizi hidayet yolunda müdavim eylesin ve yazdığınız “Kıvılcım Muhafızı” adlı kitabınızı hizmetlere vesile eylesin. Said Nursî’nin yolunda giden biri olarak Allah size hikmet, ilim, sebat ve metanet ile aynı yolu takip etmeyi nasip etsin. Dr. Colin Turner; Risale-i Nur’un bir iman inkılâbı yaparak akılları, kalpleri, nefisleri ve ruhları terbiye ettiğini ifade ediyor. Bu bir İslâm inkılâbı değil, bir iman inkılâbıdır. Risale-i Nur hakikaten kendi başına yeterli ve —kâinattan bahseden, iman hakikatlerini kat’i ispat eden, Kur’ânı Peygamberimiz’in (asm) niyet ettiği gibi tefsir eden, modern asrın hastalıklarını doğru teşhis edip çareler sunan— câmi bir eser külliyatı. Kur’ân nurunu bizlere yansıtan ve dünyayı aydınlatan Risale-i Nur gibi bir esere bigane kalmak mümkün değildir. Zira, ancak İslâmiyet modern asrın insanı ile sorunları arasında karşı durabilecek yegane kurtarıcı. Ezcümle; semeredar İslâmın geleceği büyük ölçüde Risale-i Nur’un, onun takipçilerinin ve ondan istifade edenlerin omuzunda olacağa benziyor.

(Bu sohbet ilk olarak Yeni Asya’nın, 26 Temmuz 2010 tarihli nüshasında yayınlanmıştır.)

MÜLÂKAT: RÜMEYSA N. YARGI  ZÜHRE G. KOYU
Tercüme: Halil Bozkaya

-SON-

***

Bediüzzaman 20. yüzyılın en etkili Müslümanlarından biridir

AVUSTRALYA’NIN tanınmış gazeteci-yazarlarından Peter Barnett, geçtiğimiz haftalarda Avustralya Nur Vakfı’nda bir konferans verdi.

Avustralya Nur Vakfı’nın organize ettigi “Albany’den Barla’ya Giden Yol” isimli konferansın sunuculuğunu Selçuk Şanlı yaptı. Peter Barnett’in Bediüzzaman’ı anlatan “Kıvılcım Muhafızı” (Guardian of The flame) adlı kitabı geçtiğimiz Nisan ayında yayımlanmıştı. Konferansta kitabından bahseden Barnett, kitabın hazırlık aşamasında yaptığı 3.5 haftalık Türkiye ziyaretiyle ilgili değerlendirmeler de yaptı. Bediüzzaman’a ‘Üstad‘ diye hitap eden Barnett, “Bu kitabı alın ve okuyun. Bediüzzaman 20. yüzyılın en etkili Müslümanlarından biridir” dedi ve Türkiye seyahati sonrası kendisini ‘Nurcu’ olarak gördüğünü ekledi. Ayrıca Barnett’in konuşmasında, tarih ve isimler konusunda gösterdiği titizlik ve ‘dersane, Nurcu, vakıf, abi’ gibi kelimeleri orijinal halleriyle Türkçe zikretmeye çalışması dinleyicilerin dikkatinden kaçmadı. Konferansta, Barnett’in Bediüzzaman’ı gören talebelerle görüşmelerinden ve yüzlerce sayfa notlar, video çekimleri ve ses kayıtlarının ardından 13 aylık bir çalışma sonucu kitabın ortaya çıktığından bahsedildi.

MOLLA HAMİD’İN HATIRASI

Konferansın ardından, Peter Barnett dinleyicilerden gelen soruları cevaplandırdı. Genç bir dinleyicinin sorduğu, “Türkiye seyahatinizde sizi en çok etkileyen olay neydi?” sorusuna, Molla Hamid’le ilgili dinlediği bir hatırayı anlatan Barnett, dinleyicilere duygulu anlar yaşattı. İlk talebelerinden olan Molla Hamid’le uzun süredir görüşmeyen Bediüzzaman’ın, yıllar sonra Molla Hamid’i karşısında görünce “Sen benim Molla Hamid’im misin?” diyerek adeta kemiklerini hissedercesine sarılmasının kendisini çok duygulandırdığını ve bunun kendisini en çok etkileyen hadise olduğunu söyledi. Ortaokul, lise, üniversite öğrencilerinin yanı sıra, değişik yaş gruplarından dinleyicilerin katıldığı konferansın bitiminde, Peter Barnett dinleyiciler için kitabını imzaladı. 

PETER BARNETT KİMDİR?

Peter Barnett, Batı Avustralya’nın Albany şehrinde dünyaya geldi. Perth’de eğitimini tamamladıktan sonra ABC Radyosunun Asya muhabiri olarak çalışmaya başladı. Daha sonra Amerika’ya gitti ve ABC’nin Washington muhabiri olarak 13 yıl Beyaz Saray’da görev yaptı. Avustralya’ya döndükten sonra 10 yıl Radio Australia’nın genel müdürlüğünü üstlendi. Yakın bir zamanda Risâle-i Nurları tanıdı. İlerlemiş yaşına rağmen Türkiye’ye geldi ve Bediüzzaman Said Nursî’nin yaşadığı beldeleri gezdi, gördü ve yaşadıklarını The Guardian of the Flame (Kıvılcım Muhafızı) kitabında derledi.

(Yeni Asya’da 19 Haziran 2011’de yayınlanan haber)

Okunma Sayısı: 1180
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
    (*)

    Namaz Vakitleri

    • İmsak

    • Güneş

    • Öğle

    • İkindi

    • Akşam

    • Yatsı