"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

Acayip inatçı (mı?)!

Sabahattin BOYACI
13 Haziran 2019, Perşembe 00:40
İnsan denilen ve kâinatın yaratılış sebebi olan şu kıymetli mahlûkun öyle harika duygu ve hasletleri var ki, aman Allah’ım.

Elbette Cenab-ı Hak hakîm olduğundan lüzumsuz bir şey vermez ve abes iş yapmaz. Ama her duygu ve hasletin kıymeti kullanma şekline bağlıdır.

Nasıl harika bir makinanın aletlerinin bir kullanma kılavuzu varsa, insanın da duygu ve hasletlerinin nasıl kullanılması ile ilgili bir murad-ı İlâhî olacaktır. İnsan, kendisine verilen her emaneti veriliş maksadına uygun kullanması gerekir. Aksi halde, Allah’ın hikmetine aykırı davranmış olur.

Üstadımız 9. Mektupta: “Hem meselâ, şiddetli bir inat ile ehemmiyetsiz, zâil, fâni umûrlara karşı hissiyatını sarf eder. Bakar ki bir dakika inada değmeyen bir şeye, bir sene inat ediyor. Hem zararlı, zehirli bir şeye inat namına sebat eder. Bakar ki bu kuvvetli his, böyle şeyler için verilmemiş. Onu onlara sarf etmek, hikmet ve hakikate münafîdir. O şiddetli inadı, o lüzumsuz umûr-u zâileye vermeyip âlî ve bâki olan hakaik-i imaniyeye ve esasat-ı İslâmiyeye ve hidemat-ı uhreviyeye sarf eder. O haslet-i rezile olan inad-ı mecazî, güzel ve âlî bir haslet olan hakikî inada yani hakta şiddetli sebata inkılâb eder” diyerek bize verilen ‘inat’ duygusunun nasıl kullanılması gerektiğini izah etmiştir.

Buradan hareketle, toplumu meydana getiren insanlar eğer; sadece inat duygularını bu şekilde kullansalar medeniyet denilen fazilete ulaşırlar. Misal; herkes “Ben kırmızı ışıkta geçmem, hatalı sollama yapmam, hız sınırını aşmam” deyip inat etseler trafik terörü diye bir şey kalmaz. “Ben inatçıyım haksızlığı kabul edemem, kimsenin hakkına tecavüz etmem ve hakkımı da kimseye çiğnettirmem” dese adaletsizlik diye bir şey bize musallat olamaz.

Yine; “Ben Allah’tan başka hiç kimseden korkmam, hiçbir istibdadı kabul etmem ve hiçbir zulme boyun eğmem” diye inat etse müstebitlere ve zalimlere ekmek kalmaz. “Ben inatçıyım arkadaş; Allah’ı tanırım, namazımı zamanında kılarım, orucumu sağlığım el veriyorsa mutlaka tutarım, zengin isem zekâtımı verir haccıma da giderim” dese sağlam bir Müslüman olur.

Yani mesele, bize verilen her duygu ve hasleti doğru kullanmak ya da yanlış istimal etmektir. Madem bize ‘inat etme’ gibi bir nimet verilmiş, onu israf etmemek gerekir. Çünkü yanlış kullanılan her şey zarara sebep olur ve dolayısıyla israf edilmiş demektir. İnat duygusunun doğru kullanılması ile “Hakta şiddetli sebat” edilmiş olur.

Bunu Nurculuk açısından alırsak; Risale-i Nur Külliyatı’nda görmediğim bir şeyi hizmet adına kim söylerse söylesin kabul etmem. İhlâs ve uhuvvet düsturlarına aykırı hiçbir hareket yapmam ve yaptırmam. Hakk’ın hatırından başka kim olursa olsun taraf olmam. “Said yoktur. Said’in kudret ve ehliyeti de yoktur. Konuşan yalnız hakikattir, hakikat-i imaniyedir” denilen yerde hiçbir zevat at koşturamaz. Çünkü ben inatçıyım ve hakta şiddetle sebat ederim.

Allah bizleri, bize verdiği bütün nimetlerini muradına uygun kullanmayı nasip etsin. 

İnadını yerinde kullananları muvaffak eylesin. İnşallah.

Okunma Sayısı: 843
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
    (*)

    Namaz Vakitleri

    • İmsak

    • Güneş

    • Öğle

    • İkindi

    • Akşam

    • Yatsı